Üniversitelerde kanunda açıkça öngörülmeyen idari yapılanmalar Sayıştay denetimine takılırken, Selçuk Üniversitesi’nde başka bir soru cevap bekliyor: Öğrencinin kendi parasıyla akıllı telefon edinmesini ve yanında taşımasını yoklamanın fiilî şartı hâline getirmenin açık hukuki dayanağı nedir?
Sayıştay’ın bazı üniversitelerde “Öğrenci Dekanlığı”, “Öğrenci İşleri Dekanlığı” ve “Araştırma Dekanlığı” gibi isimlerle oluşturulan yapılara ilişkin tespitleri önemli bir hukuk tartışmasını yeniden gündeme getirdi.
Tartışmanın özünde aslında çok basit bir soru var:
Kanunda açıkça öngörülmeyen bir idari yapı veya yetki, üniversite yönetiminin kendi kararıyla oluşturulabilir mi?
Şimdi aynı hukuk mantığını Selçuk Üniversitesi’ndeki bir başka uygulamaya taşıyalım.
ÖĞRENCİNİN AKILLI TELEFON TAŞIMA ZORUNLULUĞU HANGİ KANUNDA YAZIYOR?
Selçuk Üniversitesi’nin kendi resmî duyurusuna göre 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Güz Yarıyılı'nda öğrencilerin yoklama işlemleri SÜMOB mobil uygulaması üzerinden karekod sistemiyle gerçekleştiriliyor.
Öğrenci sınıfa geliyor. Telefonunu çıkarıyor. SÜMOB'u açıyor. Sınıftaki karekodu okutuyor. Yoklamasını gerçekleştiriyor.
Peki, öğrencinin akıllı telefon sahibi olması gerektiği hangi kanunda yazıyor?
Daha açık soralım:
Bir devlet üniversitesinde öğrencinin şahsi mülkiyetindeki akıllı telefonu yanında bulundurmasını ve üniversitenin mobil uygulamasını çalıştırabilecek bir cihaza sahip olmasını yoklama işleminin fiilî şartı hâline getiren açık hukuki düzenleme hangisidir?
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun hangi maddesi? Bir başka kanun mu? Yönetmelik mi? YÖK kararı mı? Selçuk Üniversitesi Senatosunun kararı mı? Rektörlük kararı mı?
Hangisi?
Varsa açıklansın.
KANUNDA YOKSA BU KARAR HANGİ YETKİYLE ALINDI?
Sayıştay’ın üniversitelerdeki bazı idari yapılanmalar konusunda gündeme getirdiği tartışmanın temelinde “kanuni dayanak” meselesi bulunuyor.
O hâlde aynı soruyu SÜMOB için sormak neden yanlış olsun?
Kanunda öğrenciye akıllı telefon edinme ve taşıma yükümlülüğü açıkça öngörülmemişse Selçuk Üniversitesi öğrencinin şahsi telefonunu yoklama sisteminin zorunlu bir parçasına hangi hukuki yetkiye dayanarak dönüştürdü?
İşte açıklanması gereken mesele budur.
Burada SÜMOB'un faydalı olup olmadığını tartışmıyoruz. Teknolojinin yararlı olup olmadığını da tartışmıyoruz. Üniversitenin dijitalleşmesine de karşı çıkmıyoruz.
Sorunun adı çok daha basit: Yetki.
Kamu idaresinin yaptığı işlemlerde “Bu faydalıdır” demesi yeterli değildir. “Teknoloji çağındayız” demesi de yeterli değildir. “Öğrencilerin çoğunda zaten telefon var” denilmesi ise hiçbir şekilde hukuki dayanağın yerine geçemez.
Çünkü öğrencilerin yüzde 99'unda akıllı telefon bulunsa dahi geriye kalan yüzde 1'in eğitim hakkı ortadan kalkmaz.
TELEFONU OLMAYAN ÖĞRENCİ NE YAPACAK?
Şimdi Selçuk Üniversitesi yönetimine son derece somut bir öğrenci üzerinden soralım.
Bir öğrenci Selçuk Üniversitesi'ni kazandı. Kaydını yaptırdı. Dersine zamanında geldi. Sınıfta oturuyor. Hocası karşısında. Ama akıllı telefonu yok.
Ne olacak?
