Bir Atama Hikâyesi: Selçuk Üniversitesi’nde Vekâletin Uzayan Gölgesi

Konyalı Abi

Türkiye’de üniversiteler yalnızca eğitim verilen kurumlar değil; aynı zamanda kamu yönetiminin şeffaflık, liyakat ve kurumsallık sınavının verildiği alanlardır. Bu açıdan bakıldığında, son dönemde Selçuk Üniversitesi bünyesinde yaşanan bir gelişme dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.

Geçtiğimiz günlerde üniversitedeki pek çok fakültenin dekanlık kadrosu asaleten dolduruldu. Yani uzun süredir vekâleten yürütülen görevler kalıcı atamalarla netliğe kavuştu. Ancak aynı süreçte Spor Bilimleri Fakültesi’nin bu kapsamın dışında kalması, ister istemez soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Edindiğim bilgilere göre, üniversite rektörlüğü söz konusu fakülte için gerekli süreci işleterek Yükseköğretim Kurulu (YÖK)’e üç aday ismi bildirdi. Normal işleyişte bu adaylar arasından birinin asaleten dekan olarak atanması beklenirdi. Ne var ki, YÖK bu üç isimden hiçbirini atamadı. Böylece fakültede yıllardır süren vekâlet durumu devam etmiş oldu.

Burada asıl dikkat çeken nokta, “neden?” sorusunun cevapsız kalmasıdır. Eğer bildirilen adaylar uygun bulunmadıysa, bu durumun gerekçeleri nelerdir? Akademik kriterler mi yetersizdi, idari değerlendirmeler mi farklı yönde sonuç verdi, yoksa süreç başka dinamiklerin etkisi altında mı şekillendi? Bu soruların net bir karşılık bulmaması, kamuoyunda farklı yorumların yapılmasına zemin hazırlıyor.

Elbette yükseköğretim yönetiminde atamalar belirli mevzuat ve değerlendirme süreçlerine tabidir. Ancak bu süreçlerin kapalı kapılar ardında yürütülmesi, özellikle de benzer fakültelerde atamalar yapılmışken tek bir fakültenin dışarıda kalması, kurumsal şeffaflık açısından tartışma doğurur.

Uzun süreli vekâletin doğurduğu sorunlar da ortadadır. Vekil yöneticiler çoğu zaman kalıcı ve iddialı kararlar almakta temkinli davranır. Bu durum, fakültenin akademik gelişimini yavaşlatabilir, kurumsal motivasyonu zedeleyebilir. Dahası, öğrencilerden akademisyenlere kadar geniş bir kesimde “belirsizlik duygusu” oluşturur.

Sonuç olarak mesele yalnızca bir dekan ataması değildir. Konu, yükseköğretimde karar alma süreçlerinin ne kadar açık, anlaşılır ve hesap verebilir olduğudur. Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi örneği, bu soruların yeniden ve daha güçlü bir şekilde sorulmasına vesile olmalıdır. Çünkü üniversiteler, belirsizliklerin değil; açıklığın ve güvenin merkezi olmak zorundadır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.