Seherde indim ben bağa
Güller sarılmış yaprağa
Muradını almayanlar
Nasıl girecek toprağa
Dün gece uyumamışım
Uykulara doymamışım
Keserim seni kirpikler
Yâr gelmişte duymamışım
Anadolu köylerinin seheri’de bir ayrı olur hani, hele birde sabahın seherinde bağa bağçaya inersen işte o yüzüne hafif hafif vuran meltem rüzgarı sabah erkence uyanan kuşların cıvıltılı sesleri kırda çiy düşmüş yeşillikler arasından böceklerin kıpırdanışları insana bir ayrı haz verir insanı ayrı düşüncelere ayrı dünyalara hülyalara götürürür.
İşte yıllar sonra böyle bir seher vaktinde daha insanlar uykuda iken karşılaşıverdiler. Hatice ile Zeki bir arazide adeta şok oldular birbirlerine bakakaldılar. Öylece hiç konuşmadan yine Hatice bozdu sessizliği ve nere giden bu vakitte deyiverdi Zekiye? Oda filan tarlada bostan sulayacağım. Sen bostan sulamayı yani yanana su vermeyi bilir misin acaba? Bilirim elbet ama senin baban bilemedi bu yangınları dedi. Bin bir düşünce içinde ayrıldılar birbirlerinden
Yeni evlenmişti Anadolu köylü güzeli Hatice. Ama ne var ki yerlere batası o yörenin geleneği olan ana babanın uyguladığı baskılar şunu alacaksın bu köyde kızların sevdiği olmaz baba ananın dediği olur yani baba ben ne dersem o olur. Babana anana karşımı geleceksin seni keserim biçerim korkusu birde elin arı dağın karı var ya Hatice nin belini büküyor onu bir kovan ağaç misali için için yakıp kavuruyordu. Aslında Hatice kızın gönlünü kaptırdığı oğlanın babası da istemişti onu gelin olarak oğlu Zeki ye hem de defalarca dünür oldu ama inatçı kız babası Gara Kamil Nuh demiş peygamber dememiş bu yıl vermem kızımı arkadaş seneye bir çıkalım bakalım nasipse olur diyerek savmıştı her seferinde Zekinin babasını.
Gelin olayı başından alalım bakalım neler olmuş evvelinde bu aşkın,
Oysa Hatice sevdiği oğlanın kız kardeşine oğlan gurbette iken gizliden aşkını ilan ettirmiş oğlandan da bu sevgiye karşılık gelmişti. İşte Hatice kız istediğini umduğunu bulmuştu ama ne var ki baba inat etmişti. Aslında Hatice kızın babasının hali vakti yerinde ama kızına dünür olan Şükrü ağanın oğlu Zeki nin ailesinin maddi durumu Gara Kamil e göre biraz daha zayıftı. Lakin ne var ki Zeki çalışkan tuttuğunu koparan dili tatlı herkese sevgi ve saygılı davranan sesi güzel kendisi yakışıklı ve köyünde akıllı sayılan bir delikanlı idi. O sene kış aylarında Zeki köyüne gelmiş kesesinde evlenme parası belki tam değildi. Çünkü köylerde düğünler hayli pahalı olurdu. Altınlar takılar esvaplar kuşaklar bir hafta boyu yenilip içilmeler eğlenceler çalgıcı takımları filan ama Zekinin babası zor şer kırıp saracak borç dert bulacak bunun altından kalkacak oğlunu gözü görüp eli tutarken baş göz edecekti. Zaten köyde düğünler genelde yardımlaşma ile yapılırdı sonra alınan borçlar ödenirdi. Bu sadece onlara has bir şey değil ayıplanmazdı. Köyde şu laf çok kullanılırdı İramazanın harcıyla düğünün borcuna Allah kerim denirdi ve buna gönülden inanılırdı.