Bu öğrenci derste olduğu hâlde yok mu sayılacak?
Eğer sayılmayacaksa alternatif yoklama yöntemi nedir? Eğer alternatif yöntem varsa neden öğrencilere açıkça duyurulmuyor?
Eğer alternatif yöntem yoksa daha ciddi bir soru ortaya çıkıyor:
Devlet üniversitesinde eğitim görebilmek için öğrencinin kendi cebinden akıllı telefon satın alması fiilen zorunlu hâle mi getirilmiştir?
Telefonu var ama bozuldu. Ne olacak? Bataryası bitti. Ne olacak? Uygulama açılmadı. Ne olacak? İşletim sistemi uygulamayı desteklemedi. Ne olacak? İnternet bağlantısı kurulamadı. Ne olacak?
Öğrenci bütün ders boyunca sınıfta oturduğu hâlde elektronik sistem yüzünden “derse gelmedi” mi denilecek?
Bunlar ayrıntı değil. Bunlar doğrudan öğrencinin devamsızlık durumunu ve dolayısıyla eğitim hayatını etkileyebilecek sorulardır.
ANAYASA ÇOK AÇIK
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 42. maddesi “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” diyor.
Ardından son derece önemli bir hüküm getiriyor: “Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.”
Anayasa'nın 13. maddesindeki temel ilke de belli: Temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir.
Dahası Anayasa Mahkemesinin eğitim hakkına ilişkin kararlarında üzerinde durduğu çok önemli bir ilke var: Eğitim hakkına yönelik bir müdahalenin kanuni dayanağının bulunması gerekir.
Öyleyse tekrar soruyoruz:
SÜMOB üzerinden yoklamaya katılabilmek için öğrencinin şahsi bir akıllı telefon edinmesi ve bunu ders sırasında yanında bulundurması gerekiyorsa bunun kanuni dayanağı nedir?
Bu soruya “Sistem böyle çalışıyor” cevabı verilemez.
“SÜMOB Senato kararıyla kabul edildi” deniliyorsa o kararın da hangi kanuni yetkiye dayandığının açıklanması gerekir.
Çünkü asıl mesele tam olarak budur:
Bir idari karar, kanunun vermediği bir yükümlülüğü tek başına öğrenciye yükleyebilir mi?
SAYIŞTAY'IN SORDUĞU SORUYU ŞİMDİ BİZ SORUYORUZ
Sayıştay denetimlerinin ortaya çıkardığı tartışmaya bakıldığında üniversiteler açısından son derece önemli bir prensiple karşılaşıyoruz:
Bir üniversitenin kendi içinde karar almış olması, o kararın otomatik olarak hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Yetkinin kaynağının mevzuatta bulunması gerekir.
İşte tam da bu nedenle Selçuk Üniversitesi yönetimine soruyoruz:
Öğrencinin akıllı telefonunu yoklamanın fiilî aracı hâline getirme yetkisini hangi kanundan aldınız?
Varsa madde numarasını açıklayın.
Yoksa öğrencinin kendi parasıyla satın aldığı özel mülkiyetindeki elektronik cihazı eğitim-öğretim faaliyetinin bir parçası hâline getiren kararın hangi hukuki gerekçeyle alındığını kamuoyuna açıklayın.
BİR DE ARAŞTIRMA DEKANLIĞI VAR
Üstelik mesele burada bitmiyor.
Selçuk Üniversitesi'nin kendi resmî internet sitesinde bugün “Selçuk Üniversitesi Araştırma Dekanlığı” adıyla bir yapı bulunuyor.
Burada dikkatli olmak gerekiyor:
Sayıştay’ın kamuoyuna yansıyan söz konusu tespitlerinde Selçuk Üniversitesi adı geçen altı üniversite arasında bulunmuyor. Dolayısıyla Selçuk Üniversitesi Araştırma Dekanlığı hakkında “Sayıştay hukuka aykırı buldu” şeklinde bir hüküm kurmak doğru değildir.
Ancak başka üniversitelerde benzer isimli yapılanmaların hukuki dayanağı tartışma konusu olmuşsa, Selçuk Üniversitesi için de aynı sorunun sorulması son derece doğaldır:
Selçuk Üniversitesi Araştırma Dekanlığının kuruluşunun açık kanuni dayanağı nedir?
