Kurban güzellikleri ve hatıralar

İsmail Detseli

Bayramları sevince çevirelim

Allah rızası için kurban keselim

Fakir ve yoksulu nasiplendirelim

Kurban etinde bol şifa vardır.

Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki yine vacip olan bir Kurban Bayramı’nı idrak etmeye hazırlanıyoruz. Seneye kimler kalır, kimler gider; bunu ancak Allah bilir. Dinimizde, geleneklerimizde, örf ve adetlerimizde asırlardır yaşatılan kurban ibadeti; Halilurrahman Hz. İbrahim Aleyhisselâm’ın gördüğü rüya üzerine, Allah’a teslimiyetin en büyük nişanesi olarak “oğlunu kurban et” emriyle başlayan kutlu bir hatıranın devamıdır. Yüce Rabbimizin bir lütfu olarak Hz. İsmail’in yerine bir kurbanlık gönderilmiş, böylece bu ibadet insanlığa rahmet ve teslimiyetin sembolü olmuştur. Sevgili Peygamberimiz’in sünnetiyle devam eden kurban ibadeti, Rabbimizin rızasını kazanmak ve ihtiyaç sahiplerinin duasına mazhar olmak niyetiyle bugün de yerine getirilmektedir. İnsanlık var oldukça da inşallah bu güzel emir yaşatılmaya devam edecektir.

Kurban Bayramı yaklaştıkça herkesi tatlı bir telaş sarar. Çünkü kurban, biz Müslümanlar için sadece bir ibadet değil; aynı zamanda paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin de en güzel vesilelerinden biridir. Satıcı, aylarca hatta yıllarca emek verip beslediği hayvanını birkaç kuruş daha fazla kazançla satmanın hesabını yaparken; alıcı ise hem semiz, hem sağlıklı, hem de bütçesine uygun bir kurbanlık bulabilmek için çarşı pazar dolaşır durur.

Bazıları ise bu işi yıllardır alıştıkları insanlarla yürütürler. Her yıl aynı yere gider, üç aşağı beş yukarı pazarlıklarını yapar, kurbanlıklarını seçip bayrama kadar bakımını satıcıya bırakırlar. Sonra da gönül rahatlığıyla diğer işlerine yönelmenin huzurunu yaşarlar.

Eskiden işler daha zahmetliydi. Şimdi ise her şey modernleşti. Besi çiftlikleri var, kantarlar var, teraziler var; her şeyin hesabı kitabı belli. Kesim yerleri hazırlanmış, düzen kurulmuş. Artık kurbanlığı kaçırıp peşinden koşmaya, telaş içinde bıçak yaralarıyla uğraşmaya pek gerek kalmadı. Teknolojik imkânlarla, belirli bir ücret karşılığında kesimler yapılıyor ve etler sahiplerine teslim ediliyor.

Yine de benim gibi titiz ve telaşlı olanlar yok değil. Yaş ilerledi artık… Ama çoluk çocuk bu konuda hâlâ senin tecrübene güvenir. “Sen al baba, sen kes baba…” derler. Biz de kendimizi hâlâ fasulye gibi nimetten sayar, onların gönlü hoş olsun diye bazen üstesinden gelmekte zorlanacağımız işlere bile girişiriz.

İşte Kurban Bayramı biraz da böyledir; yorgunluğun içinde huzur, telaşın içinde bereket, paylaşmanın içinde ise tarifsiz bir mutluluk saklıdır.

Sadece bunlarla kalsanız iyi… Dahası var… Ya bir yakın komşu ya da bir hısım akraba da sizden bu konuda yardım ister. “Yahu ben ihtiyarım yapamam” dersin, o ısrar eder “Yahu sen bir bıçağı çalıver gerisini hallederiz.” Hatırından “olur” deyip varırsın malın başına kimse yanaşmaz kurban edilecek tosunu tutmaya, herkes geriden bakar “nasıl bağlayacağız nasıl yatıracağız” birçok soru. Tarif edersin yine senden güç beklerler. Hiç kimse kendini riske atmaz işin ucundan kenarından tutarlar.