Bütün hevesi bu idi Zekinin dedesi ve babası Hatice nin babasına bir daha bir daha üst üste gidip gelmelerine Hatice nin anasının da bu işe gönüllü olmasına rağmen kız babası bir türlü yanaşmadı ve kızın sözü alınamadı. Bu işe çok içerleyen Zeki de köyden çıkıp yine diyarı gurbetlere gitti para kazanmaya. Ama Hatice nin ciğerinde örülü kaldı Zekinin aşkı. Ama Zeki kafesten uçmuştu ve İzmir İstanbul gibi büyük şehirlere gitmişti acaba başka güzeller görürde Hatice yi unutur mu idi. Ve babasının esas niyetini anladı. Hatice ve adeta şok oldu çünkü babası ağabeyinin eşinin kardeşine yani gelininin kardeşine verecekti Hatice yi. Bunu duyan Hatice adeta isyan etti ve anasına ben ağamın kaynını almam zorlarsanız intihar ederim dedi.
Anası babayı bir kenara çekip usulca ona bu durumu aktardı. Baba yine kükredi olmaz burada benim dediğim olur diye. Evde sesler kısıldı nihayet Gara Kamilin gelininin tarafı Hatice yi istemeye dünürcülük yapmaya ilk güzden erken ce başlamışlardı. Çünkü o köylerde düğünler genelde kışlarda yapılırdı. Bu arada onların dünür olduğunu işiten Zekinin babası Şükrü ağada kayın pederini de alıp Gara Kamilin kızı Hatice ye tekrar dünürcü oldu. Yalnız dünür giderken Zekinin dedesi damadına oğlum gidiyoruz ama Zekiye bir daha soraydık mektiple (mektup) filan bu işin üzerinden bir yılı geçti köprünün altından çok sular aktı. Zeki evlenmem ya’da ben artık o kızı almam onlar beni küçümsediler istemem deyiverirse diye uyardıysa da Zekinin babası Şükrü de otoriter bir adam olduğu için hiç olur mu baba mutlaka alır benim oğlum o kızı benim kestiğimi yer. Dede bir soralım yinede guzum gel inat etme, yok yok sen müsterih ol alır oğlum zaten onu Hatice yi seviyor.
Ama yinede Şükrü ve kayınpederine Hatice nin babası Gara Kamil olmaz kızı vermem dedi. Ve inadından arkadaş daha hazırlığımız yok durun bakalım canım baskın basar gibi ne bu beni böyle sıkboğaz ediyorsunuz diye suratını astı ve bir haylide çalım etti gelenlere.
Ve öbür tarafa kızını vereceği belli oldu. Kızı eski dünürlerine vermek üzere oldukları belli olunca etraftan durumdan haberdar olan konu komşu. Yooo sana çok ayıp Gara Kamil sen geçen yıl Şükrü ye bir tatlı söz verdin seneye diye mışırıklı (gevşek yarenlik) gonuştun şimdi ise başkasına göz kırpıyon olur mu senin yaptığın hak’a şeriata sığar’mı canım köyde böyle şeyler eyi olmaz hem sonra Şükrünün oğlu Zeki de akıllı bir çocuk diye azarladılar. Gara Kamil de bu baskılara dayanamadı ve ertesi gün söz almaya gelen Şükrü ye biraz düşünelim Şükrü ağa bana bir ay kadar müsaade dedi. Öbürlerini de pek reddetmedi ve Şükrü ağa bu arada oğlu Zekiye mektup yazıp Hatice nin sözünü almak üzere olduklarını tez zamanda hazırlıklarını yapıp köye dönmesini yazdı. Tabi köyden gelip gidenler eksik değil Zekide köyde olup bitenleri gelen genç arkadaşlarından dinliyor ve Gara kamile karşı biraz kızıyor kendilerini fakir aile oldukları için küçük gören müstakbel kayınpedere bir hınç besliyordu.
İşler sarpa sarıyor
Babasından mektubu alan Zeki artık ben o işten vaz geçtim Baba hem işlerimin iyiliği ve düzenli oluşu hem de o köyde evlenmek istemeyişim buna engeldir senin anamın kırılmanızı istemem ama bana da hak ver. Artık benim gönlümde Gara Kamil in kızı yok ona da bize de Allah hayırlı nasipler versin diye cevap yazınca ortalık toz duman oluverdi. Gara Kamil bir ay doldu Şükrü ağayı bekler ama Şükrü ağa oralı değildir köyde bir dedi kodu alıp yürümüştür kimi Gara Kamili suçlu diyor kimi Şükrü yü ayıplıyor derken devreye Hatice giriyor ve Zekinin kız kardeşini çeşme başında yakalıyor ve durumu soruveriyor. Çocuktan al haberi derlere ya işte o 12-13 yaşlarındaki kız Hatice aba ağam seni almayacakmış o İstanbol dan başka kız alacakmış heç bekleme deyiverince Hatice beyninden vurulmuşa dönüyor. Ve eve varıp gizli gizli ağlamaya başlıyor.
