Hoşhavan Saatçi camiini hiç duydunuz mu?

Ömer Tokgöz

Geçtiğimiz günlerde Çaybaşı mahallesi, Baruthane Caddesi ve Mengüç caddesi ile Şükran mahallesi civarında merak ettiğim tarihi çeşme, cami, tekke, konakların bulunduğu alanlarda yürüyüş yaptım. Konya kadim bir şehir. Eski Konya dediğimiz alan Türbe önü, Vilayet civarı, Bedesten civarı, Alaattin tepesi ve Şems-i Tebrizi civarında bir alanı kapsıyor. Bir km çapında ve 2-3 km ekseninde yürüdüğünüzde adeta her yer bir açık hava müzesi gibidir. Yani tarihi iç kale alanında nereye dönseniz, hangi sokağa girseniz karşınıza ya Selçuklulardan kalma tarihi bir türbe, medrese veya mahalle mescidi çıkar. Kadim Konya denilen alanda Osmanlılardan kalma cami, kütüphane ve tarihi çeşmeler ile karşılaşırsınız.

Bu tarihi atmosfer içinde bugün giderek azalan ve 150 yıl önceki ambiyanstan bize nefes üfleyen bir Konya evi olarak nitelenen hayatlı Türk evi ile karşılaşma ihtimaliniz oldukça yüksektir. Yanı sıra sizi karşılayan bir Selçuklu ve Osmanlı döneminde Konya kültürüne hizmet etmiş insanların bıraktıkları eserler sizi selamlar. Yaşadıkları dönemin yönetici, asker, bürokrat ve ilmiye sınıfına mensup insanların bıraktıkları eserler, yüzlerce yıllık çeşmeler, türbeler karşımıza çıkar. Türbe deyince eskilerin deyimiyle amme menfaatine yani toplum yararına emek sarf etmiş ve ivazsız garazsız yani bir çıkar ve menfaat beklemeden topluma hizmet eden kişiler akla gelir. Vefatından sonra aile yakınlarının veya o günkü devlet ve toplum ileri gelenlerin bir vefa borcu olarak yaptırmışlardır. Mevlâna türbesi başta olmak üzere Ulaş baba türbesi, Emir Nurettin Türbesi, Vezir Karaarslan Türbesi, Seyfettin Kara Sungur türbesi, Şemsi Tebrizi Türbesi ve camisi, Gevraki Hoca kabri, Söylemez türbesi, Kesikbaş türbesi, Şeyh Osman Rumi türbesi ve diğer türbeler ilk dikkati çekenlerdir.

İslam medeniyetinin en köklü yapısını kuşkusuz mescitler/camiler oluşturmaktadır. Mabetlerin ibadetten eğitime, yardımlaşmadan dayanışmaya uzanan faaliyet çeşitliliği, anlam dünyasıyla yakından ilişkilidir. Bu bağlamda mescit kelimesi Arapçada, “eğilmek, alnı yere koymak, tevazu göstermek” anlamlarına gelen “s-c-d” kökünden türemiş ve “secde edilen yer” manasında bir mekân ismi olarak kullanılmıştır. Kadim Konya denilince Selçuklu ve Osmanlı devleti döneminde yapılmış mahalle mescitleri ile de donanmış bir şehirdir.

Bu bağlamda Hoşhavan Saatçi camii değişik ismiyle dikkatimi çekti. Yer olarak Fettah Mahallesi’nde ve Baruthane caddesi üzerindedir. Caddenin ismi Osmanlı devleti döneminde bu bölgede faaliyet gösteren güherçile ve barut yapımı fabrikasından gelmektedir. Baruthaneyi başka bir araştırma yazısına bırakarak konuya devam edelim. Bu mahalle önceki dönemlerde Hoşhavan ve Hoşhavan Saatçi şeklinde iki ayrı mahalle iken şimdi Hacı Fettah mahallesine dahil edilmiştir. Hoşhavan ismi hoş ve havan isimli iki kelimeden bir araya gelen kelimedir. Başlangıçta mahalle ismi Hoşhan olarak Farsça iki kelimeye kökenlidir. Hoş +han ile birleşince güzel konak ve evlerin olduğu bir mahallesi denilebileceği gibi güzel ses ve kaside söyleme gibi iki anlam üzerinde durulabilir. Mahallenin ismi konusunda önemli bir değerlendirme ise 1940 yılında Konya Halkevi dergisinde Emir Celaleddin Karatay başlıklı makalede yer almaktadır. Buradaki bilgiye göre Selçuklu devletinde Emir Celaleddin Karatay’ın kethüdası Hoşhavan lakaplı Burhan Dede görev yapmakta idi. Bölgede Burhan dede isimli bir türbenin de olması mahallenin isminde bu kişinin belirleyici olduğu anlamına gelmektedir. (https://www.halkbilimi.com/arsiv/dergi/he-konya/he-konya_1940-1(34).pdf)

Hoşhavan mahallesi Hacı Fettah Mezarlığı’nın kuzeyinde yer alan mahalle de bölgenin en eski mahallelerindendir. Mahalle 1518 yılında sekiz nefer, altı haneden ibarettir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise yirmi nefer ve on dört haneden ibarettir. III. Murat döneminde (992/1584) ise mükellef sayısı yetmiş bire yükselmiştir. Hoşhan Mahallesi bu dönemde Konya’nın üçüncü büyük mahallesi durumundadır. Mahalle bundan sonra Hoşhavanata ve Hoşhavan Saatçi adıyla iki mahalleye bölünmüş ve mahalleler yazıldığı gibi, “Hoşhavan” şeklinde telaffuz edilmeye başlanmıştır. Bu mahalleler Hacıfettah Mahallesi adı altında birleşinceye kadar, Hoşhan Mahallesi’nin doğusu Hoşhavanata, batısı ise Hoşhavan Saatçi adlarıyla anılmıştır. (https://www.konyapedia.com/makale/2039/haci-fettah-mahallesi)

