Bir Zamanlar Üç Tekerli Vardı

Ömer Tokgöz

Bir zamanlar Konya’da üç tekerli denilen araçlar ile yük ve insan taşımacılığı yaygın bir hizmet idi. Toplumsal bellekte şehir içi ulaşımda kullanılan fayton, triportör, at arabası ve ilk dolmuşlar nostaljik bir yer tutar. Bunlardan üç tekerli olarak bilinen şehir içi taşıma araçları Konya’da bir dönem çok yaygın idi. Özellikle 1970’li yıllar ile 1990’lı yıllar arasında trafikte plakalı ve resmi bir araç olarak yer aldılar. Bu bağlamda daha önce Konya ulaşım tarihinde yer emiş fayton, at arabası ve Arçelik’leri kaleme almıştım. Bu hafta aynı nostaljik çizgide hatıralarda yaşayan üç tekerliyi ele aldım.

Üç tekerli dediğimiz bu araçlar ucuz olması, bakımının basit olması ve az yer kaplaması ile ön plana çıktılar. İnsanlar hem ticari taşımacılık işlerinde hem de günlük işlerinde küçük bir otomobil gibi kullandılar. Yük taşımacılığında ikonik ve popüler oldular. Düz üç tekerliye Konya sanayisinde Minarelli motor takılarak mobil hale geldiler. Motoru iki zamanlı ve 100 cc hacmi olan küçük bir motor idi. Bu nedenle motorları ile az yakar. Ama güçlü olup 300 kilo yük çeker ve sağlam bir araçtır. Dünyanın her yerinde benzin motorlu üç tekerli araçlar kullanılmaktadır. Özellikle Çin, Pakistan, Hindistan, Endonezya gibi ülkelerde yoğun olarak kullanılmaktadır. Günümüzde elektrik motorlu modeller de yaygınlık kazanmıştır.

Dünyada ilk üç tekerli bisikletlere motor takılması işlemi 1899 yılında yapılmıştır. Çoğunda vites ve debriyaj yoktu. Bu nedenle çalıştırmak için pedal çevirmek gerekiyordu. Diğer üreticiler önde çift tekerlek, arkada tek tekerlek kullanarak yolcunun en önde, motorun gürültüsünden ve dumanından uzakta, ancak bir çarpışma durumunda savunmasız bir şekilde rahatça taşınmasına olanak sağladı. Yazımıza konu olan üç tekerli motorsiklet dediğimiz modelin ilk örneklerinden biri Mego 250S-3 markadır. Üç tekerlekli araç ilk olarak 1962'de piyasaya sürüldü. Kabinli veya kabinsiz geliştirmelerle birlikte 25 yıl boyunca üretildi.

İtalyanca bu motorlar gürültülü çalışma sesinden dolayı arı vızıltısı anlamında bilinirler. Asya ve Güneydoğu Asya ülkelerinde, motorlu üç tekerlekli araçlar küçük yük kamyonları ve ticari araçlar olarak kullanılmaktadır. Halk arasında "üç tekerlekli" veya "tuk-tuk" olarak adlandırılan bu araçlar, geleneksel çekmeli çekçek veya bisikletli çekçeklerin motorlu bir versiyonudur. Çoğunlukla kiralık taksi olarak kullanılmalarına rağmen, ticari ve yük teslimatlarında da kullanılırlar. Özellikle trafik sıkışıklığının sorun olduğu şehirlerde oldukça popülerdirler. (https://en-wikipedia-org.translate.goog/wiki/Motorized_tricycle?)

Konya’da çarşı içinde, Aziziye camisi, Muhacir pazarı ve Kadınlar pazarı yakınında durakları olurdu. Motorsuz olanları daha çok seyyar satıcılar ve simitçiler kullanırdı. Yeri gelir sahipleri hane halkını da üç tekerlinin kasasına oturtur, 3-4 kişi rahat yolculuk yapardı. Seyyar satıcılık yapıldığı gibi odun ve kömür de taşınmıştır. Bir ara da kurban pazarlarından kurbanlık koyun taşıma aracı olmuşlardır. İşi ilerletenler üç tekerlinin sürücü kısmına branda, cam ve metal kabin taktırdılar. Böylece üç tekerli sürücüsü güneş, soğuk, rüzgar, yağmur ve kar gibi dışsal etkilere karşı korunaklı hale getirilmiştir.

