Padişahlık döneminde bu gün ki hâkimler; in görevini kadı efendilerin icra ettiği zamanlarda. Muhterem bir zat ailesi ve çocukları ile birlikte çok uzun sürecek bir hac yolculuğu yapmaya karar verir. Hacda kendine yetecek kadar ihtiyacını yanına aldıktan sonra fazla kalan birikimini, altın a çevirip altınları bir çömleğe koyar, çömleğin üstüne de zeytin doldurup çömleğin ağzını bağlar. Çok sevdiği ve emin bildiği yakınındaki komşuna gider. Komşum biz çoluk çocuk hayırlı yola gidiyoruz. Yolculuğumuz biraz uzun sürecek, bizim şu çömleği size emanet ediyoruz bu emanetimizi biz gelinceye kadar altı ay bir sene muhafaza ediverin der. Gelince emaneti alırız der komşusu da hay hay der ve memnuniyetle kabul eder. Yalnız emaneti zeytin olarak söyler, çömleğin içinde altın var demez. Emaneti yerine teslim ettikten sonra eşi ve çocukları ile huzur içinde hac yolculuğuna çıkarlar. Bu hac farizası gerek ihtiyaçtan ve gerekse sevgiden bir yıldan fazla sürer. Bu meyanda emaneti alan komşunun bir sabah kahvaltısı sırasında sofrasında zeytin yoktur. Almaya bakkala gitmeye üşenirler veya lüzum görmezler adam karısına derki yahu hatun şu bizim komşunun bize emanet bıraktığı zeytinden bir tabak doldurun gelin yiyelim yarın alırız çömleğin üzerine yediğimiz kadar koyarız olur biter telâşe gerek yok der. Kadın gider emanet çömleğin ağzını açar bir döker ki tabağa ne görsün zeytinin altından çil çil altınlar döküverir. Hemen telaşla kocasına durumu anlatır gel bey gel komşuların bıraktığı zeytinler çömlekte altın olmuş deyince adamda gözlerine inanamaz ve altınları bozdurup güzelce yerler ve çömleğin içersinde zeytin doldurup ağzını bağlarlar.
Gel zaman git zaman komşu hacdan döner ve bir iki gün hoş beşten sonra komşusundan teşekkür ederek çömleği ister oda hanımına getir hanım komşuların çömleğini ver der. Verirler adamlar gider. Eve varırlar çömlekteki altınlar çıkacak ümidi ile bir dökerler ki altınlar yok çömlek ağzına kadar zeytinle dolu. Hemen acele komşuya koşarlar ve bıraktıkları çömlekte altınları olduğunu bu çömlekte ise altınlar yok hep zeytin var olduğunu böylece yanlış çömlek verdiklerini söyledilerse de komşu inkar eder arkadaş sen bana altın demedin zeytin dedin zeytin aldın ben altın falan görmedim der. İş kadılık olur ama altınların sahibi hacı efendi emaneti bırakırken altın bırakıyorum demediği için davayı kaybeder. Bu olay kasabada yayılır ve günlerce konuşulur. Günlerden bir gün kadı efendi kasabanın sokaklarında dolaşırken çocukların aralarında oynamakta oldukları bir oyun dikkatini çeker bir yere gizlenip çocukların oynadığı oyunu izler.
Çocukların oynadığı oyun kadı efendinin mahkemesini gördüğü hacı efendinin zeytinleri altınları oyundur. Daha ayni tekerrür eder ama ayni sonuçlanmaz. Çünkü hacı efendinin altın bıraktım ben bu komşuma emanet ama söylemedim demesine onunda bana zeytin bıraktı demesi üzerine çocuk kadı hacıdan gelen ne sorar siz ne kadar hacda kaldınız efendi der? Hacı kadı efendi biz aslıda altı aylık gitmiştik ama Allah bize bir hidayet verdi tam bir seneyi geçkin kaldık o mübarek yerlerde. Deyince, bana bu ülkenin en iyi zeytin yetişen ilinden ilçesinde bu zeytinden iyi anlayan uzmanlar getirin der kadı çocuk.
Getirirler kadı uzmanlara sizden şu çömlekteki zeytinlerin kaç yıllık olduğunu bana bildirmenizi isterim anlar mısınız bunun kaç yıllık olduğunu der? Evet, anlarız kadı efendi derler ağızlarına alırlar parmakları arasında ufalarlar ve derler ki kadı efendi bu zeytinler taze üründür daha bu yıl ait zeytindir bunlar deyince emanet sahibi adamı çağırır. Kadı efendi ve derki. Sen bunun altınlarını almış yemişsin yerine yeni zeytin doldurmuşsun onun için suçlusun bunu altınlarını öde hacı komşuna ve helallik dile yoksa seni emanet hıyanetlikten idama mahkum ederim deyince. Adam evet efendim doğru teşhis koydunuz ben altınları yedim hacı efendi koşum dam özür dilerim der ve hem adamdan hem kadı heyetinden hem de Allah tan af diler ve af edilir altınları öder. Bu çocukların kurduğu mahkemeyi izleye kadı efendi ertesi gün mahkemeyi tekrar açar ve celsede ayni yöntemi uygular hak sahibine hakkını teslim eder işte çocuktan al haberi veya çocuklarında çok akıllı iler yapabileceğinin bir örneğidir bunlar ama
Bunun için neler yazar bunu da araştırmacı yazar ozan İsmail destelinin şiirsi dilinden dinleyelim.