Hoşhavan Saatçi camii, 1871 yılında mahalle halkı tarafından inşa ettirilmiştir. Batı cephesi hariç üç yönde alçak bir çevre duvarı ile yoldan ayrılan caminin avlusunda abdest muslukları ve havuz bulunmaktadır. Mihrap cephesinde ise avlu duvarına bitişik olarak yapılmış dilimli kemerli küçük bir sokak çeşmesi bulunmaktadır. Hafif yamuk planlı dikdörtgen biçimli yapı, harime ve mektep olarak yapılan ikinci kata geçiş imkânı sağlayan bir ara bölüm, mihraba dikey yönde uzanan harim ve giriş açıklığının üzerine yerleştirilmiş ahşap minare-ezanlıktan oluşmaktadır.Mihraba dikey yönde uzanan harimin üzeri içte alttan çakmalı tavan, dışta alaturka kiremit kaplı kırma çatı ile örtülüdür. Özgün hâlinde düz toprak damlı olan cami, daha sonra kırma çatılı olarak yenilenmiştir. Yapının özgün mihrabı yarım daire planlı ve alçı sıvalıdır. Ancak yapılan onarımlarda niş çevresinde ahşap malzemeden bir mihrap yerleştirilmiştir. (https://www.konyapedia.com/makale/2575/hoshavan-saatci-camii?fbclid2-9)

Konya Şeriye sicillerinde Hoşhavan mahallesi hakkında farklı kayıtlar bulunmaktadır. Konya Şer’iyye Sicilleri (kadı mahkemesi kayıtları) üzerinde yapılan akademik araştırmalara göre, Hoşhavan Mahallesi’nin adının geçtiği tespit edilen en eski resmi kayıt Hicri 970 (Miladi 1562-1563) yılına dayanmaktadır. 16. Yüzyıl Kayıtları olarak en eski dönem 1 numaralı Konya Şer’iyye Sicili (1563-1610 arası) ve dönemin tahrir defterlerinde mahalle, sosyal ve ekonomik hayatın tam merkezinde yer alır. O dönemde mahalle bazlı "Avârız Vakfı" (mahalle halkının ortak giderleri ve vergileri için kurulan sandık) kayıtlarında Hoşhavan / Hoşhan Mahallesi Avârız Vakfı olarak adı açıkça zikredilmektedir. Cumhuriyet Döneminde avarız vakıfları, 1930 tarihli Belediyeler Kanunu’nun 110. maddesiyle belediyelere devredilmiştir.

Mahalle İçi Davalar kapsamında geçmiş yüzyıllara ait sicillerde de mahallenin adı sıkça geçer. Örneğin 17.yüzyıla ait 40 numaralı şer'iyye sicilinde Hoşhavan Mahallesi sakinlerinden Hızır bin Hoca Ali isimli bir vatandaşın, pazar yerinde Silleli bir çömlekçiden testi alırken kendisini darp eden aynı mahalleli Ahmed Bey'den şikayetçi olduğuna dair eğlenceli ve detaylı bir mahkeme kaydı yer alır. 18. yüzyıla ait (1715-1743 arası) askeri ve mali sicil kayıtlarında, Osmanlı ordusunun lojistik ihtiyaçları için Konya'dan deve tedarik edildiği, Turgut kazasına isabet eden develerin nakliyesinden ve sorumluluğundan Konya Hoşhavan Mahallesi sakinlerinden Ali Beşe bin el-Hâc Hüseyin isimli bir mahallelinin sorumlu olduğu yazılıdır. Yine Bölge Yazma Eserler müzesi arşivlerinde İl Özel idaresinden intikal eden hülasa defterleri içinde Hoşhavan mahallesi adına kayıtlı bir hülasa defteri bulunmaktadır.

İnternette yaptığım araştırmada ise bir müzayede sitesi sayfasında bu mahalleden bir terekeye rast geldim. Terekenin açıklaması şöyle: Konya- Hoşhavan Saatçi mahallesi sakinlerinden Martızade Hacı Hüseyin Ağa'nın Terekesi Konulu Hüccet; Çarşanbavîzâde Said Efendi mühürlü ve Pençe İmzalı; 27 Safer 1324 (22 Nisan 1906) Tarihli; 82x29 cm. Bu efemera belgesinden de anlaşılacağı üzere Konya’nın eski mahalleleri hakkında bilgi veren bu tür efemera belgelerinin de derlenmesine ve Kent müzesinde muhafaza edilmesine ihtiyaç vardır.

Hoşhavan Mahallesi’ne ait 1939 tarihli vakıf kayıtlarında da adına rastlanan cami, Cumhuriyet Döneminde hayırsever ve ismini saklı tutan bir saatçi tarafından onartıldığı için “Saatçi Camii” adıyla anılmaya başlanmıştır. Tipik bir Konya mahalle mescidi görünümündeki cami son yıllarda restore edilmiştir. Caminin istinat duvarında suları kesik ve akmayan bir çeşmesi bulunmaktadır. Cami istinat duvarında yer alan çeşme şahide türü ve 1.ulusal mimari tarzı yapılmıştır. Üzerinde kitabe ve yapım tarihi bulunmamaktadır. Yüzlerce tatlı su ve mahalle çeşmesi ile örnek bir şehir olan Konya’mızda üstelik bir ibadethane duvarında yer alan çeşme susuz ve boynu bükük halde bırakılmamalıdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.