Geçtiğimiz sezon Konyaspor üzerine bir yazı kaleme almıştım.
Başlığı şuydu:
“Konyaspor: Hedef Avrupa, Gerçekler Hayatta Kalma Mücadelesi”
O yazıyı bugün tekrar okuyunca insanın içinden “Keşke yanılmış olsaydık” demek geliyor.
Çünkü aradan bir sezon geçti ama konuştuğumuz meselelerin önemli bir kısmı hâlâ önümüzde duruyor.
2025–2026 sezonunda kaleme aldığım o yazıya aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:
Konyaspor: Hedef Avrupa, Gerçekler Hayatta Kalma Mücadelesi
https://konyabakis.com/yazarlar/konyali-abi/konyaspor-hedef-avrupa-gercekler-hayatta-kalma-mucadelesi-1505
O gün söylediğimiz şey aslında çok basitti:
Kötü geçen bir sezon bazen bir kulübe kupadan daha değerli bir şey bırakır:
Nerede hata yaptığını görme fırsatı.
Ama bunun bir şartı vardır:
Ders çıkarmak.
Peki Konyaspor ders çıkardı mı?
Bugünkü tabloya bakınca bu soruya gönül rahatlığıyla “evet” diyebiliyor muyuz?
Maalesef zor.
Dört maç, sıfır puan!
2026–2027 sezonunda henüz dört hafta geride kaldı.
Evet, daha yolun başındayız.
Evet, lig dört haftada bitmez.
Evet, dört maç sonunda kimse küme düşmez.
Bunların hepsi doğru.
Ama bir başka gerçek daha var:
Konyaspor dört maç sonunda sıfır puanda.
Dört maç.
Dört mağlubiyet.
Sıfır puan!
Şimdi “Daha sezonun başı” deyip geçebiliriz.
Ama bugün görmezden geldiğimiz problemleri sezon sonunda hesap makinesiyle puan hesabı yaparken konuşmanın kimseye faydası olmaz.
Konyaspor taraftarı bu filmi daha önce izledi.
Hem de birkaç kez.
Bu nedenle mesele panik yapmak değil.
Mesele tehlikeyi zamanında görmek.
Asıl problem dört mağlubiyet değil
Bir takım dört maç kaybedebilir.
Transfer yanlış çıkabilir.
Teknik direktör hata yapabilir.
Futbolcu kötü oynayabilir.
Bunların hepsi futbolun içerisinde var.
Ama aynı sorunlar sezonlar boyunca tekrar ediyorsa artık tek tek maçları değil, kulübün futbol aklını sorgulamak gerekir.
Konyaspor ne oynamak istiyor?
Nasıl bir kadro planlaması yapılıyor?
Transferlerde hangi kriterler esas alınıyor?
Bir sonraki sezonun Konyaspor’u bugünden planlanıyor mu, yoksa her sezon yangın çıkınca mı hortum aranıyor?
Asıl konuşmamız gereken bunlar.
Çünkü Konyaspor artık her sezon “Bu sene de ligde kalalım, seneye bakarız” anlayışıyla yaşayamaz.
Bu şehir bunu hak etmiyor.
Yönetim aynaya bakmalı
Elbette ilk sorumluluk kulübü yönetenlerde.
Transferi yapan yönetim.
Teknik yapılanmayı oluşturan yönetim.
Kadroyu planlayan yönetim.
Dolayısıyla dört maç sonunda ortaya çıkan tablonun hesabını önce yönetim kendi içerisinde yapmalıdır.
Teknik heyet de aynaya bakmalı.
Futbolcular da.
Ama burada duramayız.
Çünkü Konyaspor yalnızca yönetim kurulunun takımı değildir.
Konyaspor Konya’nın takımıdır.
O zaman başka bir soru daha sormamız gerekiyor.
Sayın Fatih Özgökçen, Konyaspor’u en iyi bilenlerden biri sizsiniz
Bugün AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen.
Ama Sayın Özgökçen’i bizim açımızdan önemli kılan yalnızca il başkanı olması değil.
Kendisi aynı zamanda Konyaspor’un eski başkanı.
Bu kulübün başkanlık koltuğunda oturdu.
Konyaspor’un bütçesini gördü.
Borçlarını, gelirlerini, imkânlarını, eksiklerini gördü.
Federasyonla ilişkilerini yaşadı.
Transferin nasıl yapıldığını, kulübün hangi kapıları çaldığını, nerelerde zorlandığını biliyor.
