AŞK

Şule Taşkıran

Gerçek aşk, insanın ruhundaki pürüzleri düzelten, geçmişin bıraktığı tüm yorgunlukları dingin bir huzurla yıkayan en zarif iyileştiricidir. İnsan, hayatın karmaşasında ve kıran kırana geçen mücadelesinde bazen kendi değerini unutur, kalbinin etrafına yüksek duvarlar örer. İşte gerçek aşk, o duvarları yıkmak için değil; kapısını sevgiyle çalmak ve içeriye şifa dolu bir ışık sızdırmak için gelir.
​İyileştiren bir aşk; sana kendini kanıtlama çabası yüklemez, seni bir yarışın içine sokmaz ya da bir başkasının hayatında kırıntılarla yetinmeye zorlamaz. Aksine, olduğun gibi kabul edildiğin, eksiklerinle ve kırgınlıklarınla kucaklandığın güvenli bir liman olur. Birlikte gülmenin hafifliği, içten bir sarılmanın hissettirdiği emniyet ve bir çift gözün içinde sebepsizce var olmanın huzuru, insanın zihnindeki en karanlık odaları bile aydınlatmaya yeter.
​Aşk, bir insanı dönüştürür; ama zorlayarak değil, sevginin doğallığıyla. Yaralı bir kalbin yeniden güvenmeyi öğrenmesi, hayata karşı bükülen omuzların dikleşmesi ve hayal kurmaktan korkan zihnin yeniden kanatlanması hep bu mucizevi duyguyla mümkündür. İnsan sevildikçe kendine değer vermeyi, değer gördükçe hayatın inceliklerini fark etmeyi öğrenir. Mutluluk artık ulaşılması gereken uzak bir hedef değil, sevdiğin kişinin varlığında her gün yeniden doğan bir hissiyat haline gelir.
​Ruhu iyileştiren aşk; hafifletir, özgürleştirir ve insanı en yalın, en güzel haliyle buluşturur. Yaşamın tüm fırtınalarına rağmen, sırtını dayayabileceğin ve sadece varlığıyla bile içini ferahlatabilen bir sevgiye tutunmak, bu dünyada bir kalbe verilebilecek en büyük armağandır. Çünkü gerçek aşk, yarayı gizlemek değil, onu sevgiyle kabuk bağlatıp iyileştirmektir.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.