Zamana Direnen Konya Evleri

Ömer Tokgöz

Anadolu'nun birçok yerinde geleneksel Türk evi tarzında mütevazi evler, meskenler görülür. Bunlardan bazıları çok daha iyi korunmuş ve bugüne yıkılmadan gelebilmiştir. Safranbolu, Beypazarı evleri, Boğazdaki devasa yalılar ve Konya'da Mengüç caddesinde ve Türbe önündeki dillere destan evler bu tarz evlerdir. Konya evi denilince geleneksel Türk evi ve onun bir şubesi olan Konya evi Prof. Dr. Doğan Kuban tarafından "hayatlı" ev modeli olarak betimlenir. “Hayat” demek etrafı kerpiç duvarlarla çevrili bir bahçelik avlu demektir. Kişilerin sosyal ve ekonomik imkanlarına göre konut ve hayat dar veya geniş olabilir. Hayat içinde su kuyusu, tulumba, çeşme, havuz, örtme, tandır, bastırık sekisi, izbe/ kiler, at arabası varsa ahır ve araba koyma yeri ve uygun yerinde hela/WC gibi eklentileri vardır. Geleneksel Türk evinde cumba veya Konya tabiriyle çıkma bulunur. Konya evinde balkon yoktur. Üst kısmında sokağa ve caddeye bakan cihannüma olabilir.

Geleneksel Konya evleri bir ve iki katlı kerpiç evlerdir. İkinci katlarda selamlık bölümü ve sokağa dönük kısma yapılan cumbalı/çıkmalı yapılır. Çıkma kısmını eli böğründe denilen dayanaklar taşır. Cihannümalı mesken olarak özgün bir yapıya sahiptir. Haremlik selamlık tarzı ve hayatlı Konya evlerinde balkon bulunmaz. Balkon tarzı batılı bir model olup, Konya'da görülmeleri ise 19.yüzyıl başında Lübnan'dan Konya'ya sürgün edilen 70 civarındaki Hristiyan Arap Maruniler tarafından yapılan evlerde başlamıştır. Birinci dünya savaşı öncesi 1.Ulusal Mimari akımına göre yapılan Kız Muallim mektebi ve Erkek Muallim mektebinde ve bazı kamu binalarında yeni bir mimari öge olarak balkon yapılmıştır.

Konya evleri denilince mimari olarak Çatalhöyük’ten bu yana toprak, kerpiç ve ahşap elemanlar temel inşa tekniği olarak düz damlı ve tek katlı, iki katlı evler ön plana çıkar. Herkesin dilinde pelesenk olan bir deyim vardır. Bir Konya türküsünde türbe önündeki evler, Meram'daki bağlar bizim olacak denilir. Yalnız türbe önünde toplasan 10 ev yok, Meram'da da bağ yok. Bir de bu ikisi olmayana kız verilmez denilir. Konya’da 19. yüzyılda konut mimarisinde bazı değişimler ve Avrupa mimarisi etkileri görülmeye başlanmıştır. Konya’da 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında bu iki mimari, Geleneksel Konya Evleri ve Avrupa Mimari etkileri taşıyan evler bir arada yaşamışlardır. Düz toprak dam kullanımı, Konya'da 20. yüzyıla kadar devam etmiştir. Ancak 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında evlerde düz toprak damın yerini çatıların almasından sonra, kendilerine ait beşik çatıları olan cihannümaların ortaya çıktığı görülmektedir.

Anadolu'da cihannümanın en eski örneğini Konya'da Anadolu Selçuklu yapısı II. Kılıçarslan Köşkünde görmekteyiz. Erken Osmanlı saraylarında kule tarzında benzer şekilde etrafı seyir amaçlı mekanlar inşa edilmiştir. Sivil mimaride cihannüma kullanımı bir dönem kesintiye uğramış. Sonrasında, cihannümalar 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl Osmanlı ev mimarisinde çatı katlarında uygulama alanı bulmuştur. Cihannüma Farsça kökenli bir terim olup, kelime anlamı itibariyle "cihanı gösteren" manasına gelmektedir. Cihannüma ile ilgili çeşitli tanımlar yapılmıştır. Genel anlamda çatı katlarında, çevreyi seyretmek için yapılan pencereli oda, yarı açık mekân ya da kule tanımı yapılabilir. Konya evlerinde cihannümalar, konutun çatı katında yer almaktadır. Dikdörtgen planlı, bağdadi tekniğinde inşa edilmiş olup, bol pencereli düzenlemeleri ile ana giriş cephesine yönelmiş, tek veya iki hacimli mekanlardır. Konya'da cihannümalar, evlerin cephelerine estetik bir değer katmakta, konut mimarisinin değişiminde önemli öğelerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. (Konya evlerinde Cihannüma, NEÜ. Öğr.Gör. Erkan AYGÖR)

