Köyüm Gilissira da saya geleneği

İsmail Detseli

Saya nedir? Saya kelimesi Çukurova dan Konya ya kadar yöresel olarak bazı değişiklikler gösteriyor. Saya ayakkabının üst yumuşak deri bölümüne dendiği gibi eski Türklerde saya seyrangah bir davar ağılı üstü örtülü malların yaz kış yatabileceği bir korunaktır. Onun için tekerlemede geçen saya saya sallı beyim dört ayağı nallı beyim deyimi bunun ifadesidir. Yani artık koyun keçilerin hamilelik döneminin ağırlıklı günleridir öyle dört nala koşup zıplayamazlar şurada doğumlarına elli gün kaldı demektir.

Benim köyüm olan Meram ilçesine bağlı Gilissira da ve civar köylerde ayrı bir geleneğe tabidir çok benzerlikler arzetse de çoğu adetler değişiktir.

Bir kere zaman açısı çok değişiktir. Bugünün gelişen teknolojik şartlarında olduğu gibi fenni yem fenni gübre ve benzeri genetik oynamalar ile senede iki ürün almak senede iki yavru almak gibi bir şeyler yoktu ve yenilen içilen belli gayette yaşam açısından sağlıklı idi. Eskiden bu malların doğum süreleri de bir zamana yayılırdı. Örneğin Kasım başlarında teke koçların sürüye katılması ile başlayan koyun ve keçilerdeki hamilelik. Mart ayına doğru doğumlar başlar. Çünkü küçükbaş hayvanlarda hamilelik 150/ 151 gündür işte bu doğumların başlamasına 50 gün kala hamileliğin 100. günlerinde Ocak 15-20 si gibi köydeki bilhassa davar çobanlığı ile çok meşgul olan gençler kışın avarelikte bir akşam kararlaştırırlar kalabalık bir kafile köyün bir başından evlere varıp tekerlemelerini söylerler. Efe Arap benzetmesi ile giysiler giyip o saya gecesini ihya kutlamak bizde de adettir.

Ellerdeki değneklerin ucuna ve kollarına çok ses çıkaran çanlar bağlıdır her evin önüne varıldığında çanlar sallanıp değişik gürültü ve ses çıkarınca gençler başlarlar dizelerini dövmeye.

İşte çok insanımızın yazdığı bu saya tekerleme deyimlerinin ne demek olduğunu deyimlerin karşılarına yazacağım ki bugünün gençliği de bir şeyler bilsin.

Saya saya sallı beyim( yani karnı boş salınıp gezerdin şimdi onu yapamazsın diyor)

Dört ayağın nallı beyim( nallı at gibi koşamazsın diye hatırlatıyor)

Saya geldi duydunuz mu? (evin hanımına artık koyun keçilerin doğumu yaklaştı diyor)

Selam verdi aldınız mı? (Geliş selamını verdi aldınız mı hanım ablalar diyor)

Heyyy

Yengeler yengeler(Onların artık çok çalışma zamanlarının geldiğini hatırlatarak onları

İnci dişli yengeler (çalışmaya hazırlanmaları için güzelliklerini överek motive ediyor)

Kalem kaşlı yengeler

Aya ne kaldı ne kaldı. ( doğuma elli gün kadar kaldığını artık malların (yemelerini içmelerini dağa çıkma durumlarını fazla yıpratılmaması gerektiğini sürünün çoğalacağını kış şartlarına dikkat edilmesi gerektiğini anlatıyor gençler

Elli gün kaldı

Elli günü geçelim ( elli günü geçip sürüyü yoz ile sağmalı ayıralım yavrulu malların güdülmesi yeyip içmesi fazla gezdirilmemesi önemini anlatıyor)

Sürüyü sağmaldan seçelim

Dürrrü dedim meledi. Yeni doğan yavrusunu elime aldım anasına (Koyun) çağırdım meleyerek geldi

Önüne koydum yaladı. Yeni doğurduğu Yavrusunu önüne koydum yaladı

İlmeğinin beği var (ilmeğinin beği ilmek çobanın gece yatılarında arı beyleri gibi koyun keçilerinde önlerde giden sürüyü yönlendiren beğleri olur onlara çoban ilmek atar ip ile koluna bağlar. Onun için yani mallarının çok bakımlı olduğunu anlatıyor gençler böbreğinin yağı var da ayni besili bakımlı olan malın böbrekleri yağlanır bu iyi sağlıklı olması demektir o malların

Böbreğinin yağı var

Bunu sağan gelinlerin (işte can alıcı yer burası bun sağan gelin ablaların aldığı katık ve yetiştirip büyüttükleri yavrulardan elde edilen gelir ile kollarına altın bilezikler alınır zengin olunur demektir valla diye de bunu yeminle tasdik ediyor çobanlar.

Valla

Çangıldaklı cunguldaklı

Kolu var.

Deyip çeşitli ses veren çanları sallarlar. Yukarda söylenen saya deyişlerinin her birinin birer manası vardır köylüler arasında. Bunları da yazalım’mı?

Yağ verenin yağı bulgur verenin bulguru bol olsun

Vermeyenin kızı olsun oda sümüklü olsun

Hadin, bakalım kaşık atalım küplere derler ve beklerler.

Artık evden ya tereyağı gelir ya bulgur gelir.

Ya da

Bulaşıkların yıkanmış olduğu su gelir (şaka olsun diye) üzerlerine atılır âdettendir.

Gençler kaçışırlar sonra o bulaşık suyu atan eve büyük bir hasar verirler. (Ceza)

Sonra toplanan bulgur yağ ve çetnevir kayısı kurusu daha başka incir üzüm vs gibi sayacılar toplanıp yerler.

Hasar veya ceza da insanlar arasında yapılan şaka ile karışık olur yani üzecek bir zarar olmaz örneğin o evin bir malı dağda yavrularsa onu çoban eve getirmez verilen hediyesi olan honça’sını almaz sahibini dağa kadar getirtir yeni doğan yavruyu dağda teslim eder.

(Honça şudur dağda yavru yapan bir malın yavrusunu evine kadar getirip teslim eden çobana verilen armağandır)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.