ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ’NDE REKTÖRLÜK YARIŞI: KULİS ÇOK, PROJE YOK!

Konyalı Abi

Meram Tıp Fakültesi’nden konuşulan isimler, destek tartışmaları ve cevapsız kalan asıl soru: Üniversiteyi kim, hangi projeyle yönetecek?

REKTÖRLÜK YARIŞINDA ASIL EKSİK: VİZYON

Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde rektörlük başvuruları 6 Kasım Cuma günü sona erecek. İsimler konuşuluyor, olası destekler tartışılıyor, kulislerin nabzı tutuluyor. Fakat üniversitenin geleceği açısından en önemli konu hâlâ yeterince gündemde değil: Adayların projeleri.

Rektörlük için adı geçen isimlerden kamuoyuna yansımış kapsamlı, karşılaştırılabilir bir yönetim programı göremiyoruz. Bu, hiçbir adayın projesi bulunmadığı anlamına gelmez. Ama kamuoyunun bilmediği, akademisyenlerin tartışamadığı, öğrencilerin değerlendiremediği bir proje, nasıl bir gelecek vadettiğini de gösteremez.

Üniversite yönetimi bir makam paylaşımı değil, kamu sorumluluğudur. Öyleyse neden adayların vaatlerini değil, kimlerin kimlerle görüştüğünü konuşuyoruz?

MERAM TIP FAKÜLTESİ’NDEN ON BİR İSİM

Rektörlük tartışmaları çerçevesinde Meram Tıp Fakültesi’nden şu profesörlerin isimleri gündeme getiriliyor: Prof. Dr. Hasan Hüseyin Kozak, Prof. Dr. Ali Ulvi Uca, Prof. Dr. Hasan Küçükkendirci, Prof. Dr. Mehmet Okka, Prof. Dr. Şükrü Nail Güner, Prof. Dr. Mehmet Dadacı, Prof. Dr. Mehmet Balasar, Prof. Dr. Mehmet Gürbilek, Prof. Dr. Hakan Akıllı, Prof. Dr. Mehmet Koç ve Prof. Dr. Celaleddin Vatansever.

Bu liste resmî adaylık listesi değildir. İsimlerin burada anılması, hepsinin başvurduğu veya adaylık niyetini açıkladığı anlamına gelmez. Ancak hepsi için geçerli ölçü aynıdır: Bilimsel birikim, yönetim kabiliyeti, şeffaflık ve somut proje.

HASAN HÜSEYİN KOZAK: İŞ DÜNYASI İLİŞKİLERİ ÜZERİNDEN SORULAN SORULAR

Prof. Dr. Hasan Hüseyin Kozak hakkında iş insanı Ali Çınar ile akrabalık ilişkisi bulunduğu ve bu ilişki üzerinden rektörlük sürecinde destek görebileceği yönünde söylentiler dile getiriliyor. Bu akrabalık ve destek iddiaları bağımsız olarak doğrulanmış değildir; gerçekleşmiş bir girişim gibi sunulamaz.

Üniversitenin iş dünyasıyla ilişkiler kurması değerlidir. Ancak rektörlük için ölçüt, bir ismin çevresinin gücü değil, bilimsel ve idari yeterliliği olmalıdır. Soru basit: Üniversiteye hangi projeler kazandırılacak?

HASAN KÜÇÜKKENDİRCİ: YÖNETİM DENEYİMİ VE CEMAAT DESTEĞİ İDDİASI

Prof. Dr. Hasan Küçükkendirci’nin geçmişte üstlendiği il sağlık müdürlüğü ve başhekimlik görevleri, yönetim deneyiminin değerlendirilmesi bakımından önemlidir. Öte yandan rektörlük sürecinde bir cemaatten destek görebileceği yönünde doğrulanmamış iddialar da dile getiriliyor. Bu iddiaların dayanağı ve böyle bir desteğin varlığı teyit edilmiş değildir.

Burada mesele kimsenin inancı veya sosyal çevresi değildir. Mesele, üniversitenin bütün gruplara eşit mesafede, bağımsız ve liyakat esaslı yönetilmesidir. Üniversite, hiçbir çevrenin nüfuz alanı olarak görülemez.

MEHMET KOÇ: ANKARA’DAKİ İLİŞKİLER Mİ, AKADEMİK GÜVEN Mİ?

Prof. Dr. Mehmet Koç hakkında, eski Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyesi Halil Koç’un bürokratik çevresinden destek alabileceği yönünde bir iddia da gündeme getiriliyor. Söz konusu ilişki ve destek girişimi doğrulanmış değildir.

Rektör atamasının nihai karar süreci Ankara’da yürütülse de bir üniversiteyi yönetmek için yalnızca bürokratik çevrelerde tanınmak yetmez. Rektör, üniversitenin bütün bileşenlerinin güvenini kazanacak bir program ortaya koymalıdır.

DİĞER İSİMLERİN PROJELERİ NEREDE?

Prof. Dr. Ali Ulvi Uca, Prof. Dr. Mehmet Okka, Prof. Dr. Şükrü Nail Güner, Prof. Dr. Mehmet Dadacı, Prof. Dr. Mehmet Balasar, Prof. Dr. Mehmet Gürbilek, Prof. Dr. Hakan Akıllı ve Prof. Dr. Celaleddin Vatansever için de aynı soru geçerli: Üniversiteye hangi hedeflerle katkı sunmayı düşünüyorsunuz?