Kızının ağladığını fark eden anası nedenini soruyor Hatice anlatıyor ve ümidini kaybetmek istemez gibi soruyor anasına acaba doğrumu ana? Zeki artık beni sevmiyor mu eğer doğru ise buna sebep hep babamdır ne yapayım anam diye dövünürken anası hemen kocasına varıp herif git Şükrü gile bu dilde dolaşan laflar doğrumu öğren bu kızın ayağını bağlamayalım artık ne olacaksa olsun deyince. Bir ikindi vakti Gara Kamil zaten yakınlarında olan Şükrü ağanın evine geliyor. Biraz ordan buradan sohbetten sonra ne oldu Şükrü ağa oğlundan bir habar varmı. Hayırlı işi çok uzattık deyince? Şükrü de hem sıkılıp hem de kızarak yahu Gara Kamil işi sen berbat ettin geçen yıl he deyivermedin şimdide bizim oğlan işlerinin yoğunluğundan gerek köye gelmek istemeyişinden olacak benim şimdi evlenme zamanın değil Allah onlara hayırlı nasipler versin diyor gelmeyyor arkadaş der.
Bu lafı işiten Kamil ağa elindeki içmekte olduğu çayı bardakta yarım bırakarak ne yapalım arkadaş hadi Allaha ısmarladık demek ki nasip değilmiş. oysa bizde oğlun Zekiyi sevdik amma fakir diye ilkten biraz horladığımız için onun onuru kırıldı. bizde başa geleni çekeceğiz der. Ve evine üzgün bir vaziyette gelir hemen gelini ile öbür dünürlere haber gönderip o gece dünür gelmelerini söyletir ve onlara kızının sözünü keser.
Kız acele bir düğün ile gelin edilir ve giderken Hatice gelin yengesine şunu söyler yenge ben senin kardeşine sadece bedenimle gelin gidiyorum gönlümle değil dünyadan ölüp gidinceye kadarda Zekiyi sevecek bu deli gönlüm o beni sevmese de der gider.
Zeki Hatice nin düğününden bir ay sonra bir mecburiyetten anasının hastalığı dolayısı ile köye geliyor. Gelin Hatice tam Zekinin evinin karşısında bulunan köy sokak çeşmesinden köyün bütün kadınları gibi sırtına yüklendiği çifte testiler ile su doldurmak için gelir. Günde en az bir iki kere ama ne var ki umduğunu pek bulamaz. Hatice nin ümidi sadece uzaktan da olsa Zekiyi görebilmektir bunu yapabilmek için su işini sıklaştırır günde en az 7-8 kere çeşmeye gelip suyunu doldururken veya Zeki nin evin önünden gelip geçerken Zekinin penceresine bakıyor hatta bazı kereler öyle daldığı oluyor ki ayağı takılıp yere düştüğü bile oluyordu. Hatice nin bu durumunu fark eden tecrübeli umur görmüş Şükrü ağa oğlunu acele yine İstanbul a gönderip bu yanan aşkı şöyle küllenmeye bırakıyor.
Nihayet aradan yıllar geçiyor Hatice çoluk çocuğa karışıyor Zeki nin de durumu gayet iyileşiyor İstanbul da ve ana babasının yalvaran ısrarına dayanamayıp köye dönüyor köyden bir başka kız ile sözleniyor.
Nihayet düğün hazırlıkları tamamlanıp Zeki evleniveriyor.
Bu evlilik içinde hala Zekiye karşı bir sevgi besleyen Hatice için bir kabusa dönüyor hem koca evindeki işlerin yoğunluğundan hem de kayın pederinin ölümü ile kayın validesinin kendisine uyguladığı ağır tahriklerinden ayrıca anne baskısı ile Hatice yi daima hırpalayan kocasından da şikayetçidir.
