Eğitimden öğrenci yurtlarına, üniversitelerden ata sporlarına uzanan çalışmalar üzerine samimi bir değerlendirme.
Bir gencin hayatına dokunmak ne demektir?
Bazen başını sokabileceği güvenli bir yurt, bazen eğitimine devam edebilmesi için verilen bir burs, bazen de yeteneğini keşfedeceği bir spor faaliyeti demektir.
Anadolu’nun küçük bir ilçesinden büyük şehre okumaya gelen bir öğrenciyi düşünelim. Ailesinden uzakta, hayalleri büyük ama imkânları sınırlı. Onun için üniversiteyi kazanmak kadar barınabilmek, geçinebilmek ve kendisini geliştirebileceği bir çevre bulmak da önemlidir.
İşte gençliğe yönelik sosyal çalışmaların gerçek değeri burada ortaya çıkar.
Bu açıdan bakıldığında, Necmeddin Bilal Erdoğan’ın eğitim, gençlik ve geleneksel sporlar alanındaki sivil toplum faaliyetleri üzerinde durulmayı hak eden bir konudur.
BİR YURT, SADECE DÖRT DUVAR DEĞİLDİR
Öğrenci yurtları denildiğinde çoğu zaman aklımıza binalar, odalar ve yataklar gelir.
Oysa bir öğrencinin barınma ihtiyacı yalnızca başını sokacak bir yer bulmaktan ibaret değildir.
Bir yurt, gencin kendisini güvende hissettiği, arkadaşlıklar kurduğu, ders çalıştığı ve geleceğini şekillendirdiği bir yaşam alanı olmalıdır.
Bilal Erdoğan’ın mütevelli heyeti başkanlığını yürüttüğü İlim Yayma Vakfı ve ilişkili eğitim çevrelerinin faaliyetleri, gençlerin eğitim hayatında sivil toplumun üstlenebileceği sorumlulukları gündeme getiriyor.
Burada önemli olan yalnızca kaç öğrenciye ulaşıldığı değildir. Öğrencilerin hangi şartlarda barındığı, ne kadar destek gördüğü ve kendilerini ne ölçüde geliştirebildiği de önemlidir.
Çünkü bir öğrenciye sunulan imkân, onun ailesinin omuzlarındaki yükü de hafifletebilir.
Bir gencin eğitim yolculuğunu kolaylaştırmak, yalnızca bugüne değil, yarının Türkiye’sine de katkı sunmaktır.
ÜNİVERSİTELERDE BİLGİ, GENÇLERDE GELECEK VAR
Üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değildir.
Üniversite; araştırmanın, düşünmenin, sorgulamanın, farklı görüşlerle tanışmanın ve bilimsel üretimin merkezidir.
Bilal Erdoğan’ın üniversite öğrencileriyle bir araya geldiği programlar ve eğitim alanındaki vakıf çalışmaları, üniversite gençliğiyle sivil toplum arasındaki ilişkiyi de gündeme taşıyor.
Bu ilişkinin kalıcı değer üretmesi için gençlerin yalnızca dinlenmesi değil, karar süreçlerine katılması; düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi ve yeteneklerine uygun fırsatlara ulaşabilmesi gerekir.
Bir ülkenin geleceğine yapılabilecek önemli yatırımlardan biri, gençlerinin bilgiye ve nitelikli eğitime erişimini güçlendirmektir.
Çünkü iyi yetişmiş bir genç, yalnızca kendi hayatını değil, yaşadığı toplumun geleceğini de değiştirebilir.
ATA SPORLARIMIZ: GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN KÖPRÜ
Bir çocuk ilk kez yayını gerdiğinde, bir genç ilk kez at üzerine çıktığında veya geleneksel bir spor müsabakasına katıldığında yalnızca yeni bir spor dalıyla tanışmaz.
Aynı zamanda kültürel mirasın yaşayan bir parçasıyla karşılaşır.
Bilal Erdoğan’ın Dünya Etnospor Konfederasyonu ve daha sonra Dünya Etnospor Birliği çatısı altında yürüttüğü çalışmalar, geleneksel sporların yeniden tanıtılması ve farklı ülkelerden katılımcılarla buluşturulması açısından dikkat çekmektedir.
Okçuluk, güreş, atlı sporlar ve geleneksel oyunlar etrafında düzenlenen festivaller, yarışmalar ve buluşmalar; sporun kültürler arasında kurabileceği bağları da gösteriyor.
