Mevlâna Dergâhı Gül Bahçesindeki Çeşme

Ömer Tokgöz

Konya’nın tarihî çeşmeleri, şehrin kültürel mirasının önemli parçalarıdır. Sosyolojik olarak her mahallenin camisi ve çeşmesi vardır. Çeşmeler bizim bu topraklardaki mimari ve sanat tarihi açısından adeta tapu senetlerimizdir. Ecdadımızdan bugüne gelen kültürel miras unsuru olan çeşmeleri korumak ve yaşatmak kuşaklar arası kültürel aktarımın ayrılmaz bir parçasıdır. İşlevselliğinin yanı sıra estetik açıdan da önem arz eden çeşmeler, bulundukları sokakları süsleyen ve dönemlerinin üsluplarını yansıtan birer belge niteliğindedir. Tarihî çeşmeler konusunda toplumsal farkındalığı artırmalıyız.

Mevlâna Türbesi'nin bulunduğu alan, yüzyıllardır türbeleri, tarihî mezar taşlarını ve su yapılarıyla kültürel mirasımızı barındırmaktadır. Türbe içinde özellikle Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan şadırvan ile Selsebil Çeşmesi daha çok tanınır. Gül bahçesi içindeki üçüncü çeşme pek dikkat çekmez. Çeşme müze bahçesi genişletilirken istimlak edilen mahalle dokusundan günümüze ulaşmış bir çeşme olmalıdır. Mevlâna Dergâhı'nın gül bahçesindeki bu çeşmeyi daha önce fark ettiniz mi? Yaklaşık bir asırlık geçmişiyle bahçenin sessiz tanıklarından biri olan bu çeşme, tarihî dokusu ve taş işçiliğiyle dikkat çekiyor. Peki, kitabesinde hangi tarihler yazıyor? Mevlâna Müzesi'nin bulunduğu alan, Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad tarafından Mevlâna’nın babasına bir "gül bahçesi" olarak hediye edildiği için buradaki yapılar bu isimle anılır.

Gül bahçesindeki çeşme Sille taşından yapılmıştır. Tek cepheli, hafif sivri (teğet) kemer formuna sahip, mimari açıdan sade ama anıtsal duruşuyla dönemin taş işçiliği zarafetini yansıtan bir duvar/meydan çeşmesi karakterindedir. Çeşmenin üst bölümü, iki sütun üzerinde yükselen kavisli üçgen bir alınlıkla tamamlanmaktadır. Sille taşı ve Gödene taşı Konya’da tarihi eserlerde ve çeşmelerde birlikte veya ayrı ayrı kullanılan iki önemli yapı malzemesidir. Sille taşı gözenekli yapısı sayesinde suyu ve nemi dengeleme özelliğine sahiptir. Bu nedenle Osmanlı ve Selçuklu döneminde özellikle çeşme, şadırvan, hamam gibi su yapılarının yanı sıra medrese, cami, türbe ve okul kemerlerinde ana malzeme olarak tercih edilmiştir. Ocaktan ilk çıktığında yumuşak ve işlenebilir olan bu taş, havayla temas ettikçe sertleşmektedir. Diğer bazı taşlara göre zamanla daha fazla yıpranmaktadır.

Farsçada “göz” anlamına gelen “Çeşm” kelimesinden türetilen çeşme en genel tanımıyla mahalle aralarında bağımsız veya bir yapıya bitişik olarak tasarlanmış, suyun akıtıldığı yer anlamına gelmektedir. Su, tarihin her döneminde insanoğlu için temel ihtiyaç kaynağı olmuştur. Bu nedenle ilk çağlardan bu yana insanoğlu yerleşim için suya yakın bölgeleri tercih etmiştir. Ayrıca İslamiyet suya önem vermiş ve insanlara su sağlamanın sevap olduğunu belirten hadisler neticesinde insanlar hayır yapmak amacıyla da çeşme inşa etmişlerdir.