Geleneksel Konya evleri, kerpiç, ahşap ve taş malzemeden yapılmışlardır. Bu tip evlere Konya çevresinde “Hayatlı” evler denilmektedir. Konya da bu hayatlı evler; tek katlı, iki katlı ve mabeynli olarak alt guruplara ayrılır. Mabeynli evler; iki oda ve bir sofadan oluşan, iç sofanın prototipi olarak gösterilen plan tipinde Konya’da yaygın olarak kullanılmıştır. Geleneksel Konya evlerinde görülen ortak özellikler: Genellikle her evde büyük veya küçük bir bahçe bulunur. Evlerde çatı bulunmayıp; üstü hasır üzerinde toprakla örtülerek kapatılmıştır. Her evin damında, toprağı sıkıştırmakta kullanılan loğ yani dam yuvağı bulunur. Taş malzeme evlerin temelinde, kerpiç malzeme duvar yapımında kullanılır. Konutlarda oda sayısı bir veya iki adettir. Evlerin bahçelerinde hariciye, örtme (aşhane) kiler, samanlık, odunluk, kayıt damı, ahır, arabalık gibi yardımcı hizmet mekânları yer alır. Alt katlar genellikle izbe olarak kullanılır. Yine bahçenin bir köşesinde tandır, evin önünde su kuyusu, tulumba önünde taş havuz, helâ ve helâ kuyusu yer almaktadır. Bu geleneksel Konya evlerinde dış süsleme oldukça sadedir.

Geleneksel Konya evlerinin yerleşim planı genelde şöyledir. Konutların ana giriş yönünde bina boyunca uzanan bir iç sofa bulunur. Genellikle sofanın iki yönünde karşılıklı ikişer oda bulunur. Geleneksel konutlarda bir veya iki olan oda sayısı, Avrupa mimari etkisi ile her katta üç veya dört oda haline gelmiştir. Evler genellikle bodrum katla birlikte üç katlı inşa edilmişlerdir. Odaların yüksekliği artmış buna bağlı olarak konutlarında boyu uzamıştır. Yapıların üst örtüsünde beşik ya da kırma çatı ile karşılaşılır. Çatılarda alaturka veya Marsilya tipi kiremit kullanılmıştır.

Pencerelerin büyüklükleri artar genelde ½ oranında tasarlanır. Cephe bezemelerinde Avrupa mimari etkileriyle neo-klasik üçgen alınlıklar, barok dalgalı saçaklar, yatay kat ayrımları, düşey köşe silmeleri, panolar halinde püskürtme sıvalar, vb. izlenir. Bu evler yakın çevresinden ve Avrupa mimari süsleme öğelerinden etkilenerek, kendi yöresel özellikleriyle birlikte yeni bir gelişme kaydetmiştir. Konya’da demir parmaklıklarda da ikili bir ayırıma gidilebilir. Geleneksel konutlarda daha çok basit parmaklık kuruluş sistemi görülür. Zengin görünümlü, Avrupa mimari etkileri taşıyan ve büyük tasarlanmış Konya evlerinde ise daha karmaşık bir sistem geçerlidir. (Konya evlerinde cephe mimarisi, Erkan AYGÖR, seminer sözlü bildiri, 15.10.2020)

Konya'da cihannümalar üç tipte tespit edilmiştir. Bunlar, oda pencereli, oda çıkmalı ve balkonlu cihannümalardır. Genellikle yapım tekniği olarak bağdadi tercih edilmiştir. Bağdadi tekniğinin kullanımı sonucu genellikle giyotin pencereler tercih edilmiştir. Giyotin pencerenin yukarıya doğru açılması ve pencere kasasının dar duvar kalınlığına uyumu bu durumu kendiliğinden ortaya çıkarmıştır. Ancak balkonlu cihannümalarda iki yana açılan kanatlı pencereleri de görmek mümkündür. Bazı örneklerde pencereler demir parmaklıklara sahiptir. Avrupai tarzda mimari etkilerle oluşan Konya evleri ise, geleneksel Konya evlerine oranla çok daha büyük tasarlanan, Konya’nın varlıklı ailelerinin yaptırdığı konutlardır. Evlerde yapı malzemesi olarak taş, tuğla, kerpiç, ahşap gibi çeşitlemeler görülür. Yapım tekniklerinde genelde yığma (kâgir) izlenir. Bu evlerin planları ve cepheleri büyük ölçüde simetriktir. Konya merkezde cihannümalı evlere örnek iki tane ev bulunmaktadır. Biri Mengüç caddesindeki bir ev olup diğeri İnce Minareli Medresenin hemen arkasındaki Fahrettin Altay Paşa konağıdır.