Bu faaliyetlerin yalnızca gösteri düzeyinde kalmaması, çocukların ve gençlerin düzenli spor yapabildiği, eğitim alabildiği ve güvenli koşullarda yarışabildiği kalıcı yapılara dönüşmesi önemlidir.
Ata sporlarını yaşatmak, geçmişe özlem duymaktan ibaret olmamalıdır.
Kültürel mirası korumanın en anlamlı yollarından biri, onu yeni nesillerin hayatında yaşatabilmektir.
BİR İNSANI SOYADIYLA DEĞİL, ÇALIŞMALARIYLA DEĞERLENDİRMEK
Bilal Erdoğan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu olması nedeniyle kamuoyunda yakından tanınan bir isim.
Ancak bir insanın çalışmalarını değerlendirirken yalnızca aile bağlarına odaklanmak, yürüttüğü faaliyetlerin gerçek sonuçlarını görmeyi zorlaştırabilir.
Aynı şekilde, tanınmış bir aileye mensup olmak da herhangi bir çalışmanın kendiliğinden başarılı kabul edilmesi için yeterli değildir.
Önemli olan yapılan işin topluma ne kazandırdığıdır.
Kaç öğrenciye nitelikli barınma imkânı sağlandı? Kaç genç eğitim desteğinden yararlandı? Geleneksel spor etkinliklerine katılan çocukların kaçı spor yapmayı sürdürdü? Bu faaliyetlerin kaynakları, sonuçları ve toplumsal etkileri ne ölçüde şeffaf biçimde paylaşılıyor?
Bunlar, hem takdirin hem de eleştirinin somut temellere dayanmasını sağlayacak sorulardır.
Toplum yararına çalışan bütün kurum ve kişilerin aynı açıklıkla değerlendirilmesi gerekir.
ASIL MESELE, GENÇLERİN HAYATINDA BIRAKILAN İZDİR
Hayatta bazı çalışmaların değeri hemen anlaşılmaz.
Bugün bir yurtta ders çalışan öğrenci, yarın bir doktor, mühendis, öğretmen veya bilim insanı olabilir.
Bugün geleneksel okçulukla tanışan bir çocuk, yıllar sonra bu kültürel mirası başka çocuklara öğreten bir antrenöre dönüşebilir.
Bugün üniversitede fikirlerini paylaşma fırsatı bulan bir genç, gelecekte topluma fayda sağlayan bir projeye öncülük edebilir.
Bilal Erdoğan’ın eğitim ve geleneksel sporlar alanındaki faaliyetlerine de bu uzun vadeli bakışla yaklaşmak gerekir.
Yapılan çalışmaların anlamı, yalnızca düzenlenen programların büyüklüğünde değil, gençlerin hayatlarında oluşturduğu somut ve kalıcı etkide aranmalıdır.
SON SÖZ: GENÇLERE AÇILAN HER KAPI, GELECEĞE AÇILIR
Bir ülkenin en kıymetli zenginliği, yetişmiş insanıdır.
Öğrencisine barınma imkânı sunan, eğitimini destekleyen, üniversitelerde bilgi üretimini teşvik eden ve çocuklarını kültürel mirasıyla buluşturan her çalışma, toplumsal açıdan değerlendirilmesi gereken bir emektir.
Bilal Erdoğan’ın gençlik, eğitim ve ata sporları alanındaki faaliyetleri de bu çerçevede ele alınmalıdır.
Bu çalışmaların sürdürülebilir, kapsayıcı, şeffaf ve bütün gençlere fırsat sunan bir anlayışla gelişmesi, toplum açısından taşıdıkları değeri artıracaktır.
Çünkü mesele yalnızca bugünün gençlerine ulaşmak değildir.
Mesele, yarının Türkiye’sine bilgiyle, ahlakla, özgüvenle ve sorumluluk duygusuyla yetişmiş insanlar kazandırabilmektir.
Unutmayalım: Bir gencin hayatına dokunmak, bir ülkenin yarınına dokunmaktır.
Bütün bu düşünceler ışığında, gençlerimizin eğitimine, barınmasına, kültürel gelişimine ve ata sporlarımızın yaşatılmasına yönelik çalışmalarından dolayı Sayın Necmeddin Bilal Erdoğan’ı takdir ettiğimi ifade etmek isterim.