Babam rahmetlinin bir sözü vardı bize… “Oğlum bir iş yapacağınız zaman taşı taş gibi tutun odunu odun gibi tutun. Maldan faydalanacaksanız onu da mal tutar gibi güçlü tutun yalandan tutarsanız o hayvan sizi sakat bırakır” derdi. Doğru idi babamın dediği… Çünkü besili sığırlar güçlü. Bir de o ortak kesecek 6-7 kişi işi… Sağlam tutmaz ise biri veya birkaçı zarar görür. Yahut da paraya kıyıp kesimhanede kestireceksiniz. Elinizden gelmiyorsa en iyi seçenek budur.

Bir hatıramı anlatıp yazımı bitireyim. Bundan kırk yıl önce idi. Lalebahçe’de piliç çıkarma çardağı olan bir komşumuz mala olan merakından olsa gerek bir tosun alıp geniş bahçesinde besledi. Tosun öyle bir gelişti ki sormayın, bazen coştu da bağırmaya başladı mı mahalleyi inletirdi. Ben o günlerde boştum, işim yoktu. Komşu Mustafa Efendi tarlada çalışırken yanıma geldi:

“Yahu İsmail kasaplık yapar mısın?” dedi.

Ben de bana bir kasaplık işi buldu zannettim “Ağa elime bıçak yakışır ama işin püf noktalarını bilmem, hangi kasabın yanında çalışacağım” deyince güldü.

“Yok yahu kasaplık derken benim şu tosunu keselim, mahalleli rahatsız oluyor” dedi.

Keskin bir bıçak almış. Ancak tosunu kendi bildiği usul ile güçlükle yere yatırdık hayvanı. Bağlayacak kuvvetli bir ip yok yalandan bir çamaşır ipi almış o tosunu yatırmaya yeter ama keserken “Muhafaza etmeye yetmez dedim ağa sağlam ip lazım, bu hayvanı eğlemez bu ipler keserken kaçırtırız” deyince adam yüzüme baktı.

“Yahu bu naylon ipler kopmaz adamı asar bu” demez mi…

“Adamı asarda bıçak yiyen hayvanın gücüne dayanmaz” dedim.

Gitti bir iki parça daha yalandan ip getirdi, “Sen kes bu bağdan bu hayvan kurtulamaz” dedi.

Ben başıma geleceği bildiğim için o keskin bıçağı hayvanın boğazına öyle bir kuvvetle çaldım ki boğazı yarıya kadar kesildi. O çok güçlü olan hayvan da can havliyle ipi sapı kopardı kalktı kaçmaya başladı. Adama baktım şaşırdı kaldı “eyvah mahvolduk” derken bıçak darbesinin acısı fazla kaçmasına imkân sağlamayınca az ileride çukur bir bağ puştasında tökezleyip yıkıldı. Biz de koşup hemen tekrar boğazına bıçağı çalıp kestik, yüzdük. O malın sahibi adam yıllarca bu ipleri koparıp kaçan tosunun kesiminin etkisinde kaldı. Bir daha mı? “İşin ustası ne derse onu yapacağım, ya bir insana çoluk çocuğa zarar verseydi ben ne olurdum” diye üzüntüsünü belirtip tosunun arka budunun birini benim omzuma yükleyip teşekkür etti ve beni evime uğurladı.

Bıçakla uğraşılan işler bizim köy tabiri ile mülevvesliğe (gevşekliğe) gelmez. İşin ehli olmak tecrübeli olmak lazım! Ne demiş atalarımız eşeği sağlam kazığa bağlayıp sonra Allah’a tevekkül edeceksin. Önümüz bayram… Tüm Müslümanların Kurban Bayramları mübarek olsun. Kalın sağlıcakla…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.