GÜNEŞE, AYA VE YILDIZLARA…

Şaziye Noyan

Ağustos ayının başından bu yana gökyüzü ile ilgili olayları duymayan kaldı mı? Yıldız yağmuru, güneş tutulması, gezegenlerin gözle görülebilir sıraya dizilmesi… Yıldız yağmuru için şehirlerde düzenlenen turları, adım adım hangi noktalarda yıldız yağmurunun izlenebileceğini söyleyen haberleri, sosyal medyada paylaşılan resimleri görmeyen kaldı mı? İnsanoğlunun bilinmeyene ve görünenin ötesine daimî bir merakı vardır. İnsanların bu denli merak duyduğu gökyüzü acaba Kur’an’da ve hadislerde nasıl yer almıştır? Gelin bu sorunun cevabına birlikte bakalım.

Allah Kur’an’da bazı ayetlerde gökyüzünde bulunan yıldızlara dikkat çekerken bazı ayetlerde Güneş’e ve Ay’a dikkat çekmiştir. Mesela Yasin Suresi’nin 38. ve 39. Ayetlerinde geçen Güneş kendisine ait yerleşik bir düzene göre (yörüngesinde) akıp gider. Bu, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir. Ay için de menziller belirledik; sonunda o, hurma salkımının (ağaçta kalan) yıllanmış sapı gibi olur.” İfadelerinde her gün gördüğümüz ama dikkat etmediğimiz bir gerçeği Rabbimiz bize işaret etmektedir. Tarık Suresi’ne baktığımızda “Târık” kelimesi ile ifade edilenin yıldızlar olduğu kelimenin anlamının ise “gece gelen, kapı çalan, şiddetle vuran” anlamlarına geldiğini görmekteyiz. Yıldızlar görünüp kaybolduğu için bu isimle isimlendirilmişlerdir. (Kur’an Yolu, V,596) Benzer şekilde birçok ayet bulabiliriz ancak Âl-i İmran Suresi’nin 190-191. Ayetleri ilk okuduğum günden bu yana kalbimi heyecanla dolduran içime Rabbimizin varlığına tekrar tekrar iman ettiren içime coşku veren ayetlerdir. Çocukluğumdan bu yana gökyüzünden gece ve gündüz gözlerini alamayan, geceye ve gündüze hayranlık duymuşumdur. Allah (c.c) bu ayetlerde bize akıl sahiplerinin dururken, otururken ve yatarken gece ve gündüzün farkları hakkında düşünen insanlar olduğunu ve “Rabbimiz sen hiçbir şeyi boşa yaratmadın. Bizleri cehennem ateşinin azabından koru!” dediklerini bildirmektedir. Sanatçının sanatına âşık olan akıl sahipleri sanatçının azabından korkup ona sığınırlar. Bugün hâlâ aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen gözlerimizi gökyüzünden alamıyoruz. Her yıl farklı haberlere konu oluyor. Ay ve Güneş’in doğuşu batışı yıldızların dünyaya vuran güzel parlaklığının eserine hayran hayran bakmaya devam ediyoruz.

Diğer bir yandan tutulmalar insanların hayranlığını cezbederken bir yandan da ne kadar çaresiz olduğunu hissettiriyor. Cahiliye Dönemi’nde Güneş veya Ay tutulduğu zaman bunun bir uğursuzluk işareti olduğu düşünülüyordu. Bu nedenle insanlar çeşitli ritüeller düzenleyerek uğursuzluğu kovmak istiyordu. 2006 yılında Konya’da yaşanan tam tutulmayı hatırlayanlar niçin korktuklarını daha iyi anlayacaklardır. Öğle vakti gökyüzünün tamamen kararması Güneş ışıklarının Ay’ın etrafından ince bir çizgi hâlinde görünmesi bekli hâlâ hatıralarınız arasında yer almaktadır. Peygamber (sav) döneminde yaşanan Güneş Tutulmasını gören sahabeler bu olay Peygamber (sav)’in evladı İbrahim’in ölümünden dolayı olduğunu düşünerek eski geleneklerini hatırlamışlardı. Resulallah (sav) bu durumu işittiği zaman sahabeyi toplayarak 2 rekât namaz kıldırdıktan sonra “Şüphe yok ki Ay ve Güneş Allah’ın ayetlerindendir. Onlar hiç kimsenin ölümünden veya hayatından dolayı tutulmazlar. Sizler tutulmayı gördüğünüz zaman Allah’a dua ediniz, tekbir getiriniz, namaz kılınız ve sadaka veriniz.” buyurmuşlardır. (Buhârî, Kusûf,1044).

Geçmişte ve günümüzde gözlerimiz kaldırıp baktığımızda dikkatimizi çeken gökyüzü bugünden sonra da merak konusu olmaya elbette devam edecektir. Bir gün dolunay güzelliği ile insanları büyülerken yokluğunda yıldızlar bizleri büyülemeye devam edecektir. Biz müminlere düşen yeryüzünde ve gökyüzünde her gün binlerce muhteşem eserini gördüğümüz o muhteşem sanatçıyı layıkıyla anmaya O’nu zikretmeyi unutmamaya dikkat etmektir.

Manevî Danışman ve Rehber Şaziye Noyan

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.