Nükteler ve hatıralarla Kör Ahmet - I

İsmail Detseli

Udi ve Bağlama üstadı müzisyen, bestekar, iyi bir parodi ustası bu yazdığım meziyetlerin hepsi onda fazlasıyla mevcut idi. Şimdilerde Konya Selçuklu ilçesinin bir mahallesi olan 1930’lu yıllarda Konya’nın Sille nahiyesine bağlı Bozdağların arkasında bir köy olan Güvenç’te dünyaya gelmiş. Aslında nüfus kağıdında 1933 doğumlu olarak kayıtlı olan Ahmet Özdemir bana şöyle derdi:

“İsmail Detseli ben 1935 veya 1936 doğumluyum benden büyük 1933 doğumlu Ahmet ağabeyim varmış. O ben doğmadan vefat etmiş. Ben doğunca o yıllarda Sille’ye gidip nüfusa çocuk kaydettirmek ulaşım bakımından zor olduğu için. Rahmetli babam nasıl olsa ölen de oğlan doğan da ölen de Ahmet, doğan da ne lüzumu var yeni nüfus kâğıdı almaya, ölen Ahmet’in nüfusu bunun olsun diye İbrahim olan bana bu nüfus kâğıdı kalmış. Aslında ben doğuştan kör değilim, iki yaşıma kadar gördüğümü hatırlarım. Ancak o yıllarda çocuklarda ve büyüklerde çokça görülen tedavisi olmayan çiçek hastalığından dolayı gözlerimi kaybetmişim. Köyde işler ağır, çiftçilik malcılıkla geçimimizi sağlıyormuşuz. Bu işleri kimle yapacağım ben köyde diye babam Konya’ya göçmüş. Belki bu çocuğuma da bir istikbal sağlarım diye düşünmüş.

Ben 1987 yıllarında resmi görev için Konya köylerine çalışırken Ahmet Özdemir’in Güvenç köyündeki baba ocağında ikamet etmekte olan Mehmet amcası merhuma misafir olmuş, ekmeğini yemiş iltifatla ağırlanmış ve Ahmet Özdemir hakkında bazı bilgiler almıştım. Ahmet Özdemir gözlerini kaybettikten sonra iç dünyasına kapılmış ve etrafta gerek müzik gerekse de insanların konuşmalarını ne duydu ise harfiyen hafızasına kaydediyormuş.

Bunu fark eden babası ona bir ud almış aslında küçük Ahmet güzel Kur’an okuyormuş. Babası da hafızlıkta devam etmesini istemiş ama ona arkadaşları hoca hafız olursan ölü yıkatırlar sana. Gözün görmez nasıl yapacaksın bu işleri diye korkutunca müzik yapma ud çalma ve nüktedanlıkta başarılı olmaya başlamış. İlk parodisi de şu olmuş komşuları olan bir arkadaşının her öğün vaktinde “Ana ben acıktım ekmeğe yoğurt sürüver demesini oda anasından ekmeğe yoğurt sürsene” ana diye taklide başlaması olmuş.

Gel zaman git zaman küçük Ahmet bazı yerel saz ve ud ustalarından ara sıra dersler alarak müzikte kendini ilerletmiş bunun farkında olmayan anası rahmetliye bir gün Ahmet “Ana ben bugün eve biraz geç geleceğim merak etme babama söyle” deyip evden çıkmış. Nedeni ise artık müzik ve parodi ustalığında isim yapmaya başlayan Ahmet Özdemir’i Ankara radyosunda kısa bir program için davet etmişler. İşte iki arkadaşı ile Ankara’ya giden Ahmet Özdemir Ankara Radyosunda ud çalıp türkü söylerken bir komşu kadın işitip hemen Ahmet’in anasına koşar “Gıy senin Ahmat Radyoda türkü çığırıyor” der. Hemen radyoyu açan anası da kısa süre için oğlunu radyoda görür. “Hele şuna bakale vurgunuyingelesi kör oğlum radyoya getmiş türkü çığırıyor gomşular” deyip sokağa fırlamış gelene gidene haber vermiş. Bunları Ahmet ağabeyim merhum bana sohbetlerimizde hem güler hem de anlatırdı.

Ben Ahmet ağabeyden 8 -10 yaş daha küçüğüm. İzmir İstanbul gibi büyükşehirlerde 10 yıldan fazla bir zaman kaldım. Ahmet ağabeyimin ilk meşhur olduğu yıllarda Konya’dan uzaktım ama ara sıra Konya ya gelişlerimde ve Büyükşehirlerde de onun namını hemşerilerimizden duyuyordum.”

