Bazı teşekkürler vardır; bir çiçekle, bir cümleyle geçiştirilemez. Bazı şükürler vardır; insanın içinden taşar, kalem ister.
Yaklaşık on beş yılı aşkın bir süredir benimle yaşayan kasık fıtığı, son günlerde artık “ihmal edilemez” bir hâl alınca yolum Meram Devlet Hastanesi’ne düştü. Açık söyleyeyim; insan böyle zamanlarda sadece hastalığını değil, sabrını, korkusunu ve tevekkülünü de yanında götürüyor.
İlk durağım, başhekim yardımcısı Uzman Doktor Mehmet Özcan oldu. Anlatmam yeterliydi. Mesleki dikkati ve insani hassasiyetiyle durumun ciddiyetini hemen fark etti. Geciktirmedi, oyalamadı. “Bu işin ehli belli” diyerek beni Opr. Dr. İkbal Emre Kılıç hocaya yönlendirdi.
Ve süreç başladı… Kan tahlilleri, ultrason, ardından dahiliye, anestezi değerlendirmesi, akciğer filmi, EKG… Bir hasta için bunlar bazen korkutucu görünür ama burada başka bir şey vardı: düzen, ciddiyet ve güven. Bir gün sonra ameliyat oldum. Kısa cümleyle söyleyeyim: Sağlığıma kavuştum.
Ama bu yazı yalnızca bir ameliyatın değil, bir ekibin yazısıdır. Başta Mehmet Özcan hocama; cerrahi bilgisi kadar sakinliğiyle de insana güven veren İkbal Emre Kılıç hocama; işini titizlikle yapan anestezi doktoruna; dahiliye hekimine; poliklinik sekreterine; yataklı servis hemşirelerine ve personeline; ameliyat ekibinde yer alan tüm hemşirelere canı gönülden teşekkür ederim.
Bir hastane bazen sadece bina değildir. Bir hastane, bir insanın en savunmasız anında karşılaştığı vicdandır. Meram Devlet Hastanesi’nde ben bunu gördüm. Hastanenin daha önce samimi olduğum başhekimi görevden ayrılmış. Yeni başhekim Uzman Doktor Ömer Adil İlhan’a da görevinde başarılar diliyorum.
Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Bir hastanenin idaresi, sahaya böyle yansıyorsa, orada doğru bir organizasyon vardır.
Bu yazıyı bir şikâyetle değil, bir şükürle bitirmek istiyorum. Bugün hastane odasında bu satırları yazabiliyorsam; yürüyorsam, nefes alıyorsam, ağrım azalmışsa; bunun arkasında işini bilen, işini ciddiye alan ve insanı önceleyen bir ekip var...
Sağlık emekçileri çoğu zaman sadece işlerini yapıyor gibi görünür. Oysa bizler için bazen hayatı yeniden başlatırlar.
İyi ki varsınız. İyi ki bu mesleği vicdanla yapıyorsunuz.
Bir teşekkür yazısıydı bu. Ama aynı zamanda bir şahitliktir.
Ya Şafii, hamdolsun, şükür olsun…