Asırlardır yanan ışık: Hacı Ali Efendi Darü’l Kurrası

Ömer Tokgöz

Bu haftaki yazıma uzunca bir başlık koydum. Çocukluk döneminden itibaren Şerafettin caminin önünden onlarca kez geçtim. Caminin karşı köşesinde tek başına duran ve hep kapısı kapalı olan tarihi bir bina dikkatimi çekerdi. İnsanın bu tür tarihi binalara ve eserlere ilgi duyması en temel etkenlerdendir. İkinci olarak eğitim döneminde verilen derslerde bu konular ilgi çekici hale getirilmeli ve insanımızda farkındalık bilinci uyandırılmalıdır. İlk orta ve lise dönemimde 1970 ile 1981 yılları arasında hiçbir derste bu türden bir tarihi eserlere yönelik bir dersin işlendiğini hatırlamıyorum.

Mesela ortaokul ve lise yıllarında neye rehberlik ettiği meçhul derste de Konya’nın tarihi ve turistik binaları hakkında bir film, slayt veya konu geçtiğini, ders işlendiğini hiç hatırlamıyorum. Rehberlik dersinde ödev yapılır, şarkı türkü söylenir veya bulmaca çözülürdü. Bu duruma tek istisna olarak Karma ortaokulunda iken sınıf olarak 1977 yılında Arkeoloji müzesine geziye gitmiştik. Şimdi geriye doğru bakarken sınıf olarak arkeoloji müzesinin yanı başındaki Etnoğrafya müzesine de gidilebilirdi. Okula çok yakın olan Karatay medresesi, İnce Minareli medrese ve Sırçalı medresesi müzelerine, Alaattin camisine veya Mevlâna müzesine niye gidilmemişti bilinmez.

Karatay lisesi yıllarımda fen öğrencisi yani sayısal eğitimi görmekle birlikte seçmeli ders olarak 3 yıl sanat tarihi dersi aldım. Tarih derslerine de genel olarak meraklı idim. Bu merak o günden bugüne bazı kaynakları okuyarak ve kültür sohbetlerine iştirak ederek kesintisiz devam ediyor. Bir on yıla yakındır Konyamızdaki tarihi ve kültürel miras unsuru olan eserlerimizi daha fazla araştırma odağına aldım. Bu kapsamda deryadan bir katre edindiğimiz bilgileri siz değerli okuyucularım ile paylaşıyorum.

Bu haftaki yazımı 6 asır önce özel bir eğitim kurumu olarak yapılmış Hacı Ali Efendi darül huffazı/kurrası olarak nitelenen tarihi yapıya ayırdım. Hacı Ali Efendi darü’l huffazı Karamanoğulları döneminde yapılmış bir dini ihtisas ve eğitim kurumudur. Bir diğer ismiyle Hacı Ali Efendi Muallimhanesi Konya merkezde olup Şerafettin camiinin kuzeydoğusundadır. Giriş kapısı üzerindeki kitabeliği boş olan yapı Karamanoğulları beyliği döneminde yaptırılmıştır. Konyalı hayırseverlerden Müderris Hacı Ali Efendi tarafından Kur’an öğretmek ve okutmak üzere hicri 832, miladi 1429 yılında yaptırılmıştır.

Darü'I-kurra kelimesi yer, mekân ev" gibi anlamlara gelen dar ile "okuyan" anlamındaki “kari” kelimesinin çoğulu olan kurra kelimelerinden meydana gelmiştir. Kur'an-ı Kerim'in öğretildiği, bir bölümünün veya tamamının ezberletildiği ve kıraat vecihlerinin talim ettirildiği mektepler için kullanılmıştır. Bu kurumlara darülkur'an ve darülhuffaz adı verilmiştir. İslamiyet’in temel kaynağı olan, öğretilmesi ve ezberletilmesi Müslümanlarca değerli sayılan Kur’an’ın öğretimini hicretten önce Hz. Peygamber (sav) başlatmış ve bizzat ashabına öğretmiştir. Daha sonra diğer İslam toplumları da bu geleneği devam ettirmiştir. Başlangıçta bu eğitimlerin camilerde verildiği bilinmektedir.