Ben merhum üstad ile 1980’li yıllarda tanıştım ve hemen de samimi iki dost olduk. Konya Lalebahçe’de oturduğum yıllarda eşim ve komşular bir komşumuzun kına gecesine Ahmet ağabeyi (Kör Ahmet’i) çağırmışlar diye duydum ve o gece kına dağılıncaya kadar komşunun evinin yakınlarında bekledim üstadın çıkmasını. Çünkü içeriden gelen haberlerde onun sanki gözleri görüyor çünkü çalıp söylerken hadi gırmızılı Gaynana iyi bir oyna bakayım, ya da sen ne oturuyon yeşilli görümce, sende oynasana diye giysilerine göre herkese hitap ediyor dediklerini duymuştum. Kına bitince bir çay içimi evimde misafir ettim Rahmetliyi ve sordum,

-“Ağabey düğün sahiplerine ismen ve giyimine göre hitap edişin gözlerinin gördüğü zannını uyandırıyor ahalide görüyor musun yoksa?”

-“Yok gardaşım yanımdaki olanlara Kaynananın görümcenin akrabaların adını üzerindeki elbiseyi sorarım. Öyle gülüşmeleri için söleyiveririm.”

Böyle nüktedandı Kör Ahmet. Daha sonraları Ahmet ağabeyimle dostluğumuz devam etti. Şimdi onunla sohbetlerimi onunla yaşadığım hatıraları tek tek yazıp onu rahmetle yad edeceğim:

***

DÜNÜRCÜLÜK

Ahmet ağanın Gonya ağzından 1946 model dünür muhabbeti bu. Evin hanımı gocasına,

-“Bak hele herif ben sana bişey diyim mi?”

-“Di bakalım avrat, valla bizim şu oğlana bişşiyler oldu.”

-“Yav avrat şimdi Allah aşkına benim başıma iş çıkarma yav şimdi benim o zamanım mı elde erik yok. Golda goruk yoook, anadın mı cebimdeki o gulakları çınlıyasıca para bittiiii.”

-“Amaaaaan süs sende sızlanma senin tarlaların tapanların çoktur sen becerin ak herif.”

-“İyi canım da bu sıpa şimci eskerleğini bitirsin, eli ayağına yitsin bıyığı bitsin şööle akıllı uslu bir gidi ossun da anadın mı? Şimdi eğşi Ereğli elması gibi boğazı yakar gidi.”

-“Ak herif, şeker herif ha şu oğlanı evlendirelim.”

-“Yav Allah Allaah, ben ne dirim sen ne din avrat?

-“Bak hele oğlan dün bana didi ki Allaah seversen ak göynek var mı ana didi, var didim al gel didiiii. Nörecen len didim, ha şöle mehlede gızlara bakacam didi.”

-“Nörecek o gıza baksa yaaavvv?”

-“Şimcikiler anadın mı tranvaya binince tanışır, ilk durakda evlenir, adliyede boşanır, nedecen yaaaaaaav evlendirip de başıma iş çıkarma benim ağrımadık başımı ağrıtma.”

-“Valla herif ben ağnamam ben dünür gitcem.”

-“Kime yaaav!”

“Bizim Hatce’nin gızı Kevser`e...”

-“Allah Allaaah hadi git baaaalım, anasının ağzını bi yokla da habar getir!

Oğlan anası Gız anasına dünür oluyor.”

-“Essalamü aleyküm Hacce yavrııım yimenici geldi, can alıcı geldiii.

Allaahıın emriyle guzum senin Kevser’e dünürüm gııııı.”

-“Anaaaaaav abam Kevser daha çocuk yav, valla ganevçesini falan işlemedi Gıııı babalı boynuma, daaaaa ceyizi sandığı falan hiç bişii yok. Anaaaaa dışarıda top oynar. Daha yılanı avuçlar gıı. Nörecen gücücük çocuğu alıp da. Yavrım Hacce gelin alırsan ufak al, deve alırsan köçek al demiş atalarımız.”

-“Anaaaaa nörecen gıy gücücük şiyi götürüp de. Daaaaa iskemleden ayağı yere değmez, gelinliği bilmez hizmeti bilmez nörecen.”

-“Ben anamam, ben geldim vazgeçmem bu gızı alacam.”

(Kız evine gidilir kızı istemeye. Gelenler gittikten sonra…)

-“Sen ne diyon bu işe heriiif?

-“Yaaaav ne biliyim sen de anasın şimciki gızlar pek yirinde durmaayor zılıvırır valla. Gıza sor eğer istiyorsa viri virilim bunlar eyi adamlar ben oğlanı filan tanırım sanayici ellahem canııııııım.

Oradan biri söze garışır:

-“Doğru söyler gocan gıy he deyinde Ağşama erkek dünürler gelsinler.”

“Hasılı çalı yaksan odun, her gızdan da kadın olmaz. Oğlanı baba besler, kızı da ana besler. İyi ipekten iyi bez olur, iyi anadan iyi gız olur, hadi beni geri çevirme” diye devam eden geçmişe ait söylemler böyleydi derdi Ahmet Ağa. (Devamı var)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.