Konya nere, Amerika nere? Bugün Konya’nın geçmişini düşünürken pek çoğumuzun aklına gelmeyecek gerçek bir hikâyeden söz edeceğim: Bundan yaklaşık 115 yıl önce, şehrimizde Amerikalı misyonerler tarafından bir hastane kurulmuştu. 1911 yılında kuruluş çalışmaları başlayan, 1912’de hizmet vermeye başlayan ve aralıklarla 1923 yılına kadar faaliyetini sürdüren bu hastane, Konya’nın yakın tarihindeki dikkat çekici yapılardan biriydi. Peki, Amerikalı bir misyoner teşkilatını Konya’ya getiren neydi? Bir hastane kurmak için okyanusları aşan bu insanların amacı yalnızca hastaları tedavi etmek miydi, yoksa sağlık hizmetleri daha geniş bir dinî ve kültürel faaliyetin parçası mıydı?
Konya Amerikan Hastanesi, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Anadolu’da faaliyet gösteren Amerikan Board misyoner teşkilatının sağlık alanındaki çalışmalarından biriydi. Hastane, bir yandan dönemin sağlık ihtiyaçlarına cevap verirken diğer yandan Protestan misyonerliğinin dinî ve toplumsal faaliyetlerine de ev sahipliği yapıyordu. Yerel basında hastanenin kuruluşuna yönelik itirazların görülmesi, bu girişimin Konya’da yalnızca tıbbî bir mesele olarak görülmediğini de gösteriyordu.
Bu yazıda, arşiv belgeleri, dönemin gazeteleri ve akademik araştırmalar ışığında Konya Amerikan Hastanesi’nin kuruluşunu, sağlık hizmetlerini, misyonerlik faaliyetlerini ve kapanış sürecini ele alacağım. Amacım, bugün büyük ölçüde eski fotoğraflarda ve tarihî kayıtlarda izini sürebildiğimiz bu kurumu, Konya’nın toplumsal ve tarihî geçmişi içindeki yeriyle birlikte hatırlamak. Hiç duymadım diyenleriniz olabilir. Konya’da bir Amerikan misyoner hastanesinin kurulması, yalnızca ekonomik kaynak ve siyasi destek gerektiren bir girişim değildi. Aynı zamanda belirli bir dinî misyona bağlı, bu amaç uğruna ülkesinden uzakta çalışmayı göze alan insanların çabasını da içeriyordu. Bu nedenle hastanenin hikâyesini anlamak için Amerikan Board teşkilatının faaliyetlerine ve misyonerlik anlayışına kısaca bakmak gerekir.
Misyon, XVI. yüzyıldan itibaren Hristiyan inanışlarını vaaz etmek ve ayinleri yönetmek yetkisiyle donatılmış din adamlarının çevreye gönderilmesine denilmiştir. Misyonu yerine getiren görevlilere de “misyoner” denilmektedir. Görünen bu dinî gayelerinin yanında; misyonerliğin zamanla siyasî, ekonomik, sosyal ve idarî amaçlar gibi pek çok hedefi de bünyesinde taşıdığı görülmektedir. Filistinli yazar Edward Said’e göre ise sömürgeciliğin keşif kollarından biri olan oryantalizm yapılıyor demektir.
Konya’daki hastaneyi kuran misyoner örgütlenmesi American Board of Commissioners for Foreign Missions (ABCFM) adlı misyoner teşkilatıdır. Türkçeye “Yabancı Ülkelerde Misyonerlik Faaliyetleri Yürüten Komiserler Kurulu” şeklinde çevrilebilir. Bu teşkilat Protestanlığı önce ABD’ye daha sonra dünyaya yaymak amacıyla, 1810 yılında ABD’nin Boston kentinde kurulmuştur. Amerikan Board, 1833 yılından itibaren sağlık çalışmaları yapmak üzere tıp misyonerlerini birçok ülke ile birlikte Osmanlı topraklarına da göndermeye başlamıştır.