Kısacası Konyaspor’u dışarıdan seyreden bir siyasetçiden söz etmiyoruz.
O nedenle Sayın Fatih Özgökçen’e sormak bu şehrin hakkıdır:
Başkanlığını yaptığınız Konyaspor bugün sıfır puandayken siz bu tabloyu nasıl görüyorsunuz?
Daha önemlisi:
Konyaspor için bugün ne yapılabilir?
Sizden teknik direktör seçmenizi istemiyoruz.
Transfer yapmanızı da istemiyoruz.
Ama eski Konyaspor Başkanı ve bugün iktidar partisinin Konya İl Başkanı olarak sahip olduğunuz tecrübenin ve siyasi imkânın Konyaspor’un zor günlerinde de hissedilmesini beklemek herhalde çok şey istemek değildir.
Sayın Mehmet Baykan, spor tecrübenize bugün ihtiyaç var
Bir başka isim:
AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan.
Sayın Baykan’ın özelliği yalnızca milletvekili olması değil.
Kendisi Türk sporunun içinden gelen bir isim.
Sporun farklı kademelerinde görev yaptı.
Ve yıllarca Spor Genel Müdürlüğü yaptı.
Türk sporunun bürokrasisini bilen, federasyonları tanıyan, Ankara’nın spor mekanizmasının nasıl çalıştığını bilen bir isimden söz ediyoruz.
O halde Sayın Mehmet Baykan’a da sormamız gerekiyor:
Konyaspor’un bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ve asıl soru:
Yılların spor tecrübesi bugün Konyaspor için nasıl değerlendiriliyor?
Konya’nın milletvekili olacaksınız.
Türk sporunun en önemli makamlarından birinde yıllarca görev yapacaksınız.
Ve şehrinizin Süper Lig’deki en büyük markası sıkıntı yaşarken taraftar doğal olarak sizden daha fazlasını bekleyecek.
Bunda garipsenecek ne var?
Siyaset Konyaspor’u yönetmesin!
Burada yanlış anlaşılmak istemem.
Ben siyasetin Konyaspor’u yönetmesine karşıyım.
Milletvekili teknik direktör belirlememeli.
İl başkanı transfer listesi hazırlamamalı.
Belediye başkanı ilk 11’e karışmamalı.
Konyaspor’u Konyaspor’un yönetimi yönetmeli.
Ama siyasetin kulübü yönetmemesi başka şeydir.
Şehrin takımına sahip çıkması başka şeydir.
Ankara’da çözülmesi gereken bir mesele varsa kapı açarsınız.
Federasyon nezdinde Konyaspor’un hakkının savunulması gerekiyorsa sesinizi yükseltirsiniz.
Kulübün yapısal problemleri için şehrin dinamiklerinin bir araya gelmesi gerekiyorsa öncülük edersiniz.
İş dünyasıyla Konyaspor arasında köprü kurulacaksa katkı sağlarsınız.
Konyaspor’un ihtiyacı siyasetin soyunma odasına girmesi değil.
Konya’nın gücünün Konyaspor’un arkasında hissedilmesidir.
İyi günde atkıyı herkes takar
Konyaspor kazandığında protokol tribününde atkı takmak güzel.
Avrupa’ya gittiğinde fotoğraf çektirmek güzel.
Kupa kaldırdığında tebrik mesajı yayımlamak güzel.
Bunlara kimsenin itirazı yok.
Ama…
İyi günde Konyasporlu olmak kolaydır.
Asıl mesele kötü günde ortaya çıkar.
Takım sıfır puandayken…
Tribün endişeliyken…
Taraftar “Yine mi aynı şeyleri yaşayacağız?” diye sorarken…
İşte o zaman bu şehrin güçlü isimlerini Konyaspor’un yanında görmek isteriz.
Fatih Özgökçen’i de…
Mehmet Baykan’ı da…
Diğer milletvekillerimizi de…
Belediye başkanlarımızı da…
Muhalefet partilerinin temsilcilerini de…
İş dünyasını da…
Bu şehrin bütün dinamiklerini de…
Çünkü Konyaspor sadece güzel günlerde hatırlanacak bir şehir markası değildir.
Konyaspor bu şehrin ortak değeridir.
Bu eleştiri sadece iktidara değil
Burada bir noktanın altını özellikle çizmek gerekiyor.
Konyaspor meselesini siyasi parti tartışmasına dönüştürmek yanlış olur.
