SAYIN DEKAN, FAKÜLTENİZDE CAMLAR MI KIRIK, YOKSA İDARİ DÜZEN Mİ?

Konyalı Abi

Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde yaşanan olay, yalnızca bir güvenlik meselesi mi, yoksa fakültenin yönetim anlayışının da sorgulanmasını gerektiren bir gelişme mi?

26 Ekim 2026 tarihinde Konya Bakış gazetesinde Mehmet Ali Elmacı imzasıyla yayımlanan “Selçuk Üniversitesi’nde güvenlik zafiyeti mi var?” başlıklı haber, kamuoyunun dikkatini önemli bir noktaya çekti.

Habere göre, Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi binasının ve hemen yanındaki güvenlik biriminin camları gece saatlerinde bir kişi tarafından kırıldı. Olayın ardından inceleme başlatıldığı, ancak haberde belirtilen tarih itibarıyla failin henüz tespit edilemediği ifade edildi.

Aynı haberde, fakülte kantininde son kullanma tarihi geçmiş ürünler nedeniyle yaklaşık 400 bin liralık ceza kesildiğine ilişkin bir iddiaya da yer verildi. Ancak iki olay arasında bağlantı bulunduğuna dair doğrulanmış bir bilgi olmadığı özellikle belirtildi.

Elbette camların kırılması kabul edilemez. Olayın failleri kim olursa olsun hukuk önünde hesap vermelidir.

Ancak burada üzerinde durulması gereken başka sorular da var.

Sayın Dekan, fakültenizde gerçekten neler oluyor?

Bir fakülte yalnızca dersliklerden, akademisyenlerden ve öğrencilerden oluşmaz. Orada bir idari yapı, personel düzeni, görev dağılımı ve yönetim sorumluluğu vardır. O hâlde kamuoyu adına soralım.

SAYIN DEKAN, FAKÜLTENİZDE SİYASİ NÜFUZUNU KULLANAN PERSONEL VAR MI?

Fakültenizde siyasi çevrelerle olan ilişkilerini veya nüfuzunu kullanarak idari işleyiş üzerinde etkili olmaya çalışan kişiler bulunuyor mu?

Herhangi bir personel, siyasi bağlantılarını gerekçe göstererek kendisine verilen görevleri yerine getirmekten kaçınıyor mu?

Sizin dekan olarak verdiğiniz talimatlara karşı, siyasi destek gördüğünü öne sürerek hareket eden çalışanlar var mı?

Varsa bu kişiler hakkında herhangi bir idari işlem yaptınız mı?

Yoksa fakültenizde herkes, unvanı ve siyasi bağlantısı ne olursa olsun aynı kurallara mı tabi?

Bu soruların cevabını öğrenmek kamuoyunun hakkıdır. Çünkü bir devlet üniversitesinde belirleyici olan siyasi nüfuz değil, kanunlar ve liyakat olmalıdır.

ENGELLİ KADROLARI ÜZERİNDEN DE SORULARIMIZ VAR!

Sayın Dekan,

Bir başka önemli konuya da açıklık getirmenizi istiyoruz.

Engelli kadrosunda görev yapan ve engellilik şartlarını taşımadığı yönünde somut, doğrulanabilir şüpheleriniz bulunan bir personel var mı? Böyle bir durum söz konusuysa, kişinin mahremiyeti ve yasal hakları korunarak, engellilik durumunun yetkili ve bağımsız bir sağlık kurulu tarafından mevzuata uygun biçimde değerlendirilmesini Rektörlükten talep ettiniz mi?

Fakültenizde geçmiş dönem yöneticileri tarafından engelli kadrosunda işe alınmış, ancak engellilik şartlarını gerçekte taşımadığı yönünde hakkında somut şüphe veya resmi tespit bulunan herhangi bir personel var mı?

Varsa bu durum ilgili kurumlar tarafından incelendi mi?

Bu kadrolara yapılan atamaların mevzuata uygunluğu denetlendi mi?

Geçmiş yönetimler döneminde göreve başlayan ve bugün kendisine mevzuata uygun görev verilmesine rağmen bu görevleri yerine getirmediği tespit edilen personel bulunuyor mu?

Dekan olarak görev vermekte veya verilen görevin yerine getirilmesini sağlamakta güçlük çektiğiniz çalışanlar var mı?

Varsa bu güçlüğün nedeni nedir?

İdari yetki ve sorumluluklarınızı kullanmanızı engelleyen herhangi bir siyasi veya bürokratik müdahaleyle karşılaşıyor musunuz?

