Nostaljik fotoğraf sayfalarında uzun zamandır sayfa yöneticiliği yapıyorum. Konya Eski ve Yeni Fotoğraflar sayfasında 6.200’den fazla Konya tarihine, kültürüne, sosyal yaşantısına ve tarihi eserlerine dair paylaşımlar yaptım. Birçok nostaljik fotoğraf sayfasına da üyeyim. Bu sayfalarda tartışma çıkaran konuların başında siyah beyaz günlerden kalma insan fotoğrafları, okul fotoğrafları, mahalle kesitleri üzerinden paylaşılan fotoğraflar geliyor. Her nedense insanlar fotoğrafın kendisine odaklanmak yerine ideolojik ve peşin fikirli yorumlarla kavgaya tutuşuyor.
Konya’daki sayfalar dahil olmak üzere şehir nostalji sayfalarında zaman zaman kravatlı modern giyimli bir insan veya öğretmenler topluluğu fotoğrafı paylaşınca düzgün, intizamlı ve tertipliliğe atıfta bulunuluyor. Çağdaş bir giyim, hem de kaç sene önce diye klasik ama eksik bir yorum patlaması yaşanıyor. Kimileri de bugünlerden yakınarak o günler çok güzel idi. Bugün okullarda salaş bir kıyafet var, kim öğretmen kim öğrenci belli değil şeklinde basma kalıp yorumlar yapılıyor. Bir kısım insanlar da memur ve öğretmenler diğer halk kesimlerine göre iyi ve sürekli maaş aldılar. Halk fakirlikten yamalı elbise giydi ya da parası yoktu alamadı gibi yorumlar yapıyor.
1940-1980 arası yıllardan kalma bir karede çarşaflı, şalvar giyimli kapalı bir hanım topluluğu karesi paylaştım. Başlığa geleneksel kıyafet içinde diye yazınca ne gelenekseli tam örf ve adetimize uygun tesettürlü kıyafet bu idi yorumu yapılıyor. Bazen de karşıt olarak yok canım köylü işi diyen veya nenem de böyle idi diyenler çıkıyor. Başlıyor bir polemik kim çağdaş, kim modern, Konya'yı bunlara bakıp tanımayalım, biz temsil etmez diyenler klavyeye sarılıyor. Modern giyimli olanları da geleneksel giyimli olanları da birbirini taşlamaya ve eleştirmeye başlıyor. Sonra ayar kaçıyor, bize şikayetler geliyor, paylaşımı yoruma kapatıyorum. Ortamı geren ve politik çekişmelere döndüren kişileri engelliyorum. Huzur bozucu yorumları da 7/24 kontrol ederek kaldırıyorum.
Kılık kıyafet deyince geniş bir parantez açayım. Kamuda çalışan memurlar öteden beri ceket, pantolon ve kravat kullanır. Bunun modern ve güzel başkalarının ise olumsuz değerlendirilmesi tutarlı değildir. Kılık kıyafet yönetmeliğine göre zaten tarif edilmiş şekilde giyinmek zorunda olan öğretmen, kamu görevlisi de bizim insanımız. Günlük kıyafet seçiminde bu tür giyim kuşamı tercih eden sade vatandaş da bizim insanımız. Öğretmenin veya kamu memurlarının Fransız tarzı ceket ve ortadan çizgili ütülü pantolon giymeleri niye disiplin göstergesi olsun. Mesela pantolon çizgisi niye dik ütülenir acaba? Yandan çizgi çekilse olmaz mı? Boyalı iskarpin ayakkabı giymek yerine caterpillar veya spor ayakkabı giyse kime ne zararı var. İlla kumaş pantolon demek yerine keten ve kot türü olmasında ne gariplik var. Hem ütü derdi ve zamanı ortadan kalkar hem de elektrik maliyeti düşer. Tişört, safari ceket, mevsimine göre trençkot veya mont giymesi halinde ne memur ciddiyetine ne okuldaki eğitime halel gelir. Öğretmenin kalitesine, şahsiyetine ve ders yapma ciddiyetine de bir eksiklik gelmez.
İlla kadın personel diz altı, yırtmaç olmayan dar bir etek, tayyör giyecek zinhar pantolon giyemez diyen memur kılık kıyafet yönetmeliği 12 Eylül döneminin katı anlayışının bir yansımasıydı. 1990'ların sonunda kaldırıldı. En son yönetmelikteki kadın kıyafetini tanımlayan paragraf komple iptal edildi. Hala yürürlükteki kılık kıyafet yönetmeliğinde erkek memur alabros tıraş olacak, bıyığı dudağının ne kenarından ne üst dudak altından aşağıya sarkmayacak, favorisi ise kulak memesini geçmeyecek, favoriye "s" ve "l" şekli verilmeyecek, ense tıraşı asker tıraşı şeklinde olacak yazıyor. Pantolon ise temiz ve ütülü, her gün de tıraş olacak şeklinde duruyor. Memur Sendikaları yıllardır sivil itaatsizlik eylemi yaparak bu sınırları bypass etmiş durumda. Ancak şahsi kanaatim çözüm bu paragrafın tamamen ortadan kaldırılması ile olacaktır.