Zamana direnmeye çalışan çıkmalı (Cumbalı) Konya Evleri derken bugün artık bu tarz evler yapılmadığı için bu başlığı kullandım. Var olanlar da zar zor ayakta durmaya çalışmaktadır. Kentsel dönüşüme giren ve kaderine boyun eğmiş evler yıkılmak için sırasını bekliyor. Şükürler olsun ki Akçeşme tarafında Mengüç caddesi, Topraklık caddesi, Kerim dede sokak ve Şükran mahallesinde restore edilen evlerin olması bir nebze gönlümüzü rahatlatıyor. Hacı Fettah mahallesinde de kısmen mesken olarak kullanılan geleneksel iki katlı evler bulunuyor.

Dikkatinizi hiç çekti mi? Bilmem. Restorasyon yapılan geleneksel Konya evlerinden hiçbirinde mesken olarak kullanım görülmüyor. Bu evlerde herhangi bir Konya ailesi oturmuyor veya kullanmıyor. Evlerin bir kısmı ilgili belediyeler tarafından zabıta müdürlüğü, kültür müdürlüğü, muhtarlar derneği binası, üniversite güzel sanatlar topluluğu vb. tarafından kullanılıyor. Çoğunluğu ise ya bazı STK’lara devredilmiş ya da boş durumda bekliyor. Bazılarında ise tasavvufi amaçlı derneklerin yer aldığı oluşumlar göze çarpıyor.

Konya merkezdeki kadim mahallelerin çoğunluğunda bu tür evler saymaca tek tük hale geldi. Hatta Şeker Tekke, Sedirler, Araplar, Kurtuluş mahallelerinin tamamı kentsel dönüşüm sonucunda betonarme bloklarla kaplı bir duruma geldi. Bunun dışında mazideki Konya evleri nedir diye soran olursa elimizde gösterecek evlerimiz merkeze 15/20 km uzaklıktaki Hatip ve Gödene mahallesinde kerpiç evler bulunuyor. İlçelerde ve köylerinde her şeye rağmen geleneksel tarzda kerpiç ev ve cumbalı (çıkmalı) evler varlığını sürdürüyor. Mesela Seydişehir yolunda yer alan Hasan şeyh mahallesinde tarihi Konya evleri gözlemlenebilir. Akşehir ilçemiz ise bu konuda en şanslı ve 2000 (iki bin) ev ile en çok tarihi Konya evine sahip olan bir ilçedir. (https://mobil.aksehirpostasi.com/yazarlar/omer-tokgoz/otantik-konya-aksehir-evleri/51/

Ayakta kalmaya çalışan derken giderek bu tip evler yaşanılan mekanlar olmaktan çıkıyor, varisler anlaşamayınca metruk hale geliyor ve bir süre sonra tamir edilecek veya yıpranmış virane evler haline geliyor, bir süre sonrada yıkılıp yerine apartman veya blok siteler yapılıyor. Acizane şahsi fikrim sokak sağlıklaştırma kapsamında yerel yönetimler ve Çevre Bakanlığı ortak proje ile bu tür geleneksel evleri restore etmelidir. İşin bir de sosyal konumu ve sokağın hali hazırdaki konumu da önem taşıyor.

Eski günlerin cazibesi ve ekonomik hareketlilik kalmadığı için bu sokaklar artık ikamet için tercih edilen merkezi sokak ve prestijli yerde oturuyor olmak vasfını kaybetmiştir. Maalesef prestijli konumunu kaybettiği için sahipleri için restore edilse dahi artık beğenilerek oturulan bir yer olmaktan çıkmış durumdalar. Araplarda, Sedirlerde, Türbe önünde, Uluırmak semtinde kerpiç evde oturmanın bir değeri bulunmamaktadır. Varsa yoksa apartmana çıkmak, görece temiz yerde oturmak ön plana geçmiştir.