Üç tekerli motor Konya sanayisinde üretimi de yapılan bir araçtır. İlk üç tekerliye ilk motorun Remzi Yurttabir tarafından monte edildiği söylenir. Ekrem Beyazbenli’ de klasik üç tekerli arabalara İtalyan Minarelli marka motor takarak seri üretim yapmıştır. O dönemde Hakel Yurttabir ve Yıldırım markaları da vardı. Konya’nın düz ve ovalık yapısı içinde üç tekerliler şehir içi yük taşımacılığında avantajlı olmuştur. Garibanın otomobili hatta BMV’si diye anılan bu araçlar birçok insan için geçim kaynağı olmuştur. Akşama kadar çalışan bu araçlar akşam olduktan sonra da aile bireylerinin içine doluşup misafirliğe gittiği bir taksiye dönüşmüştür. (https://www.facebook.com/watch/?v=1989048098237752)

Minarelli motor demişken tarihine bir göz atalım. Motori Minarelli, 1951 yılında İtalya’nın Bologna şehrinde bir motosiklet üreticisi olarak kuruldu. 1954 yılında moped üretimine de başladı. İki yıl sonra Minarelli, tamamen 2 zamanlı motor üretimine geçti ve bu amaçla 2000 metrekarelik yeni bir fabrika inşa edildi. Fabrikada 20 teknik personel çalışıyor ve günde 70 motor üretiyordu. Bunlar İtalya, Avrupa'nın diğer bölgeleri ve Güney Amerika'daki şirketlere satılıyordu. 1967'de şirket adını Motori Minarelli olarak değiştirdi. 1970'lere gelindiğinde motor üretimi yılda 250.000 adede ulaşmıştı. Şirket ayrıca motosiklet yarışlarına da girdi ve bir dizi şampiyonluk kazandı. Şirket 1990 yılında Yamaha ile iş ilişkisine başladı. Beş yıl sonra 350 kişiyi istihdam ediyordu ve motor üretimi yılda 450.000 adede ulaşmıştı. 2002 yılında, dünya motosiklet pazarındaki değişikliklerin ardından Motori Minarelli, Yamaha Grubu'nun bir üyesi oldu. 2020 yılında Fantic Motor, Yamaha'nın hisselerinin tamamını aldı. (https://en-wikipedia-org.translate.goog/wiki/Motori_Minarelli)

Üç tekerli karoseri ilk başlarda şoför arkada gidonu kontrol eder ve kasası önde idi. Önde iki tekerleği ("kurbağa yavrusu" formu) ile araç, frenleme dönüşlerinde çok daha dengelidir ancak normal dönüşlerde eşdeğer dört tekerlekli bir araca kıyasla, kütle merkezi daha alçak ve daha ileri olmadığı sürece devrilmeye daha yatkındır. Önündeki yüklerin ağırlığı veya yüksekliği nedeniyle şoförün görüş alanı ve direksiyon hakimiyeti azaldığı için ve kazalara yol açılınca hakimiyet ve sevk ve idare noktası öne transfer edilerek güzel bir çözüm bulundu. Yük konulan ve binilen kasa kısmı arkaya konuldu. Zaman zaman hava şartlarının olumsuzluğunu aşmak için kar, kış ve yağmur ve rüzgâra karşı ön kabin hafif saç ile kapatıldı. Kapı yanlarına sağ ve sol tarafa ayna ve ön cama silecek eklendi. Plaka ile birlikte far, stop lambası ve sinyal lambaları ile de trafik ve yol güvenliği artırıldı. Kasa kullanım kolaylığı için yan taraflarından açılır kapaklar yapıldı. Hatta kasa kısmı hidrolik kriko takılarak açılır kapanır şekle dönüştürüldü.

Bu araçlar triportör taşımacılık olarak çok yönlü kullanıma sahiptir. İşverenler tarafından depodan işyerine kargo taşımak veya müşteriye malzeme götürmek için kullanılırdı. Vatandaş ise kadınlar pazarı ve muhacir pazarından aldığı sebze meyveleri üç tekerli ile evine taşırdı. Sedirler, Araplar, Uluırmak, Dolav, Türbe önü Öğretmen evleri gibi fazla uzak olmayan 3-4 km uzaklıktaki noktalara eşya taşımak için ve insan taşımak işlev gördü. Yeri geldi üç tekerli sahipleri bununla Altınekin, Çumra gibi ilçelere ve yakın köylere gidip geldiler.

