Konya şehri Anadolu’nun en önemli tarihi ve kültürel merkezlerinden biridir. Konya antik dönemlerden itibaren önemini koruyan ve kelimenin tam anlamıyla kadim bir başkent geçmişi olan bir şehirdir. Türkiye’nin Anadolu’daki Türk İslam kültürünü temsil eden beş temel kentinden biridir. 9 bin ila 10 bin yıllık bir tarihi geçmişe sahiptir. Konya, insanlığın tarımla uğraşmaya başladığı dönemlere kadar uzanan tarihi ve kültürel zenginliklere ev sahipliği yapmaktadır. Konya bu anlamda medeniyetlerin beşiğidir.
Konya, Roma ve Hitit dönemlerinde de merkezi bir şehir olarak tarihi ağırlığını ortaya koymuştur. Şehirdeki antik dönemlerden ve Roma döneminden kalma anıtlar, tiyatrolar, lahitler, çeşitli heykeller ve kale kalıntıları bulunmaktadır. Bununla birlikte Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait birçok yapı da varlığını sürdürmektedir. Bu tarihi eserlerin tamamına bütünlükçü bir bakış açısı ile sahip çıkılmalıdır. Bu kültürel ve tarihi miras Konya’ya özgü bir potansiyel ve tarihi zenginliktir. Anıtlar bu anlamda şehrin kimliğini vurgulayan önemli mimari, tarihi ve sanat yönü bulunan eserlerdir. Milli anıtlar denilince Konya’da yedi tane milli anıt bulunmaktadır.
1. Osmanlı dönemi Ziraat Abidesi/1915---111 yıllık
2. Cumhuriyet dönemi Gazi Mustafa Paşa abidesi-Atatürk anıtı /1926---100 yıllık
3. Cumhuriyetin 10.yılı Anıtı/1933 ---93 yıllık
4. Hava şehitleri-meçhul asker şehitlik anıtı/1936 ---90 yıllık
5. Askeri Şehitlik içindeki mermer sütun Anıtı ---
6. Kutalmışoğlu Süleyman Şah Anıtı/2006 ----20 yıllık
7. Ma‘rec’el-Bahreyn Anıtı/2017
Konya’da antik dönemden kalma altı tane anıt bulunmaktadır. Bu tarihi anıtlar en az milattan önce 750 ila 3500 yıllık bir maziye sahiptir. Bu anıtlardan Fasıllar anıtı en eski tarihli olup ise günümüzden 5500 yıl öncesine aittir.
1. Hatip Anıtı/Konya
2. İvriz tarım anıtı/Ereğli
3. Eflatunpınar su anıtı-havuzu/Beyşehir
4. Fasıllar anıtı/Beyşehir
5. Lukyanos at anıtı/Beyşehir
6. Yalburz su anıtı-havuzu/Ilgın
Gazi Paşa abidesi Türkiye’de Cumhur reisi Gazi Mustafa Kemal için yapılan ikinci ulusal anıttır. Bu yıl anıtın yapılışının 100.cü yılıdır. Atatürk anıtı iki bölümden oluşan ve iki dönemde yapılan bir anıt bütünüdür. Anıtın alt kısmı müstakil bir anıt olarak Osmanlı devleti döneminde Mimar Muzaffer tarafından 1915-17 yılları arasında Konyalı insanların ve kadınların tarımsal faaliyetlerini yansıtmak üzere yapılmıştır. Konya Valiliğinin talebi üzerine Osmanlı coğrafyasındaki 2.Ulusal anıt olarak Ziraat Abidesi olarak yapılmıştır. 1917 yılında kısmen tamamlanan anıtta mimar Muzaffer Bey ulusal mimari akımı kapsamında Selçuklu tarzı mimari ve Osmanlı tarzı motiflerle dört yönlü portal kapı ve üzerinde yükselen bir kubbe şeklinde bir tasarım yapılmıştır.
Ziraat abidesi bu yönüyle Osmanlı devletinin ikinci ulusal abidesi ve Konya’nın da ilk abidesidir. Konya şehrinin tarımsal ekonomik potansiyelini ve tarım emekçisi olan kadın ve erkek çiftçileri temsil etmektedir. Mimar Muzaffer Bey hastalanıp 26.03.1921 yılı vefat ettiği için anıtın kadın ve çocuk heykelleri kısmı eksik kalmıştır. Ziraat Abidesinde Konya'da mimari eserlerde en çok kullanılan beyaz renkteki Gödene mermeri kullanılmıştır. Ziraat abidesi Selçuklu medrese ve türbe eserlerinden ilham alınarak ve 1.ulusal mimari akımı kapsamında tasarlanmıştır. Karatay medresesi portal kapısı ve İstanbul'daki bazı benzer nitelikteki taç kapılar esas alınarak ve dört yönlü Rumi motifler ile süslü olarak yapılmıştır.
