Eğitim sistemimizde sınavları, müfredatı, öğretmen atamalarını ve okul başarılarını uzun uzun tartışıyoruz. Fakat çocuklarımızın bedensel gelişimini doğrudan ilgilendiren önemli bir konu nedense yeterince gündeme gelmiyor:
Ortaokul ve liselerde beden eğitimi ve spor derslerinin kız ve erkek öğrenciler için ayrı yapılması gerekmez mi?
Bu soru bir ayrımcılık tartışmasına dönüştürülmeden, eğitim ve spor biliminin verileri ışığında ele alınmalıdır.
Çünkü beden eğitimi, diğer derslerden farklıdır. Matematik dersinde öğrenci sırasına oturup problem çözer. Tarih dersinde öğretmenini dinler, okur ve yazar. Beden eğitimi dersinde ise öğrenci koşar, sıçrar, eğilir, çeşitli hareketler yapar, takım oyunlarına katılır ve doğrudan fiziksel performans gösterir.
Özellikle ergenlik döneminde kız ve erkek öğrencilerin fiziksel gelişim süreçleri farklılaşabilmektedir. Bunun yanında mahremiyet duygusu ve karşı cinsin yanında spor yaparken hissedilen rahatlık da öğrenciden öğrenciye değişebilir.
Bazı öğrenciler karma ortamda son derece rahat olabilir. Bazıları ise çekingenlik yaşayabilir ve bu nedenle beden eğitimi dersine yeterince katılmayabilir.
Eğitim sisteminin görevi bu farklılıkları görmezden gelmek değil, mümkün olduğunca her öğrencinin derse aktif katılabileceği şartları oluşturmaktır.
Spor Dünyasındaki Uygulamaya da Bakalım
Dünyanın hemen her yerinde birçok spor dalında kadın ve erkek müsabakaları ayrı kategorilerde düzenlenmektedir.
Futbol, basketbol, voleybol, atletizm ve yüzme bunun en bilinen örnekleridir.
Elbette profesyonel spor müsabakalarıyla okuldaki beden eğitimi dersini tamamen aynı görmek doğru olmaz. Okuldaki dersin amacı şampiyon yetiştirmek değil; çocuklara hareket alışkanlığı kazandırmak, onları sporla tanıştırmak ve fiziksel gelişimlerine katkıda bulunmaktır.
Ancak spor dünyasının kadın ve erkeklerin fiziksel özelliklerini dikkate alarak oluşturduğu kategoriler de bize önemli bir soru sorduruyor:
Ergenlik çağındaki öğrencilerimizin beden eğitimi derslerini planlarken fiziksel gelişim farklılıklarını ne ölçüde dikkate alıyoruz?
Öğrenci Kendini Rahat Hissetmeli
Meselenin bence en önemli taraflarından biri de budur.
Bir genç spor yaparken kendisini rahat hissetmiyorsa ondan derse yüksek düzeyde katılım beklemek ne kadar gerçekçidir?
Özellikle ergenlik çağında bazı kız öğrenciler erkek arkadaşlarının yanında, bazı erkek öğrenciler de kız arkadaşlarının yanında birtakım sportif hareketleri yapmaktan çekinebilir.
Bu öğrencileri kaybetmemeliyiz. Tam tersine, beden eğitimi dersini onların severek katıldığı bir ders hâline getirmeliyiz.
Bunun için kız öğrencilerin kendi gruplarında, erkek öğrencilerin de kendi gruplarında spor yapabileceği bir sistem neden değerlendirilmesin?
Öğretmen İmkânlarımız Araştırılmalı
Türkiye'nin yetişmiş kadın ve erkek beden eğitimi öğretmenleri bulunmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı öncelikle mevcut öğretmen sayısını ve okullara dağılımını ortaya koymalıdır.
Yeterli öğretmen ve fiziki imkân bulunan okullarda kız öğrencilerin derslerine kadın, erkek öğrencilerin derslerine erkek beden eğitimi öğretmenlerinin girdiği bir model pilot olarak denenebilir.
Bunun sonuçlarını görmek de zor değildir. Öğrencilerin derse katılım oranları ölçülür. Devamsızlıklar karşılaştırılır. Öğrencilerin görüşleri alınır. Öğretmen ve velilerin değerlendirmeleri incelenir. Öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerinde meydana gelen değişiklikler takip edilir.
Karma eğitim alan öğrencilerle ayrı gruplarda beden eğitimi alan öğrencilerin sonuçları bilimsel yöntemlerle karşılaştırılır. Böylece tartışmayı varsayımlar üzerinden değil, veriler üzerinden yapabiliriz.
Birlikte Yaşamak, Her Dersi Birlikte Yapmak Demek Değildir
Karma beden eğitiminin öğrencilerin birlikte çalışma, karşılıklı saygı ve sosyal iletişim becerilerini geliştirdiğini savunan eğitimcilerin görüşleri de elbette dikkate alınmalıdır.
Okul zaten kız ve erkek öğrencilerin birlikte eğitim gördüğü, birlikte projeler yaptığı ve sosyal hayatı paylaştığı bir ortamdır. Dolayısıyla yalnızca beden eğitimi derslerinin ayrı gruplar hâlinde yapılması seçeneğinin öğrencilerin sosyal gelişimine etkisi de araştırılabilir.
Burada amaç kızlarla erkekleri birbirinden uzaklaştırmak değildir. Amaç, her öğrencinin spor yapabileceği en uygun ortamı oluşturmak olmalıdır.
MEB Bu Konuyu Gündemine Almalı
Millî Eğitim Bakanlığına bir çağrıda bulunmak istiyorum:
Bu meseleyi üniversitelerimizin spor bilimleri ve eğitim fakülteleriyle birlikte araştırın. Beden eğitimi öğretmenlerini dinleyin. Velilere sorun. Ama hepsinden önemlisi, çocuklara sorun:
“Beden eğitimi dersinde kendinizi hangi ortamda daha rahat hissediyor ve spora daha fazla katılıyorsunuz?”
Türkiye'nin farklı bölgelerinde pilot okullar belirleyin. Birkaç farklı uygulama modelini bilimsel olarak karşılaştırın ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşın.
Eğer kız ve erkek öğrencilerin ayrı beden eğitimi derslerine katılması öğrencilerin spora katılımını ve ders verimini artırıyorsa, bunu eğitim sistemimize kazandıralım. Sonuçlar aksini gösteriyorsa mevcut modeli geliştirelim.
Çünkü eğitimde önemli olan alışkanlıklarımızı korumak değil, çocuklarımız için daha iyisini bulmaktır.
Belki de beden eğitimi derslerinde yeni bir modeli konuşmanın zamanı çoktan gelmiştir.