Burada çok önemli bir ayrımın altını çizmek gerekiyor.

Gerçekten engelli olan ve yasal hakları kapsamında istihdam edilen çalışanlarımızın hakları tartışma konusu yapılamaz. Engellilik her zaman dışarıdan görülebilen bir durum da değildir. Engelli personelin çalışma koşullarının sağlık durumuna uygun düzenlenmesi, kamu idaresinin sorumluluğudur.

Bizim sorduğumuz, engelli çalışanların hakları değil; kamu kadrolarının usulsüz kullanılıp kullanılmadığı ve personel yönetiminde hukuka uygunluğun sağlanıp sağlanmadığıdır.

SAYIN DEKAN, FAKÜLTEYİ KİM YÖNETİYOR?

Bir fakültede akademik ve idari sorumluluk dekanlık makamındadır. Ancak sorumluluk kadar yetkinin de etkin kullanılması gerekir.

Bu nedenle sormaya devam ediyoruz:

Fakültenizde görevini yerine getirmediği hâlde hakkında işlem yapılmayan personel bulunuyor mu?

Geçmiş yönetimlerden kalan personel görevlendirmeleri nedeniyle bugün idari sorunlar yaşanıyor mu?

Personelin görev ve sorumlulukları yazılı olarak belirlenmiş durumda mı?

Güvenlik birimlerinin denetimi ve fakülte binasının korunması konusunda kimler sorumlu?

Gece meydana gelen cam kırma olayında güvenlik kameraları ve nöbet düzeni yeterli miydi?

Güvenlik sisteminin işleyişi hakkında herhangi bir idari inceleme başlatıldı mı?

Bunlar cevapsız bırakılmaması gereken sorulardır.

BİR CAM KIRILIR, YENİSİ TAKILIR; PEKİ KURUMSAL GÜVEN NASIL ONARILIR?

Fakültenin kırılan camları kısa sürede yenilenebilir.

Ancak bir eğitim kurumunda güvenlik, liyakat, eşitlik ve hesap verebilirlik konusunda oluşabilecek tereddütleri gidermek çok daha önemlidir.

Biz kimseyi peşinen suçlamıyoruz.

Hiçbir personelin siyasi bağlantısı nedeniyle ayrıcalık kullandığını, herhangi bir kişinin gerçeğe aykırı engellilik beyanıyla işe alındığını veya dekanlığın görevini yapamadığını kesin bir olgu olarak ileri sürmüyoruz.

Tam tersine, bu konularda açık ve denetlenebilir cevaplar istiyoruz.

Çünkü iddialarla gerçeklerin birbirinden ayrılmasının yolu, yetkililerin şeffaf biçimde açıklama yapmasından geçer.

SON SÖZÜMÜZ SAYIN DEKANA

Sayın Dekan,

Fakültenizde yaşanan güvenlik olayına ilişkin soruşturmanın sonucunu elbette bekleyeceğiz.

Ancak idari işleyişe ilişkin sorularımızın cevaplanması için yeni bir olay yaşanmasına gerek yok.

Fakültenizde siyasi nüfuzunu kullanarak ayrıcalık elde eden kişiler var mı?

Engelli kadrolarına geçmiş dönemlerde mevzuata aykırı atama yapıldığına ilişkin herhangi bir tespit veya inceleme var mı?

Görev vermekte ya da verilen görevleri yaptırmakta güçlük çektiğiniz personel bulunuyor mu?

Varsa bu sorunların çözümü için hangi idari ve hukuki adımları attınız?

Bu soruların tamamına açık ve somut cevaplar verilmesini bekliyoruz.

Unutulmamalıdır ki devlet üniversiteleri kimsenin kişisel veya siyasi nüfuz alanı değildir.

Üniversiteler bilimin, hukukun, liyakatin ve kamu yararının esas alındığı kurumlardır.

Sayın Dekan, şimdi söz sizde.

Fakültenizde yalnızca kırılan camları mı onaracaksınız, yoksa kamuoyunun idari işleyişe ilişkin sorularını da cevaplayacak mısınız?

Biz sorularımızı sorduk. Cevap hakkı sizindir. Kamuoyu adına takipçisi olacağız.

Kaynak: Konya Bakış, Mehmet Ali Elmacı, “Selçuk Üniversitesi’nde güvenlik zafiyeti mi var?”, 26 Ekim 2026.

Not: Personel atamaları, siyasi nüfuz ve engelli kadrolarına ilişkin hususlar doğrulanmış olaylar olarak değil, ilgili yönetimden açıklama istenen sorular olarak ele alınmıştır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.