Bugün iktidar partisinin temsilcilerine daha fazla soru soruyorsak bunun nedeni çok basit:
İmkânları daha fazla.
Ama sorumluluk yalnızca onların değil.
Muhalefetin milletvekilleri ve il başkanları da Konyaspor’u gündemlerine almak zorunda.
Konya Büyükşehir Belediyesi…
İlçe belediyeleri…
Sanayi ve ticaret dünyası…
Odalar…
Sivil toplum kuruluşları…
Bu şehirden kazanan herkesin Konyaspor’a karşı bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.
Çünkü Konyaspor kaybederse yalnızca bir futbol takımı kaybetmez.
Konya kaybeder.
Taraftar çok şey istemiyor
Konyaspor taraftarının beklentisini de doğru anlamak gerekiyor.
Kimse her sezon şampiyonluk istemiyor.
Kimse “Her yıl Avrupa’ya gidin” demiyor.
Taraftarın istediği çok basit:
Planı olan bir Konyaspor.
Ne oynadığını bilen bir Konyaspor.
Transferini son dakikaya bırakmayan bir Konyaspor.
Her sezon sil baştan yapmayan bir Konyaspor.
Borçlanırken yarını düşünen bir Konyaspor.
Ve en önemlisi…
Formasının ağırlığını sahada taşıyan bir Konyaspor.
Bu çok mu?
Konya’nın stadı var.
Taraftarı var.
Sanayisi var.
Ekonomik gücü var.
Futbol kültürü var.
Türkiye Kupası var.
Süper Kupası var.
Avrupa tecrübesi var.
Böyle bir şehrin takımı neden her birkaç sezonda bir kümede kalma hesabı yapmak zorunda?
İşte cevaplanması gereken soru budur.
Geçen yıl yazdık, keşke bugün geçersiz olsaydı
Yazının başında 2025–2026 sezonunda kaleme aldığım yazının bağlantısını özellikle verdim.
Bir kez daha hatırlatayım:
“Konyaspor: Hedef Avrupa, Gerçekler Hayatta Kalma Mücadelesi”
https://konyabakis.com/yazarlar/konyali-abi/konyaspor-hedef-avrupa-gercekler-hayatta-kalma-mucadelesi-1505
Mesele:
“Bakın, ben söylemiştim.”
demek değil.
Aksine…
Keşke yanılmış olsaydım.
Keşke o yazı bugün tamamen eskimiş olsaydı.
Keşke bugün “Konyaspor Avrupa için ne yapmalı?” diye yazıyor olsaydık.
Ama dört hafta sonunda sıfır puanı konuşuyorsak susmak da Konyaspor’a iyilik değildir.
Henüz geç değil.
Daha sezonun başındayız.
Konyaspor toparlanabilir.
Bu takım birkaç galibiyetle yeniden ayağa kalkabilir.
Bugün karamsarlık üretmenin kimseye faydası yok.
Ama gerçekleri halının altına süpürmenin de faydası yok.
Çünkü sorunları zamanında konuşmazsak sezon sonunda yine aynı cümleyi kurarız:
“Nerede yanlış yaptık?”
Oysa bazı yanlışları bugün görüyoruz.
Artık ders değil, icraat zamanı
Geçen sezon:
“Ders çıkaralım.”
dedik.
Bu sezon aynı şeyi söylemenin anlamı yok.
Artık ders çıkarma zamanı geçti.
Şimdi o dersleri uygulama zamanı.
Yönetim üzerine düşeni yapacak.
Teknik heyet üzerine düşeni yapacak.
Futbolcular formasının hakkını verecek.
Ama Konya da Konyaspor’un arkasında duracak.
Fatih Özgökçen’iyle…
Mehmet Baykan’ıyla…
Milletvekilleriyle…
Belediye başkanlarıyla…
İktidarıyla…
Muhalefetiyle…
Sanayicisiyle…
Esnafıyla…
Taraftarıyla…
Herkes.
Çünkü mesele Fatih Özgökçen meselesi değil.
Mehmet Baykan meselesi değil.
Bir yönetim meselesi de değil.
Bir siyasi parti meselesi hiç değil.
Mesele Konya.
Mesele Konyaspor.
Ve bugün bu şehrin sorması gereken soru çok açık:
Geçen sezon ders çıkarmadıysak, daha kaç sezon aynı dersi tekrar edeceğiz?
Konyaspor’un kaybedecek bir sezonu daha yok.
Konya’nın da bekleyecek zamanı yok.