Üniversite yönetiminin bunu da kamuoyuna açıklamasında yarar vardır.
“HERKESİN TELEFONU VAR” HUKUKİ DAYANAK DEĞİLDİR
Bugün neredeyse herkesin telefon taşıyor olması meseleyi değiştirmez.
Hukuk “çoğunluğun cebinde ne var?” sorusuna göre işlemez.
Devlet üniversitesine kayıt yaptırmanın şartları bellidir.
Öğrenci, üniversiteye kayıt yaptırırken ayrıca “Akıllı telefon satın almayı kabul ediyorum.” diye bir yükümlülük altına mı giriyor?
Eğer girmiyorsa, daha sonra öğrencinin devam durumunu kendi satın aldığı telefona bağlamak hangi hukuk normuna dayanmaktadır?
Telefon öğrencinin özel mülkiyetidir. Üniversitenin bilgisayar sistemi değildir. Üniversitenin öğrenciye tahsis ettiği cihaz değildir. Öğrenci kendi parasıyla satın almıştır.
O hâlde kamu kurumu öğrencinin özel mülkiyetindeki bir cihazı eğitim hizmetinden yararlanmanın fiilî aracına dönüştürüyorsa bunun hukuki çerçevesinin son derece açık olması gerekir.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ YÖNETİMİNDEN CEVAP BEKLEYEN SORULAR
Bu nedenle Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne açıkça soruyoruz:
1. SÜMOB üzerinden karekodlu yoklama uygulamasının hukuki dayanağı hangi kanun ve hangi maddedir?
2. Öğrencinin akıllı telefon sahibi olmasını ve telefonu ders sırasında yanında bulundurmasını gerektiren açık bir mevzuat hükmü var mıdır?
3. Böyle bir hüküm yoksa öğrencinin şahsi telefonunu yoklama sisteminin fiilî şartı hâline getiren karar hangi yetkiye dayanılarak alınmıştır?
4. Bu uygulama Selçuk Üniversitesi Senatosu kararıyla başlatıldıysa kararın tarihi, sayısı ve dayandığı mevzuat hükmü nedir?
5. Akıllı telefonu olmayan öğrenci için alternatif yoklama sistemi nedir?
6. Telefonu bulunmayan veya teknik sebeple SÜMOB'u kullanamayan öğrenci derste bulunduğu hâlde devamsız sayılabilir mi?
7. Üniversite, öğrenciden SÜMOB'u çalıştırabilecek nitelikte bir telefon satın almasını bekliyor mu?
8. SÜMOB nedeniyle öğrenciye doğrudan veya dolaylı bir maddi külfet yüklenmesinin hukuki dayanağı nedir?
9. Selçuk Üniversitesi Araştırma Dekanlığının kuruluşunun kanuni dayanağı hangi mevzuat hükmüdür?
Bunlar cevaplandırılması zor sorular olmamalı.
Eğer yapılan her işlem mevzuata uygunsa üniversite yönetimi ilgili kanun maddelerini, yönetmelikleri ve kararları kamuoyuyla paylaşır, tartışma da sona erer.
Ama açık bir hukuki dayanak gösterilemiyorsa o zaman başka bir soru kaçınılmaz hâle gelir:
“Üniversite istedi diye öğrenci yapmak zorunda mı?”
Kamu idaresinde yetkinin kaynağı “biz böyle uygun gördük” olamaz. Yetkinin kaynağı hukuktur.
Üniversiteler bilimin merkezidir. Bilimin merkezinde de soru sormaktan korkulmamalıdır.
Biz de bugün Selçuk Üniversitesi yönetimine yalnızca bunu soruyoruz:
Öğrencinin cebindeki telefonu eğitim sisteminin zorunlu bir parçası hâline getirme yetkisini hangi kanundan aldınız?
Kanun varsa gösterin. Karar varsa yayımlayın. Hukuki dayanak varsa açıklayın.
Çünkü devlet üniversitesinde öğrencinin cebindeki telefon değil, hukukun üstünlüğü zorunlu olmalıdır.
Not: Metin, hukuki dayanağın açıklanmasını talep eden bir köşe yazısıdır; kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadıkça herhangi bir kişi veya kurum hakkında hukuka aykırılık hükmü kurmaz.