Yeri geldi üç tekerli ile buzdolabı, bulaşık makinesi ve çamaşır makinesi gibi beyaz eşyalar bile taşındı. Sobacılar içinde 30 yıl çalışan ve ekmeğini çıkaran üç tekerli esnafı oldu. Kurban pazarlarından alınan kurbanlık küçükbaşlar hep üç tekerli ile evlere intikal ettirildi. Yeri geldi üç tekerli ile maile çoluk çocuk bir arada misafirliğe ve bağa bahçeye gidildi ve gelindi. Bu taşıtla gitmek tam bir macera idi. Bazen insan düşeceğim çok korkardı. Mesela Tüpçü Ali ağabey işten gelince sokağın çocuklarını bindirip bir tur attırırdı.

Günümüzde üç tekerliler eskisi kadar olmasa da yine taşımacılıkta kullanılmaya devam etmektedir. Arçelik triportörlere benzer şekilde karoser ve kabin yapılarak daha güvenli bir sürüş ve kullanım ortamı sağlanmıştır. Bugünlerde ise elektrikli olan üç tekerliler moda oldu. Elektrikli üç tekerli ve kapalı kabin üç tekerli hatta dört tekerli mini car denilen otomobiller revaç buldu. Artık insanlar ufak tefek market alışverişlerine veya köy içi dolaşımları bunlarla yapar oldular. Yeni üç/dört tekerli mini arabalar 30-50 km menzil içinde ulaşım ve taşıma amaçlı işlevler için kullanılmaktadır. Konya'nın ova olması ve şehir merkezinin düz olması üç tekerli, triportör/Arçelik gibi araçların diğer illere gör daha yayın olarak kullanılmasını sağlamıştır.

Geldiğimiz noktada geçmişteki gibi tren garlarının önünde ne fayton sıraları ne de şehirlerin belirli kilit noktalarında Arçelik ve üç tekerli gibi taşıma araçları bulunmuyor. Bir zamanlar türbe önünden başlayıp Alaattin tepesi etrafında gelin-damat arabası veya sünnet çocukları gezdirilirdi. Bu araçlar geçmişte bir yerden başka bir yere gidilen ulaşım erişim aracı iken artık bu işlevleri kalmadı. Ama hala mazideki yönleriyle hatırlanmaya ve nostaljik bir tatla sevilmeye devam ediyorlar. Somut bir öneri olarak belki nostaljik bir ulaşım kervanı veya yolculuk köprüsü kurulabilir. Bu bağlamda at arabası, fayton, Arçelik ve üç tekerliler turistik bir konsept içinde ele alınabilir. Türbe önü, Alaattin tepesi ve tren garı arasında yapılacak gezi rotaları ile Konya halkı ile yerli ve yabancı turistlere nostaljik gezinti keyfi yaşatılabilir. Turistik amaçlı olarak bu araçlarla gezinti yapılması yerel yönetimlere ve Konya Valiliğine önerimdir.

Yalnız bu nostaljik gezinti öncesinde Alaattin tepesinden Türbeye kadar olan bu alanı komple yayalaştırmak lazım. Hali hazır trafik keşmekeşi ve araç yoğunluğunda bu nostaljik araçları bu trafik parkuruna sokmak kazaya davetiye çıkarmak demektir. Tüm Konya'nın Alaattin tepesinde buluşup sonra etrafında dönüp her bir ayrı yöne gittiği bir araç trafiğini artık Konya merkezi kaldırmıyor. Yayalaştırılmış bir kent merkezi içinde nostaljik araç turları güvenli ve sağlıklı bir gezintiye daha uygun olacaktır. Üç tekerliler bir zamanlar Konya'da şehir içi nakliye için ideal araçlar idi şimdi nostaljik oldular. Konya ile özdeş hale gelen üç tekerliden ekmeğini çıkaran emektarlara selam olsun.

Konya Büyükşehir Belediyesi Üç tekerli belgeseli

https://www.youtube.com/watch?v=teSJclFBLek

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.