Ve yine eski külleşen aşkına yenik düşüp acaba benimle bir kere olsun konuşur mu diye bir fırsatını bulup
Kırda davar otlatırken Zeki ile karşılaşır ve ona hala kendisini sevdiğini acaba Zekinin neden bu aşka son verdiğini dahası acaba hakikaten bu cayma işinin Zekiden mi kaynaklandığını birçok sebebi soruverir. Zeki, bu durum karşısında hemen şu türküyü hatırlar ve mırıldanmaya başlar çünkü daha erken bir saattir sabahın seher vaktidir yani.
Seherde indim ben bağa güller sarılmış yaprağa
Muradını almayanlar nasıl girecek toprağa
Aman aman aman aman ölürüm ben ayrılamam
Deyince
Hatice bunu beklemektedir. Bende ayniyim dünya güzelim buna bir çare bulmalıyız der.
Zeki ise bunun çaresi bitmiştir Hatice sen gerçekleri öğrenmek istiyorsun bende söylüyorum bundan böyle birbirimizin kardeşi olalım. Sen bu yanlış düşüncelerden vazgeç aslında evet babanın bizim aileyi ve beni hakir görmesi küçümsemesi aramızda gurbet uzaklığının da olması işi bu duruma getirdi der. Zeki ve artık bu işin sona erdiğini yuvalarının mutlu olmasını temenni eder ama Hatice bunu böyle bitiremeyiz Zeki başka bir çaresi olmalı der.
Zeki durumun vahametini kavrar ve bu arada babası da vefat etmiştir. Bir oğlan kardeşi bir eşi birde kız çocuğu vardır ve köyü terk etmeye şehre göçmeye karar verir. Ve nihayet şehre göçer işler kötü gider şehirde hayat zordur yaşam meşakkatlidir uyum sağlamakta zorlanır ama yuvası sağlamdır akşama kadar üç beş kuruş kazanıp yiyorlar ve çok çalışıp Allah a şükrediyorlar.
HATİCEDE ŞEHRE GÖÇÜYOR
Nihayet kocasını kandırabilen Hatice de beyini şehre göçmeye ikna etmişti.
Bütün amacı kendinde uzak olan eski aşkı Zeki ye biraz daha yakın olabilmekti. Ve işler tam istediği gibi yürüyordu bu Hatice nin aşkını hiç tahmin edemeyen kocası Hasan ise tesadüfen tam Zeki nin evinin bulunduğu bir mahalleden ev tutmuştur. Buna en çok Hatice kadın sevinmişti. Aslında Hatice nin kocasının maddi durumu gayet iyi variyeti yerinde idi.
Zeki artık onun aşkını unutmuş hatta hatırlamıyordu bile ama ne var ki Hatice bir gün Zekinin evde olduğu zaman onlara oturmak için çıkıp geliverdi. Zekinin hanımı onu hoş karşıladı Zeki de hoş gelmişsin Hatice nasılsınız diye hatır sorduktan sonra işim var deyip çıkmıştı evden aslında hiç işi de yoktu. O gün Zeki ile konuşamayan Hatice bunlara gelip gitmeleri sıklaştırmıştı ama şunu unutmamak lazım sadece onlara yakın olabilmek onlarla sohbet edebilmekti amacı. Bazen kocası ile birlikte geliyorlar gece geç saatlere kadar oturup sohbet ediyorlardı. Zeki adeta utangaç bir tavır alıyor Hatice ile çekinerek konuşuyor Hatice ise bu soğukluğa bir anlam veremiyordu. Nihayet Hatice bir tenha günde Zeki’ye seni uzaktan görmeye tahammül edemiyorum onun için yanınıza geldim ne olur benimle sadece içten ve samimi konuş yeter. Ben senin yuvana saygı duyuyorum niyetim asla sana çocuklarına ve yuvana zarar verecek değilim bu içimde yanan kahrolası gençlik aşkını bir türlü yenemedim. İlk aşk böylemi olurmuş sanırım bu bende ölünceye kadar sürecek ne olur beni yanlış anlama dedi ve halende bu muhabbetle yaşamaya devam ediyorlar. Hatice nin beyi Allahın rahmetine kavuştu ama o hem kendi çocuklarına yardım ediyor hem de Zekinin çocuklarına bir anne şefkati ile davranıp onlarda yardımcı olmaya çalışıyor Zeki ile de o köydeki tatlı hatırlarını anlatarak günlerini gün ediyorlar sevgiyle demek ki ilk aşklar unutulmaz imiş yanlış mı düşünüyorum bilmem. Aşklara saygı gerek.