Uzun yıllar önce ailece hacca gitmeye hazırlanır bir adam
Her şeyini toplarda tam yoluna hareket edeceği zaman
İhtiyaç fazlası birikimini hemen altına çevirir
O sarı çil çil altınlarını bir çömleğe dolduruverir
Şöyle eline alırda kıymetli altın dolu küpünü
Zeytin ile tamamlar küpünün boş üstünü
Ağzını güzelce bağlar küpü götürür yakın komşusuna
Derki komşum biz hayırlı yola gidiyoruz sahip oluver şuna
Gidip te dönmemek var belki gelip görmemekte olur
Şu bir küp dolusu zeytinlere sahip oluver ne olur
Diyerek emanet eder komşusu da zevkle kabul eder
Bizim hac yolcusu da huzurla ALLAH yoluna gider
Zaman böyle acı tatlı yaşam devam ediyor
Hacca giden komşunun da günü uzayıp gidiyor
Derken gelelim altınlarla dolu zeytin küpüne
Bir gün emanet sahibi adam zeytin almayı unutur evine
Kızım getir bakayım der şu komşunun zeytin dolu küpünü
Biraz zeytin alalımda sonra takviye ediveririz üstünü
Kız getirir küpü de tam sofranın üstüne döker
Küp teki sarı çil altınlar dökülür birer birer
Emanetçi komşu hemence altınların cazibesine kapılır
Küpü zeytinle doldurarak içindeki bütün altınları alır
Başlar o altınları bozdurarak teker teker yemeye
Hacdan gelecek komşuya bakarlar gelsin diye
Bir gün hacılar çıkar gelirde emanetini ister
Sağ olasın güzel komşum bizim emanet küpü ver der
Alır komşusundan küpü sevinçle evine götürür
Küpün ağzını açarda içindekiler yere dökülür
Birde ne görsün hacı emanete hıyanetlik olmuş
Altınlar tüm alınmışta yerine yeni zeytin dolmuş
Hemen komşusuna varır durumu izah eder
Oda bilmem ben komşu sen bana zeytin verdin der
Hacı efendi şikâyetçi olarak hemen kadıya gider
Kadı bu şahısların ikisini de güzelce dinler
Zeytin sahibi hacıya da sen bu davada haksızsın
Küpte altın olduğunu komşuya söylemen lazım
Sen emaneti verirken küpte altın var dese idin
Hacı derki efendim küpü açacaklarını bilemedim
Öyle ise senin bu komşuyu şikâyete hakkın yok
Böyle şifreli emanet olmaz bunda senin suçun çok
Diyerek kadı efendi adamları huzurundan çıkarır
Böylece bu şikâyet ve dava kendiliğinden kapanır
Bir gün bizim kadı efendi bir sokak tan geçerken
Beş altı çocuğu görmüş bir oyunu oynarlarken
Oyunun konusu kadı efendini çok dikkatini çekmiş
Hemen bir kenara gizlenerek bu oyunu seyretmiş
Oyunun konusu birkaç gün önceki zeytinlerin davasıymış
Kadı çok dikkatle dinler ki zeytinin sahibi hacı haklıymış
Çocuğun birisi kadı birisi komşu biriside olmuş hacı
Emaneti bırakan hacı adam olmuş kadıya davacı
Derki kadı efendi çocuk bu zeytinler tetkik edilsin
Şu küpün içindeki altınlar kaç yıllıktır bilinsin
Zeytinler incelenmiş birçok bilirkişiler ile
Derler ki efendim bu zeytinler aittir yeni yıla
Denince kadı çocuk tarafları huzuruna çağırır
Emanete hıyanet edeni şiddetli azarlar ve bağırır
Bu zeytinler çok yenidir oysaki küpteki bir yıllıkmış
Bu küpe yeni zeytin konmuş içinden altınlar alınmış
Bunun suçu senindir komşunun emanetine hıyanetlik ettiniz
Emaneti korumadınız altınları alıp bir güzelce yediniz
Bunu duyunca bizim kadı efendi hatasını anlamış
Karara bağladığı davanın taraflarına haber yollamış
Çağırmış her ikisini de davayı çocuklarınki gibi görmüş
Birkaç çocuğun yüzünden şükür ki doğruyu bulmuş
Ozan İsmail derki sakın bilirim diyerek böbürlenme
Her şeyden bir hisse alasın bunlar çocuktur deme
Şimdi eskisi gibi değil savcısı var hâkimi var
Tek kişi karar vermez kurulca verilir kararlar