Kadın olmak, çoğu zaman kendi yüklerinin yanına sevdiklerinin, evinin, işinin ve geleceğin sorumluluklarını da sessizce eklemek demektir. Görünmez bir anlaşma yapılmış gibi, herkes senin güçlü durmana alıştığında, kimse "Sen nasılsın?" diye sormaz. Sen de sormazsın kendine. Ta ki bir gün, ufacık bir detayla ya da hiçbir sebep yokken gözlerinden o yaşlar süzülmeye başlayana kadar.
O ağlama isteği, güçsüzlük ya da yenilgi değildir. O yaşlar, uzun zamandır "Ben hallederim" diyerek sırtlandığın taşların, kalbine batmaya başlayan sivri köşeleridir. Kalbin kırıktır; çünkü verdiğin emeğin, gösterdiğin fedakârlığın ve taşıdığın yükün karşılığında bir çift şefkatli göz, bir sığınak bulamamışsındır. Hep sığınak olan sen olmuşsundur ama senin sığınacak bir limanın kalmamıştır.
Artık bu yükü taşımak zorunda olmadığını kabul etmek, iyileşmenin ilk adımıdır.
Güçlü kadın rolünden emekli olma zamanı gelmiştir belki,her şeye yetişmek, herkesi mutlu etmek ve her sorunu çözmek senin tek başına görevin değil. Güçlü görünmek zorunda değilsin. Dağılmaya, yorulmaya ve "Ben artık yapamıyorum" demeye hakkın var.
Taşıdığın yüklerin ne kadarı gerçekten sana ait, ne kadarını başkaları rahat etsin diye sen üstlendin? Sana ait olmayan sorumlulukları sahibine geri ver. Bırak bazı şeyler yarım kalsın, dünya senin yokluğunda da dönmeye devam edecek.
Bazen Kalbimizde o kadar çok kırıklar birikir ki bunları süpürmek temizlemek dışarı atmak gerekir işte bunun tek yolu ağlayarak temizlemektir ,çünkü ağlamak , ruhun kendini yıkama şeklidir. Yıllarca içine attığın "hayır" diyemeyişlerin, kırgınlıkların ve yalnızlık hissin o gözyaşlarıyla dışarı çıkıyor. Bırak aksın. Ağladıktan sonra hafifleyen o alanı kendinle doldur.
Başkalarının hayatını kolaylaştırırken kendi hayatının figüranı haline geldiğini fark et. Bugün sadece kendin için küçük bir şey yap. Hiç kimseye hesap vermeden, sadece sana iyi geldiği için.
Sen bir taşıyıcı sütun değilsin; sen hissedebilen, yorulabilen ve şefkate ihtiyaç duyan bir insansın. Kalbinin kırıldığı yerden ışık girer derler. O yaşlar kuruduğunda, geriye sadece başkaları için yaşayan değil, kendine değer veren yenilenmiş bir sen kalacak.
Kendine biraz zaman ver ve omzundaki o ağır yükleri yavaşça yere bırak. Sen durursan dünya yıkılmaz, ama sen kırılırsan toparlanmak zaman alır.