İlk tıbbi misyonerler gezici hekimlik yapmaktaydılar. Bu misyonerler hem tıp hem de dini konularda eğitilmişlerdi. 1880’lerden itibaren Amerikan Board, Osmanlı topraklarında Antep, Mardin, Talas, Merzifon, Van, Erzurum, Sivas, Adana, Konya, Diyarbakır ve İstanbul gibi illerde hastane, tıp okulu, hemşire sınıfı ve eczaneler kurarak kurumsallaşma yoluna gitmiştir. (Amerikalı Misyonerlerin Anadolu’da Yardım Faaliyetleri Çerçevesinde Sağlık Misyonu. Meral Kuzgun-Ebru Güher, Ankara, Turkish Studies, Summer 2015, p. 505-534)
Dr. William S. Dodd’un girişimiyle faaliyete geçen misyon hastanesinin ismi kayıtlarda “Konya Amerikan Hristiyan Hastanesi” olarak geçmektedir. Konya Amerikan Hastanesi’nin kurulmasında etkin rol oynayan Dr. William S. Dodd ve Wilfred Post, daha önce Kayseri Talas Amerikan Hastanesinde birlikte görev yapmakta idiler. Bu iki doktor 1911 yılı mayıs ayı içinde Konya’ya gelmişlerdir. Hastane kuruluş ve izin çalışmalarına 1911 yılında başlanmış ve 1912 yılında Dr. William S. Dodd öncülüğünde açılmıştır. Hastane 1923 yılına kadar hizmet vermiştir.
Bu süreçte hastane inşa edilinceye kadar tıbbi faaliyetler için önce Şubat 1912’de bir köşk kiralandı. Konya’ya hemşire ve hastabakıcılarla gelen Dr. Dodd ve Dr. Post gözetiminde kiralanan evlerde faaliyete geçildi. Baş hemşire Emma D. Chusman yönetiminde sağlık hizmeti vermeye başladılar. İlerleyen günlerde ise Değirmencioğlu Simonaki’nin bugünkü Kolordu binasının yerinde olan ve Fransız kilisesinin yan karşısındaki 1.600 arşınlık bir arsa üzerinde bulunan köşk ve bahçesi satın alındı. Değirmencioğlu Simonaki 1877 yılında açılan Osmanlı Mebusan meclisine Konya’dan seçilen ve gönderilen ilk 3 milletvekilinden biridir. (https://www.konyapedia.com/makale/601/amerikan-hastanesi)
Amerikan Elçiliği hastane binası için alım satımın sona ermesi üzerine faaliyet izni için harekete geçmiştir. 3 Ekim 1911’de Osmanlı Dışişlerine başvurarak, Amerikan tebaasından Dr. Dodd’ ın Konya’da kurmak istediği hastaneye ruhsat verilmesini istemiştir. Bunun için de hastanenin bir planı ve arazinin iki adet tapu senedi suretini sunmuştur. Elçilik tarafından, Dr. Dodd’ın Konya’da ırk ve din ayrımı yapmaksızın tüm hastalara hizmet vermek, halktan fakir olanları ücretsiz tedavi etmek için eczanesi de içinde bir hastane yaptırmak gayesinde olduğu belirtilmiştir. Ayrıca herhangi bir vergi muafiyeti talep edilmediği belirtilmiştir.
Yerel basında ise bu gelişmelere karşıt itirazlar yapılmıştır. Dönemin Konya’sında yerel basının önde gelen gazetelerinden biri olan Babalık gazetesi, Konya Amerikan Hastanesi’nin kuruluşuna yönelik tepkilere sayfalarında yer vermiştir. Gazete, 2 Mayıs 1911 tarihli sayısında genel manada misyonerlik faaliyetlerine karşı bir tutum sergilenmiştir. Hastane için arazi satılmaması ve kimin doktor kimin misyoner olduğu aşikâr değil mi? diye kamuoyuna ve yetkililere çağrı yapılmıştır. Hatta 100 lira bile etmeyen bir araziye 500 lira teklif edilmesine dikkat çekilmiştir. Babalık gazetesinde bazı Konyalı Hristiyanların da bu girişime karşı çıktıkları görülmektedir.
Hastane olarak seçilen binaya eklemeler yapılarak alanı genişletilmiştir. İç düzenlemesi hastane kullanımına uygun hâle getirilmiştir. Yeni bir görünüme kavuşan hastanenin birinci katında; hastaların ayakta tedavi edildiği bölüm ile bekleme odaları, muayene odası, ameliyathane ve giysilerin değiştirildiği oda ve karanlık odanın yanı sıra mutfak, yemek odaları ile ofisler vardı. İkinci katta diyet mutfağı ve sterilizasyon odası, ameliyathane ile hasta odaları yapılmıştı. Üçüncü kat, misyonerler, hemşireler ve hizmetçiler için yatakhane olarak düzenlenmiştir. Sokağın köşesinde cam cepheli, demir kepenkli, karo zemin döşemeleri ve tezgâhları ile yerel dükkânlardan farklılık gösteren ayrı bir bina eczane olarak hizmet vermiştir. Hastane kapasitesi 1913’te 20 yatak olurken 1914 yılı sonunda 30 yatak sayısına ulaşmıştır. Hastanenin bir tür hemşire eğitim okulu şeklinde çalıştığı görülmektedir.