Kılık kıyafet temiz olur, nezih olur, kişinin tercihleri ve seçimi temel insan hakkıdır. Toplum içine veya çalıştığı yere kendini iyi ve normal hissettiği şekilde çıkar. Genel geçer anlayışlara, geçerli tarzlara, günün yaklaşımlarına göre giyinir gider. Bunun modern, klasik, otantik, marijinal kırmızılı kadın veya poşetli dede gibi olması kimseyi enterese etmez. Konya’ nın güllerinden rahmetli Saçaklı Sabile gibi dolaşmasın yeter. İnsan kamu veya özelde çalışıyor ve bir resmi program var ise o da yeri gelir bu duruma uygun resmi kıyafet, ceket, boyalı ayakkabı, pantolon ceket ile bir resmi görünüm yapar. Normal çalışma takviminde de tercih ettiği şekilde resmi veya spor denilebilecek şekilde işine gelir, olur biter. 34 yıllık kamu görevim ve bürokrasi hayatımda bu dediklerimi harfiyen uyguladım. Niye farklı olana tahammül edemiyoruz bilemedim gitti.
Dış görünüş ve kılık kıyafet, insanı ancak sınırlı ölçüde tanıtır. Bir insanın düşünce dünyası, bilgisi, görgüsü, kültürü ve karakteri ise kıyafetin çok ötesindedir. İnsan değerini ceketi, kravatı, şalvarı ya da tayyörü değil; davranışları, birikimi ve şahsiyeti belirler. Bazen üstü başı çarıklı erkanı harp olur, doktoralı veya üniversiteli insana bizim Anadolu irfanını temsil eden adam toz attırır. Önemli olan şekil değil, özdür. Tabi ki giyim kuşam portresi de bu öz ile uyumlu olur. Mesela inkılap kanunlarından olan 625 sayılı “Şapka iktisası Hakkında Kanun” a göre bütün memurların ve müstahdemlerin (hizmetli) şapka takması mecburidir. Halen kamu görevlisi olup takan veya kullanan kaç kişi var? Tüm memuriyet hayatım boyunca sadece bir evet bir kişide gördüm, o kadar.
Eskiden yamalı pantolon giymek ihtiyaçtan ve garibanlıktan idi. Şimdi gençler bırak yamalıyı yırtık pantolon ile gezmeyi kişilik göstergesi olarak görmüyor mu? Görüyor ne yapalım anne baba olarak kavga mı? edelim. Bugün giyer, yarın normale döner. Hepimizin başında efil efil gençlik rüzgarları ve kavak yelleri eserken başına buyruk olmadık mı? Kim gençliğinde 'el âlem ne der' diye hareket etti ki?
İşin özü özgür, serbest giyim ile kurumsal ve resmi kıyafetin gereklerini bağdaştırmak ve dengeli görünümde yatıyor. Tek bir kare fotoğraf üzerinden disiplin, uyum, güzel, modern, çağdaş veya salaş, disiplinsiz, kötü, geri kalmış kıyafet, açık saçık veya kapalı türünden ila ahir değerlendirilemez. Zaten birçok alanda kutuplaşma ve ayrışmalar yaşayan bir toplumuz. Herkes zatında muhayyerdir, toplum içine ve iş hayatına genel görgü ve adabı muaşeret içinde kişiler kıyafetleri ile katılır. Tercihleri ise kendine özel ve insan haklarına girer. Kişisel Verileri Koruma kanunu gibi kişiye özel ve mahremdir.
Bir de aman serbestlik başa bela muhabbeti var. Düzen intizam kayboldu diye endişeli sözler kullanılır. Merak etmeyin hiçbir şey bir yere kaybolmaz. İnsanlar özgür tercihleriyle, lisan-ı halleriyle topluma katılır ve onun bir parçası olurlar. Hüner zamana, zemine ve yaşa başa yakışır biçimde giyinmektedir. Edep, adap ve görgü kurallarını içselleştirip yaşamaktadır. Geçmişin siyah beyaz fotoğraflarında gördüğümüz kravatlı memurlar da şalvarlı köylüler de çarşaflı hanımlar da bizim insanımızdır. O kareler yalnızca bir dönemin kıyafetlerini değil, aynı zamanda toplumumuzun çeşitliliğini ve ortak hafızasını göstermektedir.