“Dârü’l-Kur’ân” adıyla müstakil okulların kurulması X. yüzyıl sonundadır. Diğer İslam toplumları gibi Selçuklular da kıraat ilmine önem vermişlerdir. Bu tür eğitim ve öğretim kurumlarına “dârü’l-huffâz” adını vermişlerdir. Karamanoğulları ve Osmanlılar da Kur’an okuma ilmine önem vererek aynı isimde mektepler açmışlardır. Bugün kurra denince, Kur'anı kerimin kıraati konusunda uzmanlaşmış ve okuyuşu güzel olan kişiler akla gelmektedir. Darü’l huffaz yalnızca "hafız" yetiştiren, yani öğrencilerine sırf Kur'an'ı baştan sona tümüyle ezberlettiren bir mektep çeşididir. Darü’l kurra ise hafız olanlara Kıraat İlmi'nin okutulduğu, Kur' an tilavetinin inceliklerinin kavratıldığı; kısaca "kurra" çıkaran dershanelere verilen addır. Darü’l huffaz eğitimi 2-3 yıl, darülkurra eğitimi ise 3 yıl süreli idi. (https://isamveri.org/pdfdrg/D293799/2021/2021_ALEMDARY.pdf)

Darü’l-huffazlara mekteplerde eğitimini tamamlayan öğrenciler devam ediyorlardı. Burayı bitirdikten sonra bir ihtisas medresesi olan darülkurralara ise isteyenler devam ediyorlardı. Öğrencilerin sibyan (ilkokul) mektebine başlama yaşı dört ile yedi yaş arasında değişmekteydi. Mekteplerdeki eğitim süresinin dört yıl olduğu düşünülürse, darülhuffazlara başlayan öğrencilerin yaşının dokuz ile on bir civarında olduğu söylenebilir. Buralarda öğrencilere Kur’an ezberlettirilir, tecvit kuralları öğretilirdi.

(https://www.konyapedia.com/makale/893/darulhuffaz)

Hacı Ali Efendi Karamanoğulları’ndan İbrahim Bey’in (ö. 1464) döneminde yaşamış olup, doğum ve vefat tarihleri bilinmediği gibi, kesin olarak nereli olduğu da bilinmemektedir. Müderrislik ve kadılık görevlerinde bulunmuş bir hayırseverdir. Darü’l-huffaz/kurra mektebi yaklaşık altı asırdır yani 597 yıldır hizmet vermektedir. Hacı Ali Efendi, Cumhuriyet Dönemine kadar dârü’l-kurra ve medrese olarak kullanılan tek kubbeli kesme taş ve tuğla ile inşa edilen binayı yaptırmış ve buraya masraflarını karşılamak üzere vakıflar tahsis etmiştir.

Darü’l-kurra vakfiyesi, 832/1429 yılında tescil edildiğine göre, onun bu tarihlerden sonra vefat ettiğini kabul etmek gerekir. Tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı, Ali Efendi’nin mesleğinin sarraflık olduğunu zikrederse de Yusuf Küçükdağ, 1084 Hicri/1673 Miladi tarihten sonraki belgelerde onun adının “EI-Hâc Ali Kazî” olarak geçmesi sebebiyle mesleğinin kadı olduğunu belirtir ve “Aslında kadı olması, onun müderrisliğine de delâlet eder” kanaatindedir. (https://konyaninalimvehocalari.konyacami.com/haci-ali-efendi/)

Türkiye Selçuklularının başkenti, Osmanlıların da eyalet merkezi olan Konya, XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Orta Anadolu’nun kültür merkezi idi. Bu sebeple Osmanlı Devleti’nin diğer büyük şehirlerinde bulunan klasik Osmanlı eğitim kurumları Konya’da mevcuttu. Arşivlerde 17.yüzyıl sonu itibarıyla Konyada 16 tane darulkurra olduğu görülmektedir. XVI. yüzyıla kadar dârü’lhuffâz daha sonraki yüzyıllarda ise muallimhane, dârü’lhuffâz ve dârü’l-kurrâ olarak bu kurumlardan faydalanılmıştır. XIX. yüzyıla gelindiğinde bu bina bazen muallimhane bazen de dârü’lkurrâ olarak kaydedilmiştir.