Yapılan bir akademik çalışmada: “Misyon raporlarında kutsal kitapların Hristiyanlara olduğu gibi Müslüman hastalara da okunduğu ifade edilmektedir. Konya misyon hastanesine ait bir raporda pazar ve çarşamba günü yapılan dini toplantılara çoğunlukla Rumların katıldığı, zaman zaman Türklerin de bu toplantılarda bulunduğu ifade edilmektedir. Bu toplantılarda kullanılmak için İncil, Türkçe, Rumca ve Arapça olarak basılmaktaydı. Yine tedavi olmak isteyen Türk kadınlara, bayan misyonerler aracılığıyla konuşmalar yapılarak, İncil’den metinler okunduğu da ifade edilmektedir.” (Taşkın, Faruk, “Amerikan Board Misyonerlerinin Türkiye’deki Sağlık Faaliyetleri (1833-1923)”, Avrasya İncelemeleri Dergisi, VI/2 (2017), s. 149-176)
Hastanede bekleme odası gibi kolay ulaşılabilecek noktalara İncil, İncil’den cüzler, başta Osmanlıca olmak üzere yerel halkın dillerinde yayınlanmış dini eserler bırakılarak hastaların okuması sağlanır. Ayrıca bu tür yayınlar gelen hastalara cüzi fiyatlarla satılır. Hastane dini toplantılar için merkez olarak da kullanılır. Hristiyanlıkla ilgili sohbetlerin yapıldığı ve ilahilerin söylendiği toplantılara Konya Rumları yanında Türkler de ilgi gösterir. Misyonerlerin Müslüman nüfus üzerinde faaliyetlerini yoğunlaştırdığının diğer bir göstergesi de Müslim nüfusa yönelik İncil satışıdır. 1912 yılında satılan toplam 2000 İncil’in yarısı Müslümanlara satılmıştır. Hasta ziyaretleri adı altında evlere yapılan ziyaretler de Amerikalı misyonerlerin en çok kullandıkları metotlar arasındadır. Türk, Ermeni ve Rum ailelere yapılan ziyaretler neticesinde ikna edilen ailelerin çocuklarına yönelik Pazar okulu açılır.
Misyonerlik çalışmaları kapsamında hastane bünyesinde, 80 kadar çocuğun katıldığı; pazar günleri düzenlenen Sabbath Okulu açılmıştır. 1913 raporuna göre değişken bir yelpazede ilerleyen bu okulun istikrarlı bir şekilde artan katılımcısının olduğu belirtilmiştir. Amerikan Board raporları, hastanedeki sağlık hizmetlerinin dinî ve eğitsel faaliyetlerle birlikte yürütüldüğünü göstermektedir. Hastanede düzenlenen dinî toplantıların yanı sıra çocuklara yönelik pazar okulu ve erkekler kulübü gibi oluşumlar da faaliyet göstermiştir. Rum ve Ermeni çocuklarla birlikte Müslüman çocukların da katıldığı bu çalışmalar, tıbbî hizmetlerin teşkilatın daha geniş misyonerlik programı içinde değerlendirildiğini ortaya koymaktadır. (Amerikan Bord Arşiv Belgelerine Göre Konya’da Tıbbi Misyonerlik Faaliyetleri (1911-1914, Tuğçe Döver, Yüksek Lisans Tezi, A.Ü S.B.E. 2021-Ankara)
Konya Amerikan Hıristiyan Hastanesinde görevli doktorların tıbbi çalışmalarını, hastane ve hastane dışındaki olmak üzere iki aşamada değerlendirmek mümkündür. Hastane dışında faaliyetler, daha çok Kızılhaç bünyesinde muhacirlere sağlık hizmeti vermek amacıyla yapılan çalışmalardan oluşur. Kızılhaç yardım çalışması dahilinde çevre ilçelere gidilerek gezici hekimlik çalışması da yapılır. Bu gezilere bazen Hemşire Cushman bazen de bayan Dodd eşlik eder.
