DİJİTAL HASTALIKLAR -1- KLAYVYE YARGIÇLIĞI

Kamil Erdoğan

“ Kötü bir sözün misali , gövdesi yerden koparılmış , o yüzden ayakta durma imkanı olmayan ( kötü) bir ağaca benzer. ( İbrahim suresi 2.ayet)

Psikoloji biliminde “ olumsuzluk önyargısı” adı verilen bir kavram vardır. Bu kavrama göre insanlar olumsuz şeyleri daha çok konuşuyor ve olumsuz durumlara daha fazla odaklanıyor. Araştırmalar insanların büyük çoğunluğunun olumsuz şeyleri olumlu şeylerden iki kat daha fazla konuştuğunu gösteriyor. İnsan beyni güvenliği sağlamak adına olumlu olmayan durumları daha önce fark edip birincil öncelik olarak işliyor. Bilimsel çalışmalar Beynin alarm merkezinin olumsuz uyaranları olumlu uyaranlardan üç kat daha hızlı işlediğini ortaya koyuyor.

Olumsuzluk toplumu

Sosyal medya da yada televizyon ekranında güzel haberler çok ilgi çekmezken kötü ve iç karartıcı içerikler kullanıcıların çok daha fazla ilgisini çekip kulak kabartmasına neden oluyor. İnsan zihninin bu yapısını çok iyi bilen medya uzmanları medya organlarından sürekli olumsuz içerik üreterek dikkatleri üzerlerinde toplamayı başarıyor. Kullanıcılar bu tarz içeriklere daha çok ilgi gösterdikçe algoritmalar ve medya simsarları olumsuz içerikleri daha çok öne çıkarıp daha çok izlenmesini sağlıyor ve ortay kısır bir döngü çıkıyor. Nihayetinde içinde yaşadığımız toplum “Olumsuzluk toplumu” olma yoluna doğru gidiyor. Şu an Türkiye de ve dünyada revaçta olan kültür “Linç kültürüdür”. Bu gün bir çok sosyal medya içerik üreticisi daha fazla etkileşim toplamak adına bilinçli olarak olumsuz içerik üretip olumsuz yorumlar yapılmasını sağlıyor. Bir çok sosyal medya hesabı etkileşimin devam etmesi için en ağır yorumları bile silmeyip hesabında tutmaya devam ediyor. Kullanıcılar yorum butonlarında içlerini dökerken aslında yine bu onların ekmeğine yağ sürüp bu hesapları güçlendirmeye devam ediyor. Sosyal medya da güzel ve kaliteli şeyler üreterek tanınır olmanın modasının geçtiği bir dönemde yaşıyoruz. Tanınır olmanın yolu sansasyonel ve akıl dışı işler yapıp linçlenmekten geçiyor.

Sosyal medyanın çöküşü

Her ne kadar gün geçtikçe dijital mecralar büyüse de anlam, ahlak ve fayda gittikçe yok olmaya doğru gidiyor. Bilgi yerine insanlara gürültünün sunulduğu ve bu gürültüden kimsenin bir şey duymadığı bir alan haline geldi. Herkesin birbirine saldırdığı, toz ve dumandan kimsenin birbirini görmediği ve gerçeğin bilgisine ulaşamadığı sosyal mecralar git gide çekilmez hale dönüşmeye başladı. Deyim yerindeyse ; Güzel insanlar güzel atlara binip bu mecrayı çoktan terk etmeye başladı bile. Güzel insanların bazıları ise bu medyaya zaten hiç adım atmadı. Diğer bazıları da bu gürültüde seslerini duyurmaya, bu çöplükte gül yetiştirmek için çabalamaya devam ediyor.

Linç mi Eleştiri mi?

İnsanların bir çoğu kendi gaza gelmişliğini ve içini boşaltma arzusunu eleştiri sanıp, bir şeyleri ve yanlışları düzeltebileceği yanılsamasına kapılabiliyor. Oysa sosyal medyadaki eleştirilerin, olumsuz yorumların ve linç kültürünün büyük çoğunluğu yanlışı düzeltmek şöyle dursun karşıdaki kişiyi yanlışında daha çok ısrar etmeye doğru itiyor. Herkes herkesi linçliyor fakat bir türlü çözüme ulaşmıyor. En iyi ihtimalle eleştirilen kişi hatasını düzeltmek yerine baskılama yoluna giriyor. Eleştirmek doğuştan gelen bir refleks olup yapılması çok kolay iken başarıyı ve başaranı takdir etmek yüksek bir ahlaki meziyeti gerektiriyor.

Eleştiri Ahlakı;

Linç kelimesi bize tamamıyla yabancı olup içinde, karmaşa, kaos, yıpratma ve yıkıcı eleştiri anlamlarını ifade ediyor. Bu yüzden ahlaklı kişi linç değil eleştiri yapar.

- Eleştirinin de yıkıcı olanını değil yapıcı olanını tercih eder.

- Kişiyi değil yapılan yanlışı eleştirir. İnsanın kendisi değerli olup yaptığı yanlışlar değersizdir. Direk kişinin şahsiyetini hedef ala eleştiri ve yorumlar karşıdaki kişide sarılamaz yaralar oluşturabilir. Oysa yanlışı eleştirmek yanlışın kendisine yöneltilen bir tepkidir.

-Eleştiri yaparken amacı içini boşaltmak ve rahatlamak olmaz, gerçekten samimi bir niyetle yanlış gördüğü bir durumun düzeltilmesine katkı sağlamayı amaç edinir.

-En etkili eleştirinin karşıdaki karşıdaki kişi ile birebir iletişim kurarak yapıldığını akıldan çıkarmaz. Yinede herkese açık şekilde yapacaksa bile sesini değil sözünü yükselterek insanca ve edebi şekilde yapar.

- Ne olursa olsun hiçbir şekilde kaba, kırıcı, ve çirkin sözlere tenezzül etmez, hele de herkesin göreceği durumlarda insan onurunu zedeleyecek eleştirilerden uzak durur.

- Eleştiriden zevk alır konuma geldiği zaman hemen eleştiriyi bırakır. Çünkü artık bu eleştiri şekli vicdani değil nefsani olmaya başlamıştır.

Yazımızı peygamber efendimizin bir hadisi şerifi ile bitirmek istiyorum.

"Mümin kınayan, lanet eden, kaba ve çirkin sözlü ve edepsiz değildir." (Tirmizî, Birr,)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.