Eskiden Günümüze Anne Kalabilmek...

Uzman Aile Danışmanı Büşra Akyüz

Bu çağda Anne olmak, çoğu zaman kimseye anlatamadığımız bir yorgunluktur dostlar.
Elimiz işteyken aklımız çocukta, çocuğun başındayken içimizde bir eksiklik…
Hep bir yere tam yetişememe,eksiklik hâli .
Eskiden annelik daha sessizdi.
Kimse ölçmezdi, kimse karşılaştırmazdı kıyaslamazdı.
Bir anne çocuğunu büyütürken kendini bu kadar sorgulamazdı.Bu çağ anneye öyle bir yük yükledi ki sistem bize mükemmel olmaktan baska bir çare yok demeyi öğretti...
Şimdi ise her anne, “Acaba yeterli miyim?” sorusuyla uyuyor.
Oysa bizim kültürümüzde anne, evin kalbiydi.
Kalp yorulurdu ama atmaktan vazgeçmezdi.
Anne yorulsa da ev dağılmazdı, çünkü anne toparlardı.Nede olsa ANNE demek karşılıksız sevmek, emek demekti..
Bir dua ile, bir sabırla, bir “gel bakalım” sözüyle…ANNE...
Bugün evlerimiz değişti.
Eşyalar çoğaldı, zaman azaldı.
Aynı sofrada oturuyoruz ama aynı hâlde değiliz.
Çocuk anlatmak istiyor, anne yetişmek…
Anne susuyor, çocuk içine kapanıyor.
Aile içi iletişim tam da burada kopuyor.
Bağırarak değil, acele ederek…
İhmal ederek değil, fark etmeden uzaklaşarak.
Eskiden dini ve örfi değerler konuşulmazdı, yaşanırdı.
Anne kızına “sabırlı ol” demezdi, sabrederdi.
“Şükret” demeden şükrederdi.
Çocuk da onu görerek öğrenirdi.
Şimdi çocuklarımıza doğru cümleleri kuruyoruz ama doğru hâli gösteremiyoruz.DÜŞÜNEMEDİK dostlar Çocuklarımızın istediğimiz gibi olmayacağını, yetiştirdiğimiz gibi olacağını...
Çünkü biz de yorulduk.
Çünkü biz de yalnız kaldık.
Çünkü bu çağ annelere haddinden fazla yüklüyor ama çok az tutuyor.
Şunu söylemek istiyorum:
Çocuklarımızın ihtiyacı mükemmel anneler değil.
Duygusu olan, hatası olan ama orada kalan anneler.Hiçbir çocuk gömleğimin düğmesi koptu diye dert etmeyecek...
Bir anne çocuğuna her şeyi veremeyebilir.
Ama “yanındayım” duygusunu verebilirse, eksik hiçbir şey kalmaz.
Bazen bir sarılma, uzun nasihatlerden daha öğreticidir.
Bazen susup dinlemek, en büyük terbiyedir.
Aile dediğimiz şey büyük laflarla ayakta durmaz.
Küçük ama samimi temaslarla, tam bir sevgi ve bağlılıkla yaşar.
Birlikte içilen çayla,
Gece uyumadan önce edilen kısa bir duayla,
Bir “hakkını helal et” cümlesiyle…
Belki eski zamanlara dönemeyiz.
Ama o zamanların ruhunu evimize tekrar davet edebiliriz.Ecdadın izinde giderek...
Biraz yavaşlayarak…
Biraz daha birbirimize bakarak…
Biraz daha anne kalarak ve biraz daha insan kalarak…
Çünkü bir ev, en çok annenin hâliyle hatırlanır ve annenin haliyle hemhal olur.
Ve bir çocuk, en çok annesinin kalbinde büyür. O yüzden unutmayalım dostlar ŞÜKÜR SOFRADA EDİLİR,SABIR EVDE ÖĞRENİLİR....

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.