1911-14 yılları arasındaki istatistik raporlarında ilginç sonuçlar görülmektedir. Konya Amerikan Hıristiyan Hastanesi’nde en fazla hizmet sunulan alan “göz” ile ilgili hastalıklar olmuştur. İkinci sırada karın/ batın bölgesindeki rahatsızlıklar olarak tespit edilirken üçüncü sırayı jinekolojik rahatsızlıklar ile birlikte alt ekstremitedeki rahatsızlıklar takip etmiştir. Bu veriler, dönemin hastalık dağılımı ve tedavi yöntemleri hakkında bir sağlık haritası çıkarmaya imkân vermektedir. 1913 yılına ait raporda hastane içinde 158 erkek ve 83 kadın olmak üzere toplam 241 kişi tedavi edilmiştir. Kayıtlara göre 206 hasta cerrahi yolla, 35 hasta ise ilaçla tedavi edilmiştir. Bunlardan 54 kişi ücretsiz tedavi edilmiştir. Bu hastaların 141 tanesi Türk olup, 61’i Ermeni 20’si Rum geri kalanı ise diğer milletlerdendir. Aynı yıl hastane dışında yapılan sağlık taramalarında ulaşılan toplam 2096 hastanın ise, 1419’u Türk, 350’si Ermeni 275’i ise Rum’du. 1914 raporuna göre hastanede 315 hasta cerrahi yolla 85 hasta ilaçla tedavi edilmiştir. Hastanede 1915 yılına kadar 60 bin dolara yakın harcama yapılmıştır.
Dünya savaşının başlamasıyla Konya’daki hastane içinde de zorlu bir süreç başlar. Osmanlı Devleti’nin savaşa katılması ile birlikte İttihat Terakki Hükümetinin kapitülasyonları kaldırması ‘Amerikan Board’ a bağlı kurumların yasal dayanaklarını kaybetmesine sebep olur. Devlet “muamelâtı kavanin ve nizamata” aykırı davrandığı gerekçesiyle hastaneyi 1916 yılında kapatır. Hemşire Emma D. Cushman I. Dünya savaşı sürecinde hastaneyi yönetmiştir. Kendisine sağlanan imkanlar kapsamında yetim kalan çocuklarla ilgilenmiştir. Aralıklarla tekrar açılan hastane 1923 yılında kesin olarak kapatılmıştır. (Osmanlı Devleti'nde Sağlık Alanında Yapılan Misyonerlik Faaliyetlerine Bir Örnek: Amerikan Board'un Konya Tıbbî Misyonu, Emin Özdemir, History Studies Volume 5 Issue 1 Ocak/January 2013)
Hastane kapandıktan sonra bina, Ali Rıza ve M. Ali adındaki şahıslar tarafından bir süre ‘Alâeddin Oteli, lokanta ve Kıraathanesi’ olarak kullanılmıştır. Bu döneme ilişkin tabela içeren bir fotoğraf bulunmaktadır. Bina 1945 yılına kadar 5.Kolordu Komutanlığı binası olarak hizmet vermiştir. Daha sonra 1960’lı yıllarda yıkılmış ve yerine 2.Ordu Komutanlık binası yapılmıştır.
Konya Amerikan Hastanesi’nin hikâyesi, yalnızca 1911 yılında başlayan ve 1923’te sona eren bir sağlık kurumunun geçmişinden ibaret değildir. Bu hikâye, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Anadolu’da ortaya çıkan sağlık ihtiyaçlarını, Amerikan misyoner teşkilatlarının faaliyetlerini ve yerel toplumun bu girişimlerle kurduğu ilişkiyi anlamak açısından da önem taşımaktadır.
Hastanenin 1923 yılında kapanmasının ardından binanın farklı amaçlarla kullanılması ve daha sonra ortadan kalkması, bu hikâyenin şehirdeki fiziksel izlerini de büyük ölçüde silmiştir. Bugün geriye kalan fotoğraflar, arşiv belgeleri ve araştırmalar, Konya’nın geçmişinde yer almış bu kurumu yeniden hatırlamamıza imkân vermektedir. Konya Amerikan Hastanesi’ni hatırlamak, bir yapının geçmişini öğrenmenin ötesinde, şehrimizin son Osmanlı dönemindeki toplumsal hayatına daha yakından bakmak demektir.