CHP’de Mutlak Butlan: Karar Sadece Hukuki mi, Siyasi Sonuçları Ne Olacak?

Konyalı Abi

Türk siyasetinde bazı gelişmeler vardır; ilk anda bir mahkeme kararı gibi görünür ama etkisi yalnızca hukuk sınırlarında kalmaz. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararı tam da böyle bir dosya niteliği taşıyor.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından kurultayın mutlak butlan kapsamında değerlendirilmesi ve mevcut yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılarak önceki yönetimin yeniden göreve dönmesine ilişkin karar, CHP açısından sıradan bir iç tartışmanın çok ötesine geçti. Çünkü burada artık yalnızca isimler ya da koltuklar değil, doğrudan siyasi meşruiyet ve kurumsal yönetim tartışılıyor.

Hukukta mutlak butlan oldukça ağır bir kavramdır. Basit bir usul eksikliği değildir. Bir işlemin en başından itibaren geçersiz, yani hiç doğmamış kabul edilmesidir. Eğer bir kurultay hakkında bu değerlendirme yapılıyorsa, hukuki sonuçları yalnızca o güne ait olmaz; kurultay sonrasında ortaya çıkan yönetim yapısının meşruiyetini de doğrudan etkiler.

Ancak siyasetin doğası hukuk kitaplarından biraz farklı işler. Mahkeme kararları hukuki düzen kurar; siyasetin düzenini ise toplumun algısı belirler. Tam da bu nedenle CHP açısından mesele yalnızca “mahkeme ne dedi?” sorusuyla açıklanamaz. Esas soru şudur: Bu karar seçmende nasıl bir karşılık bulacak?

Çünkü Türkiye’de seçmen, özellikle son yıllarda siyasi partilerin iç krizlerine karşı oldukça mesafeli davranıyor. Parti içi mücadeleler, liderlik savaşları ve uzun süren kurumsal tartışmalar seçmenin gündemindeki ekonomi, hayat pahalılığı ve günlük sorunların önüne geçtiğinde siyasi maliyet doğurabiliyor.

CHP açısından da risk burada başlıyor. Yerel seçimlerden sonra yükseliş ivmesi yakaladığı düşünülen bir dönemde parti yeniden iç tartışmaların merkezine çekilmiş durumda. Eğer süreç uzar, Yargıtay aşaması ve yeni hukuki başvurularla birlikte uzun bir belirsizlik dönemi oluşursa, tartışma yalnızca bir hukuk dosyası olmaktan çıkıp siyasi yıpranma sürecine dönüşebilir.

Öte yandan bir hukuk devletinde mahkeme kararlarının uygulanması da tartışma dışı bir alan olarak görülür. Eğer karar verilmişse, hukuk mekanizmasının kendi prosedürü içinde işletilmesi gerekir. Fakat siyasi partiler yalnızca hukuki yapılar değildir; aynı zamanda milyonlarca seçmenin temsil edildiği toplumsal organizasyonlardır. Bu yüzden hukuki kararların siyasi etkileri de kaçınılmazdır.

Bugün CHP’nin önünde iki sınav bulunuyor: Biri hukuki süreç, diğeri siyasi yönetim becerisi. Yargıtay’ın vereceği karar elbette önemlidir. Ancak en az onun kadar önemli olan başka bir karar daha vardır: Seçmenin vereceği karar.

Çünkü Türkiye siyasetinde son sözü çoğu zaman mahkemeler değil, sandık söyler.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.