İsimlerin çokluğu bir zenginlik olabilir. Ama adaylık niyeti ve projeler açıklanmadan kişilere şans sıralaması yapmak, üniversiteye hizmet etmez.

SAYIN REKTÖR ADAYLARI: ÇIKIN, PROJELERİNİZİ AÇIKLAYIN!

Başvuru süresinin dolmasına günler kaldı. Kimin hangi kapıyı çaldığı, kimin hangi çevreden destek beklediği üzerine konuşuluyor. Peki üniversitenin bilimsel geleceği nerede? Öğrencilerin talepleri nerede? Genç akademisyenlerin sorunlarına çözümler nerede?

Siz bu üniversiteyi yönetmeye mi talipsiniz, yoksa yalnızca rektörlük koltuğuna oturmaya mı?

Akademik atamalarda liyakati nasıl sağlayacaksınız? Araştırma bütçesini nasıl büyüteceksiniz? Meram Tıp Fakültesi’nin ve hastanenin ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaksınız? Öğrencilerin eğitim ve yaşam koşullarını nasıl geliştireceksiniz? Uluslararası yayın, proje ve iş birliği hedefleriniz neler? Bunları hangi kaynaklarla ve hangi takvimle yapacaksınız?

Bu sorulara cevap vermek lütuf değil, kamu görevi isteyen herkesin sorumluluğudur. Kamuoyu, kimin arkasında kimin olduğunu değil, adayın arkasında nasıl bir program bulunduğunu öğrenmek istiyor.

KULİS YAPMAK PROJE ÜRETMEK DEĞİLDİR! DESTEK ARAMAK YÖNETİM VİZYONU DEĞİLDİR! REKTÖRLÜK MAKAMI DA KİMSENİN KİŞİSEL HEDEFİNİN ÖDÜLÜ DEĞİLDİR!

Bir adayın henüz açıklama yapmamış olması, hazırlıksız olduğu sonucunu tek başına doğurmaz. Ancak suskunluk sürdükçe üniversite kamuoyunun hesap soracağı bir program da ortada olmaz. Üniversitenin geleceği kapalı kapılar ardında konuşulan isimlerden ibaret bırakılamaz.

Sayın adaylar, çıkın kamuoyunun karşısına. Projelerinizi açıklayın. Ne yapacağınızı, nasıl yapacağınızı, ne zaman yapacağınızı söyleyin. Üniversiteyi yönetecek cesareti olan, üniversitenin karşısında konuşma cesaretini de göstermelidir.

BU ÜNİVERSİTE NECMETTİN ERBAKAN’IN ADINI TAŞIYOR!

Bir gerçeği unutmayalım: Burası sıradan bir isimle anılan üniversite değil. Burası Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın adını taşıyan bir bilim yuvası. Erbakan, mühendislik ve akademik çalışmalarının yanı sıra Gümüş Motor girişimiyle Türkiye’de yerli motor ve sanayi üretimi hedefinin öncü isimlerinden biri oldu. Teknik bilgiyle üretimi buluşturma çabası, onun adını taşıyan üniversite için yalnızca tarihî bir hatıra değil, ciddi bir sorumluluktur.

Peki, bu üniversitenin rektörlüğüne talip olanların kendi alanlarında ortaya koydukları özgün buluşlar, patentler, araştırma sonuçları, geliştirdikleri teknolojiler ve topluma kazandırdıkları somut eserler nelerdir? Varsa açıklasınlar! Bilimsel çalışmalarını, uygulamaya dönüşmüş projelerini, yetiştirdikleri araştırmacıları ve gelecek beş yılın hedeflerini kamuoyunun önüne koysunlar.

Elbette her başarılı bilim insanının patent sahibi olması gerekmez; temel bilimlerde, tıpta ve sosyal bilimlerde özgün katkılar farklı biçimlerde ortaya çıkar. Ama Erbakan’ın adını taşıyan bir üniversiteyi yönetmek isteyenlerden, bilimsel üretimi ve yenilikçiliği ciddiye alan, eserleriyle hesap verebilen bir liderlik beklemek en doğal hakkımızdır.

REKTÖRLÜK İÇİN REFERANSINIZ KİM DEĞİL, BİLİME KATKINIZ NE? BU ÜNİVERSİTENİN BAŞINDA ERBAKAN’IN ÜRETEN, ARAŞTIRAN VE CESARETLE YENİLİK YAPAN BİLİM İNSANI RUHUNU TAŞIYAN BİR REKTÖR GÖRMEK İSTİYORUZ!

SON SÖZ: KAZANAN KOLTUK DEĞİL, ÜNİVERSİTE OLSUN

Necmettin Erbakan Üniversitesi, bir kişinin, grubun veya çevrenin değil; öğrencilerin, akademisyenlerin ve toplumun üniversitesidir. Yeni dönemin ölçüsü de bu olmalıdır.

Rektörlük yarışının sonunda yalnızca bir isim atanacak. Ama asıl sınav o gün başlayacak: Şeffaf, adil, hesap verebilir ve bilim üreten bir üniversite yönetimi kurulabilecek mi?

Bugün sorumuz nettir: Rektörlük için bu kadar isim konuşulurken, neden aynı güçle projeler konuşulmuyor?

KULİS ÇOK, PROJE YOKSA; ÜNİVERSİTENİN GELECEĞİ DEĞİL, MAKAMIN SAHİBİ TARTIŞILIYOR DEMEKTİR.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.