1924 yılında Konya Belediye Meclisi'nin bir Mustafa Kemal Atatürk anıtı yapılmasına karar vermesinden sonra, yer olarak kentin batısındaki İstasyon Caddesi uygun görülmüştür. Meydanda bulunan 1917 yılında Mimar Muzaffer Bey’e, Tarım Anıtı olarak yaptırılan Konya Ziraat Abidesi’nin de kaide olarak kullanılmasına karar verilmiştir. Ziraat abidesi üzerine Konya Belediyesi tarafından Avusturyalı bir mimara Atatürk'ün bilgisi dahilinde belediye bütçesinden kaynak ayrılarak heykel yaptırılmıştır. Anıtın yapımında Avusturya Viyanalı heykeltraş Heinrich Krippel görev almıştır.
H. Krippel 1925 yılında Türkiye’ye gelerek Gazi Mustafa Kemal’in değişik pozisyonlarda görünümünü almış ve eskiz yapmıştır. Konya’daki ziraat abidesini bizzat inceleyerek yapacağı heykeli modellemiştir. H. Krippel statik açıdan ziraat abidesinin güçlü olduğunu tespit etmiştir. Siyah bronz tasarım ile birlikte kaidenin beyaz rengi arasında kontrast bir ilişki kurmuştur. Heykel Viyana’da döküm atölyesinde bronz metal olarak 5-6 parça olarak dökülmüştür. Üç ton ağırlığa sahip heykel gemiyle önce İstanbul’a sonra trenle Konya’ya getirilmiştir. 15 gün içinde heykel parçaları Viyanalı ve Konyalı kaynakçılar tarafından birleştirilmiştir. Sonra kaide üzerine monte edilmiştir. Çalışmalarda belediye mimarı ve daha önce Mimar Muzaffer beye yardımcılık yapan Mimar Falih Ülkü’de yer almıştır. Kaide ve heykelin toplam yüksekliği 10 metre civarındadır.
Anıtın yönü seçilirken meydan ile istasyon arasında şehrin ekonomik ve sosyal gelişim yönü baz alınmıştır. Abide şehre ana giriş kapısı olan istasyon cihetine doğru çevrilerek şehre girenlerin devletin banisi ile karşılaşması hedeflenmiştir. Millî mücadele sonucu ayakta kalan devleti temsil eden bir motif olarak görülmesi amaçlanmıştır. Abidenin tasarımında Atatürk askeri mareşal üniforması ve sol elinde paşa kılıcı olan üzerinde tabancası ile biçimlendirilmiştir. Sağ elinde ise bereket ve Konya’nın tarımda üretkenliğini sembolize eden buğday başağı motifine yer verilmiştir. Böylece kaide olarak kullanılan Ziraat abidesi ile de bütünleşen bir model uygulanmıştır.
İstanbul’da yapılan ilk Atatürk anıtının da heykeltıraşı olan Heinrich Krippel tarafından yapılan Konya Atatürk anıtı, 29 Ekim 1926'da Cumhuriyet Bayramı’nda büyük bir törenle açılmıştır. Törene Vali İzzet Bey, Belediye Başkan Vekili Nuri Bakkalbaşı, Konya Milletvekili Halil İbrahim Nakipoğlu, H. Krippel, askeri ve sivil erkan, okullar ve vatandaşlar katılmıştır. Nuri Bakkalbaşı, konuşmasının ardından anıtı açmıştır. Anıtın açılışında kurban kesilmiş ve Konya müftüsü ordunun muzafferiyeti ve devletin yaşaması noktasında dua yapmıştır. Açılış öncesinde anıtın üzerine beyaz atlastan bir şal örtü konulmuştur. Törende heykelin ön kısmında iki öğrenci kız durmuş ve üzerlerinde biri "Hürriyet"i, diğeri "Cumhuriyet"i temsil eden yazılı kuşak bulunan iki genç kız beyaz tüller içerisinde yer almıştır. Anıtın etrafı Türk bayrakları ile süslenmiştir. Gazi Mustafa Kemal Paşa 1927 yılı içindeki Konya ziyaretlerinde abideyi beğendiğini ifade etmiştir.
Anıtın Mimari Özellikleri:
Beyaz mermer kaide (6,50 m) ve bronz Atatürk heykelinden (2,80 m) toplamda 9.30 metre yükseklikten oluşan anıtta, Mareşal üniforması içinde ayakta duran Atatürk, sağ ayağı önde ve sol eli kılıcının kabzasında, sağ eli öne uzanmış şekilde ve ayaklarının dibinde yükselmekte olan bir demet buğday başağına dokunur şekilde tasvir edilmektedir. Buradaki başak ulusal kalkınmayı ve üretkenliği ve bereketi simgelemektedir. Heykelin kaidesi olarak kullanılan Ziraat Abidesi; sekizgen bir su havuzun içerisindeki platformun üzerine yapılmıştır. Platformun birinci basamak seviyesinde köşelerde küçük havuzlar yer almaktadır.
