Ankara’da NATO Değil, Erdoğan’ın Türkiye’si Var

Konyalı Abi

Ankara NATO Zirvesi sıradan bir diplomatik toplantı değil; Türkiye’nin geldiği yerin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikada kurduğu yeni denklemin açık ilanıdır.

Dün Türkiye’ye parmak sallayanlar, bugün Ankara’ya geliyor. Dün Türkiye’nin güvenlik kaygılarını görmezden gelenler, bugün Beştepe’de aynı masaya oturuyor. Çünkü artık eski Türkiye yok. Karar bekleyen değil, karar süreçlerini etkileyen bir Türkiye var.

Erdoğan’ın en büyük başarısı da budur: Türkiye’yi NATO içinde edilgen bir müttefik olmaktan çıkarıp sözünü dinleten, itirazı dikkate alınan, sahadaki gücünü masaya taşıyan bir ülkeye dönüştürmek.

Bu gerçeği yalnızca Ankara söylemiyor; Washington da görüyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’daki NATO Zirvesi’ne ilişkin “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyduğum saygıdan dolayı gidiyorum” sözleri, bu yeni dönemin en çarpıcı cümlelerinden biridir. Trump’ın Erdoğan için “harika bir lider”, “çok güçlü bir kişi” ve “dostum” ifadelerini kullanması da Türkiye’nin lider diplomasisiyle ulaştığı seviyeyi açıkça göstermektedir.

Bu tablo, Erdoğan’ın şahsında Türkiye’nin artık dikkate alınan değil, hesaba katılmadan adım atılamayan bir ülkeye dönüştüğünün göstergesidir. Bugün Amerikan Başkanı’nın Ankara’ya gelişini Erdoğan’a duyduğu saygıyla açıklaması, diplomatik nezaketin ötesinde siyasi bir anlam taşır. Bu, Türkiye’nin liderlik kapasitesinin, bölgesel ağırlığının ve NATO içindeki vazgeçilmez konumunun kabulüdür.

Bugün NATO savunma sanayii, Karadeniz güvenliği, terörle mücadele, Ukrayna savaşı ve yük paylaşımı gibi başlıkları konuşuyorsa, Türkiye bu başlıkların tam merkezindedir. Çünkü Türkiye yıllardır bu gerçekleri söylüyordu. Erdoğan, “güçlü savunma sanayii olmadan bağımsız dış politika olmaz” derken bugünlerin zeminini hazırlıyordu.

Nitekim Washington ve NATO kulislerinde son dönemde kullanılan dikkat çekici bir ifade var: “Fabrika ayarlarına dönüş.” ABD’nin NATO’yu yeniden asıl kuruluş misyonuna; yani Avrupa-Atlantik savunması, caydırıcılık ve kolektif güvenlik çizgisine çekmek istediği aktarılıyor. Bu yaklaşım, ittifak içinde “return to factory settings” olarak anılıyor.

Bu söz aslında Erdoğan’ın yıllardır söylediği gerçeğin geç de olsa kabulüdür. NATO, Türkiye’nin terörle mücadele hassasiyetlerini görmezden gelen, sınırlarımızdaki tehditleri ikinci plana atan, asıl güvenlik meselelerinden uzaklaşan bir platform olamaz. NATO güvenlik üretecekse, önce müttefiklerinin gerçek tehditlerini ciddiye almak zorundadır.

İşte Ankara Zirvesi bu bakımdan tarihîdir. Amerika bile NATO’yu “fabrika ayarlarına” döndürmekten söz ederken, Türkiye’nin yıllardır savunduğu çizgi daha görünür hâle gelmiştir: Daha güçlü savunma, daha net caydırıcılık, daha adil yük paylaşımı ve müttefikler arasında samimi dayanışma.

İHA’dan SİHA’ya, mühimmattan elektronik harp sistemlerine kadar atılan millî savunma adımları, Türkiye’ye yalnızca askerî güç değil, diplomatik güç de kazandırdı. Bugün Ankara’daki zirve fotoğrafı, bu stratejik aklın sonucudur.

Bu fotoğraf aynı zamanda eski Türkiye ile yeni Türkiye arasındaki farkı gösteriyor. Eski Türkiye kendisine biçilen rolü oynardı. Yeni Türkiye rol yazıyor. Eski Türkiye müttefiklerinin ne diyeceğine bakardı. Yeni Türkiye müttefiklerine kendi tezlerini kabul ettiriyor.

Ankara Zirvesi’nin asıl mesajı nettir: Türkiye artık NATO’nun kenarında duran bir ülke değildir. Karadeniz’de, Orta Doğu’da, enerji güvenliğinde, göç meselesinde, terörle mücadelede ve savunma sanayiinde Türkiye olmadan denklem kurulamaz.

Bu tablo, Erdoğan liderliğinde yürütülen millî çıkar merkezli dış politikanın başarısıdır. Ne teslimiyet, ne yalnızlık. Ne emir alan ülke, ne de masadan kaçan ülke. Türkiye artık kendi ekseninde duran, gerektiğinde “hayır” diyebilen, gerektiğinde oyunun yönünü değiştiren bir ülkedir.

Ankara’da verilen fotoğrafın anlamı budur: NATO Ankara’ya geldi çünkü Türkiye vazgeçilebilir değil, belirleyici bir ülkedir.

Erdoğan’ın Türkiye’si artık figüran değil; sahada da masada da oyun kurucudur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.