Hacı Ali Efendi, inşa ettirdiği bu dârü’lhuffâzda eğitim ve öğretimin yerine getirilmesi ve işletme giderleri için vakfiye gelirleri tahsis etmiştir. Eğitimin sürdürülmesi, görevlilerin ve öğrencilerin masraflarının karşılanması ile binanın ihtiyaçlarını gidermek için bir takım gayrimenkul gelirlerini bu eğitim kurumuna vakfetmişti. (Klâsik Osmanlı Eğitim Kurumlarından Konya Dârü’l-Huffâzları (XVII. Yüzyıl), Emin Kılınç, Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 7(1):18-43 -2008)

Darü’u-lhuffaza ait hicri 832 yılı Recep ayı başında tanzim edilen Arapça bir vakfiye bulunmaktadır. Tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı bu kurumun vakfiyesi üzerine:

  • “Vâkıf, El-hac Ali İbn Mehmed İbn Salih şeklinde geçmekte ve muallimhanede Cuma ve bayramlardan başka her gün on talebe tecvid üzerine Kur’an okumasını öğrenecekler ve ezbere çalışacaklardır. Buraya alınacak talebeyi reisü’l-huffaz seçecek, bunların yaşları 16’dan aşağı olmayacaktır. Eğer vâkıfın evlâdından ehliyetleri olursa bunlar tercihen alınacaklardır. Vâkıfın erkek evladının en büyüğü ve en iyi Kur’an okuyanı reisü’l-huffaz seçilecektir. Eğer vâkıfın erkek evlâdı bulunmazsa Konya Kadısı’nın seçeceği adam reisü’l-huffaz olacaktır.
  • Hacı Ali Efendi dârü’l-huffazı’nın ve talebenin masraflarını karşılamak için dârü’l-huffaz’ın yanındaki mahkeme hamamın bitişiğindeki bahçe ve dükkânla iki çiftlik vakfetmiştir. Bunların birisi Konya’nın bir saat doğusunda Hasan Köyü Çiftliği öteki de şehrin dört saat batısındaki Devletşah Çiftliği’dir. Bu çiftlik Keçi Muhsine köyü sınırında ve Başara ırmağı kenarındadır. Ayrıca Darulhuffaza bitişik bir dükkân ve Aymanas’ta bir tarla vakfedilmiştir.
  • Dükkânın geliri talebeye sarf edilecek, çiftliklerin hâsılatı da beşe bölünerek, ikisi Dârü’t-ta’lîmin tamirine, ikisi şeyh-i huffaza, birisi de mütevelliye -ki bu aynı zamanda şeyh ve muallimdir- verilecektir." şeklinde ayrıntılı bilgiler vermektedir. (İ. H. Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Konya Tarihi,1997, Konya, sf:955-959)

Mimari olarak baktığımızda kare planlı yapının üzeri tek kubbe ile örtülüdür. Konya’daki birçok tarihi binada olduğu gibi kesme Gödene taşından yapılmıştır. Kubbeye geçişler üçgenlerle sağlanmıştır. Cephe duvarlarında kesme taş kullanılmıştır. Kubbe ve kubbeye geçişler tuğla malzeme ile yapılmıştır. Günümüzde kurşun ile kaplanmış kubbenin üzerinde bir alem yer almaktadır. Giriş bölümündeki baldeken tarzdaki kubbeli kısım günümüze ulaşamamıştır. Yapının giriş kapısı güney cephe olup; kapı, ortada sivri kemer içine alınmış ve iki yanda yine sivri kemer içine alınan dikdörtgen birer pencere açılmıştır. Bina minimalist ölçekte ve sade bir binadır. Kare planlı ve tek kubbeli