Dört cephesi taç kapı şeklinde tasarlanmış anıtta, her yönde altı basamaklı merdivenler bulunmaktadır. Merdivenlerden çıkıldıktan sonra, içi boş olan kare şeklindeki anıta ulaşılmaktadır. Anıtta kitabe bulunmamaktadır. Sol arka köşesinde Mimar Muzaffer ve Falih yazısı yer almaktadır. Konya Atatürk anıtı görsel planda Gödene mermerinin ışık yansımaları ile siyah bronz etkileşimi ile estetin bir güzelliğe ve renk kontrastına dayalı görsellik içermektedir. Konya’nın 9 bin yıllık Çatalhöyük yerleşiminden bugüne tarımsal alandaki üretkenliğini ve önemini içeren Ziraat abidesi yönüyle ve Atatürk tarafından bir elinde tutulan başak demeti ile sembolize edilmiştir. Askeri üniforma, kılıç ve tabanca ise devletin gücünü ve birliğini simgelemektedir.
Anıt bir yeşil alan peyzajı ile düzenlenmiş olup etrafı o tarihlerde ahşap çitlerle çevrili ve tam arkasındaki yeşil alan ise 1911 yılında açılan Konya millet parkı bulunmaktadır. Amber reis camisinin yeşil cami olarak bilinmesine yol açan çinili restorasyonu da yine Mimar Muzaffer tarafından yapılmıştır. Konya lisesi de Mimar Muzaffer Bey tarafından yapılmıştır. Bu bağlamda Konya’daki ilk ulusal anıt olan Ziraat abidesini inşa eden ve önemli mimari eserlerin altına imza atan Muzaffer Beyin hatırasını şükranla anıyorum. Konya’da vefat eden ünlü mimarın mezarı Şeyh Sadrettin Konevi mezarlığında iken 1930’lu yıllarda Şeker Tekke mezarlığına kaldırılmış ise de mezar yeri ve taşı kayıptır. Bu nedenle Mimar Muzaffer Beye ait sembolik bir mezar taşı yapılmalı ve yeniden inşa ettiği Amber Reis camisi bahçesinde konumlandırılmalıdır.
Anıt alanının peyzaj tasarımı ise zamanla azalmış ve giderek yol, kavşak, otopark ve binalarla kaybolmaya yüz tutmuştur. Anıtın kendisinde ise zamanla kirlenme ve bazı yüzeylerinde çatlama ve kırıklar bulunmaktadır. Portal kapı yüzeylerindeki mavi renk madalyonlardan bazıları düşmüştür. Bu anlamda yeniden restore edilmelidir. Su havuzu özelliği ise neredeyse hiç çalıştırılmamıştır. Tasarımında yer alan su havuzunun çalıştırılması anıta ayrı bir güzellik katacaktır. Anıtın kaidesinin yer aldığı sekizgen havuz görünürlüğünü etrafındaki peyzaj nedeniyle kaybetmiştir. Bölgenin yeni bir peyzaj tasarımı ile alınarak anıtın meydanla tekrar bütünleşmesi sağlanmalıdır. İstasyon Anıt ve Zafer arası yayalaştırılmalıdır. Anıtı olumsuz etkileyen kavşak iptal edilmelidir. Ziraat Abidesi ve Atatürk anıtı hakkında tanıtıcı plaket konulmalıdır. Dijital barkod ile web tabanlı ve akıllı telefon ile erişilen açıklamalar hazırlanmalıdır.
Anıt milli bayramlarda ve çeşitli resmî törenlerde saygı duruşu için kullanılmanın ötesinde pasif bir kullanıma sahiptir. Yapılacak anma programlarında ihtiram duruşu ve klasik konuşmaların ötesinde yeni bir konsept geliştirilmelidir. Millî mücadele de Konya'nın karargâh olarak önemi yüksektir. Konya milli mücadelede en çok şehit veren iller arasındadır. Atatürk’ün manevi babası ve manevi kızlarından biri Konya’lıdır. Bu anlamda Konyalıların askeri kahramanlıklarını anlatan ve devlet yöneticisi olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hatırasını yad edici samimi ve klişeden uzak doğal anma programları yapılmalıdır.
Millî mücadele dönemi ve Cumhuriyet döneminde Atatürk’ ün Konya’yı ziyaret ettiği günler hakkında aydınlatıcı programlar yapılmalıdır. Atatürk müzesi 10 Kasım'da ve resmi bayramlarda ara sıra gündeme gelen bir müze olmaktan çıkarılmalıdır. Atatürk müzesi ile Yusuf Şar konağı (eski kız ortaokulu) birleştirilerek dinamik bir Konya Kurtuluş Savaşı müzesine dönüştürülmelidir. Alandaki Sakarya Zaferinden adını alan Zafer çeşmesi ve Kutalmışoğlu Süleyman Şah anıtı ile birlikte Zafer’den Anıt bölgesine bir tarihi kuşak oluşturulmalıdır. Mevlâna türbesinden Türbeden Alaattin tepesine ve oradan İstasyona kadar ulaşan ve yayalaştırılmış bölge olacak Dar-ül Mülk projesine dahil edilmelidir.