Mesela Celal Sokağı tarihi Konya evleri açısından önemli bir yerleşim yeri idi. Türbe önü evlerinin son durumunu yazmak ve fotoğraflamak bana nasip oldu. Sedirler, Dolav, Civar, Dolappare gibi ortadan kalkmış mahallelerde durum pek iç açıcı değil. Ne eski evler ne eski insanlar kaldı. Bu sokakların yarısı yıkık, diğer yarısı yıkılacak evler olarak zar zor duruyor. Zaten yarın bir gün o yerlere apartman, site vs. yapılınca bu evler ayrık otu gibi kalmış oluyor. Özgün çevre düzenlemesi olmayan, hayat ve bahçesi gözlem ve gözetim altında kalmış, eski günlerin mahremiyeti kalmamış bir ortama da mahkûm evler olarak göze batıyor. Görece eli yüzü düzgün ve güzel oldukları için kimse itibar etmiyor. Yarın yıkılır veya mütaahhite verilir gözüyle bakılıyor. Oysa bu evleri ayakta tutan maddi çizgiler kadar o evi ayakta tutan ve canlılık veren şeylerden bir kültürel boyut vardı. Yani geleneksel evleri şükür, kanaat, rıza ve diğergamlık anlamında komşuluk ilişkileri ayakta tutuyor idi. (https://www.yenihaberden.com/turbe-onundeki-evler-14072yy.htm)

Yüksek mühendis ve mimar Celile Berk 1950 yılında Konya evlerini doktora tezi olarak çalışmıştır. Bu evlerden sadece Nakipoğlu konağı günümüze gelebilmiştir. Doktora çalışmasının önsözünde: “Anadolu tarihinde mühim bir yer işgal eden Türkiye'nin önemli şehirlerinden biri olan Konya, Anadolu'nun belli başlı bölgelerinden birinin merkezidir. Türk evi, iklim, malzeme vs. bakımından muhtelif bölge ve tiplere tasnif edilecek olursa, Konya bunların içinde belli başlı ayrı bir grup teşkil edecektir. Onun için Konya evi "Türk evi" konusuna mühim bir tesir icra edecektir. Bugüne kadar Konya'ya asırlar boyunca gelen birçok âlim, şarkiyatçı ve seyyahlar, şehrin yalnız cami, medrese ve Mevlevîlerini uzun uzun etüt etmişlerdir. Halbuki, kültürü bu kadar yüksek olan bir diyarın sivil mimarîsi de şartların imkân kıldığı nispette, ileride olacaktır. Nitekim Konya için bu böyledir. (Celile Berk, İTÜ, Mimarlık Fakültesi,1951, Konya Evleri, sf:5)

Hülasa-ı kelam günümüzde bu evlere rastladığımızda kimimiz çocukluk günlerine döner. Kimimiz dedemin evi, nenemin evi der ah çeker. Kimi mail-i inhidam hale düşmüş evlere yas tutar. Kimisi de ben kim böyle bir evde oturmak kim diye geçer gider. Geleneksel ve modern tarzda yapılmış meskenlerde oturmakla birlikte Cahit Sıtkı Tarancı'nın memleket isterim şiirinde özlem duyduğu bir memlekete ihtiyacımız var. Gelir dağılımında adaletin sağlandığı, düşük gelir gruplarının gelir desteği aldığı, mesken edinme, sağlıklı beslenme, kültürel aktivitelere katılma, tatil yapabilme, ulaşım araçlarına sahip olması bir hayal değildir. Ayrıcalıklı ve azınlık bir kesimin eriştiği veya yaşadığı bir atmosfer olmamalıdır. Türk halkının ister Konya'da ister Türkiye'de ister yurt dışına çıkıp görgü ve bilgisini artıracağı, gezip dinlenebileceği bir ekonomik düzeye erişmesini sağlamalıyız. O zaman bu insan mazideki güzelliklerden haberdar olur ve müreffeh şekilde ya modern sitelerde veya elindeki imkanlar ile müstakil bir evde oturur. İsterse bir hobi bahçesi alır, doğayla iç içe stres atar. İsterse atadan dededen kalan otantik Konya evinde veya villasında oturur. Nostaljik avuntularla vakit kaybetmek yerine altını çizdiğim toplumsal ütopyanın Türkiye’de realize edilmesi için fevkalade çalışmak lazımdır vesselam.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.