Kapının etrafını dışa taşkın bir çerçeve süsü dolanmaktadır. Basık kemerli kapı üzerindeki kitabelik ve bunun üzeri de kaş kemerle sonlanmaktadır. Giriş kapısının iki yandaki pencerelerin alınlıklarındaki sivri kemer formu iki renkli taşlarla yapılmıştır. Doğu, batı ve kuzey cephelerde ikili şekilde toplam 6 pencere yer almaktadır. Dikdörtgen pencerelerin sivri kemer alınlıkları yine iki renkli taşlarla süslenmiştir. İç mekânın duvarları sıvalı olup herhangi bir süsleme bulunmamaktadır. Hacı Ali Muallimhanesi, aynı dönemde yapılan (1421) Hasbeyoğlu Darü’l-Huffazı ile benzer özellikler taşımaktadır. (https://www.konyapedia.com/makale/2018/haci-ali-efendi-darulhuffazimuallimhanesi)

Darü’l-kurra, eğitim, kültür ve medeniyet tarihimizin en köklü kuruluşları arasında yerini almıştır. Fiili ihtisas eğitimine medreselerin kapatılması nedeniyle 1924-2017 yılları arasında 93 yıl ara verilmiştir. Bu süreçte bir süre kapalı kalan bina kamu yararına faaliyetlerde kullanılmıştır. 1939 yılından itibaren Sıhhi (sağlık) Müze olarak kullanılmaya başlamıştır. Daha sonraki bina Konya müftülüğüne tahsis edilmiştir. 1968 yılında ise çocuklara yönelik Ali Efendi Halk kütüphanesi olmuştur. 2000’li yıllardan itibaren polis karakolu ve turizm polis noktası olarak kullanılmıştır. 2015 yılında tekrar İl Müftülüğüne tahsis edilmiştir. 2017 yılından itibaren asli fonksiyonlarına tekrar kavuşmuştur. Konya İl müftülüğüne bağlı kıraat ihtisas merkezi olarak kullanılmaktadır. Konya Müftülüğü bünyesinde aktif olarak Aşere-Takrib denilen kıraat ve hafızlık uzmanlık kursları için kullanılmaktadır. Her dönem 10 kişi eğitim görmektedir.

Hacı Ali Efendi “Darü’l Kurra”sı Türkiye'nin en nitelikli Kur'an eğitim merkezlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Binanın genel görünümü iyi durumdadır. Ancak bina çevresinde geri dönüşüm veya atık konteyneri vb. konulması şık değildir. Binayı tanıtan bir pano var ise de eskimiş durumdadır. Binanın orijnal kitabelik kısmında ise Konyalı hattat Hüseyin Öksüz tarafından yazılan “Hacı Ali Efendi Dar-ül Huffazı, 1428” tarihli bir hat levhası bulunmaktadır. Bu levhanın da yazıları eskimiş ve metalik kısmı küflenmiş durumdadır. Her iki levhanın yenilenmesi gereklidir. Eserin eski fotoğraflarında giriş kapısının üstünde kapı etrafındaki sütunlara dayalı bir gölgelik çıkma ve eli böğründe bulunmaktadır. Bu gölgelik kaldırılmakla birlikte kapı üzerinde iki adet biçimsiz ve ne olduğu belli olmayan kalıntısı kalmıştır. Günümüzde olmayan bu çıkmanın tekrar yapılması binanın orijinal görünümüne katkı sağlayacaktır.

Tarihi binayı tanıtıcı djital bir barkot konulması ise akıllı telefonlar ve web sayfası üzerinden tarihi bina hakkındaki bilgilere erişimi kolaylaştıracaktır. Burada verilen eğitimin kamuoyunca tanınması için kursiyerlerin güzel kuran okuma becerilerinin izleneceği etkinlikler yapılmalıdır. Dönem mezuniyet programları ile bu kurumun banisi Hacı Ali Bey anılmalı ve tarihi merkez kamuoyuna tanıtılmalıdır. Bu adımlar altı asır önce bu eğitim kurumunu vakfeden ve Konya’ya kazandıran Kadı Hacı Ali Efendiye bir şükran vesilesi olacaktır. Kendisine bu vesile ile Allahtan rahmet dilerim.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.