Çeşmenin musluk kısmında ve üst tarafında gülbezek motifi bulunmaktadır. Konya çeşmelerinde kemer köşelikleri, kilit taşı ve ayna taşında büyük çoğunluğu küçük boyutlu olmak üzere orta boyutlu gülbezekler, musluk aynasında ise daha büyük boyutlu gülbezeklerin uygulandığı tespit edilmiştir. Gülbezekler bitkisel, geometrik hem bitkisel hem geometrik, figürlü ve yazılı olmak üzere çok farklı özellik gösterir. Çeşmenin musluk kısmındaki gülbezek motifinin yarıdan fazlası yıpranmıştır. Üst kısımda bulunan altı yapraklı iki gülbezek motifinden ise sağdaki yıpranmış durumdadır. Çeşmenin kaidesinde sağ alt bölümden başlayarak yukarı doğru çapraz ilerleyen bir çatlak bulunmaktadır. Sağ taraftaki sütun kısmen erimiştir. Çeşmenin önünde oturmak için bir ağaç kütüğü bulunmaktadır. Buraya uygun ve kullanışlı bir oturma elemanı yerleştirilmesi daha yararlı olacaktır. (Taşdelen, Ayşe Nur. Konya Çeşmelerinde Gülbezek, Selçuklu Araştırmaları Dergisi /18 / Haziran 2023, sf:147-180.)

Çeşmenin aynalık kısmının üzerinde yer alan taş kitabede bir çeşme klasiği olan İnsan suresinin 21. ayeti kerimesi yazılıdır. Mermer kitabe üzerinde iki farklı tarih yer almaktadır. Kitabe yıpranmış olup zor okunmaktadır. Kitabede sağ tarafta 1339 (1920-1921) ve sol tarafta 1341 (1922-1923) hicrî tarihleri okunmaktadır. Bu tarihlerden birinin yapım, diğerinin onarımla ilişkili olması mümkündür. Talik hatla yazılan kitabesinde ise İnsan suresi 21. Ayette yer alan mealen “Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir.” ifadesi yazılıdır.

Çeşmeler, Türk-İslam medeniyetinde toplum yararını gözeten hayır anlayışının mimariye yansımış örnekleridir. Marketlerde ücret karşılığında satılan içme suyunun yüzlerce yıldır çeşmeler aracılığıyla ücretsiz sunulması, toplumsal dayanışmanın ve hayır geleneğinin önemli bir örneğidir. Kültürel miras eseri bu güzelliği yaşatmak her şeyden önce ecdadımıza karşı bir borçtur.

Mevlâna Dergâhı Müzesi, her köşesinde farklı bir tarihî değer barındıran çok katmanlı bir kültür mirasıdır. Gül bahçesindeki bu çeşme de ziyaretçilerin çoğu zaman gözünden kaçan eserlerden biridir. Rehberli gezilerde tanıtılması, kitabesindeki tarihlerin ve ayetin anlamının bir QR koduyla ziyaretçilere aktarılması, yıpranan taş ve süslemelerinin uzmanlarca elden geçirilmesi yerinde olacaktır. Önündeki kullanışsız ahşap kütük yerine uygun bir oturma elemanı konulması da çeşmenin çevresini daha işlevsel hâle getirebilir.

Tarihî eserleri korumak, yalnızca büyük yapıları yaşatmakla sınırlı değildir. Bazen bir çeşmenin kitabesini okunur kılmak, taşındaki çatlağı onarmak ve ziyaretçiye hikâyesini anlatmak da kültürel mirasa sahip çıkmanın önemli bir parçasıdır. Mevlâna Türbesi'ni gezerken bu çeşmeyi de fark edelim, hikâyesini öğrenelim ve onu gelecek kuşaklara ulaştırmak için üzerimize düşeni yapalım. Bu güzel hayır eserini yaptıranları da rahmet ve minnetle analım.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.