Paçozluğun diz boyu akışını sosyal medya keşfetinde görmekten tiksinir hale gelmediniz mi daha? "Arsız, densiz, haddini bilmez, bayağı; kendi çıkarları için her yolu mubah sayan...” bir alay paçozzzzz…
Merhum Alev Alatlı ince ince naif naif bu tipleri anlatırdı… O dönemde abartılı gelen sözlerin ne denli sade olduğunu izler olduk.
Son günlerde sosyal medyada önümüze düşen bazı görüntüler, Alev Alatlının Instagram ve TikTok hayatlarımızı işgal etmeden seneler önce yaptığı tariflere maalesef ki birebir uyuyor.
Kim ne yapıyorsa onu yapmak, kim nereye gidiyorsa oraya gitmek, kim neye rağbet ediyorsa ona rağbet etmek. 'Trendy' kabullere sıkı sıkıya yapışmak, açığa düşmemek. Sahteliğin maskelerden ziyada ruha sirayet ettiği en acı dönem.
Kimi annelerin çocuğu LGS'ye girdiği için düzenlediği kutlamalar... Oğrencilerini mezun eden bazı öğretmenlerin eğitimin önüne geçen merasimleri... Umreden dönüşlerinin veya gidişlerin sosyal medya etkinliğine dönüşen gösterişli kabulleri...
Şımdi bunları tartışıyor, eleştıriyor, kınıyor ve hatta alaya da alıyoruz. Ancak yarın normalleşeceklerinden hiç şüphemiz olmasın. Onümüzdeki yıl "LGS annesi" organizasyonlarının nişan ve düğün davetleriyle yarışmaya başlaması kimseyi şaşırtmayacak.
Algoritmalar da tam bu aşamada devreye giriyor. Çunkü daha saçma olan daha çok etkileşim alıyor. Daha çok etkileşim alan daha fazla taklit ediliyor. O kutlamalar da "paylaşım yapmak için" yapılmış oluyor.
Sosyal medyanın davranışları dönüştürme gücü sosyolojik olara ispatlandı. Hatta bazen geleneksel kurumların, dini hassasiyetlerin ve toplumsal sınırların bile bu dönüşüm karşısında zorlandığını görüyoruz.
Düşünsenize, eğer Diyanet müdahale etmeseydi, birileri gençlere ulaşma niyetiyle ama aslında farklı bir etkinlikle gündeme gelmek uğruna şu günlerde camilerde Dünya Kupası maçları izletecekti…. Bakalım daha neler göreceğiz demeye kalmadan gözümüzden kan akıtan hayatların normalleşen tavırlarını alkışlıyoruz.
Dilan Polat'ın ölümle burun burunayken insanları kanalına davet etmesi çok tartışıldı, "bir insan o anda bunu nasıl yapabilir" dedirtti ama sosyal medyanın öncelikleri bunu mümkün kılıyor işte.
Öyle ki "teşhir" kelimesi bile aşındı.
Açık kapalı, tesettürlü tesettürsüzü sınır tanımaz davranışlarıyla sosyal mecrada küçücük masum çocuklarımızın önünde şaşalı hayatları ile okuma ünlü ol tavrıyla gözümüzün önünde yaz dizileri kadar kalitesiz olmasına rağmen reyting alıyor.
O sebeple bugünlerde paçozlukları tartışmak ve kınamak yerine biraz geri çekilmenin maddi ve manevi şifa olacağını düşünüyorum. Sizce?
Kötülüğün pohpohlanıp da iyiliğin enayilikle ödüllenildiği sanal alem.
Kısacası her şey koca bir rezilliğin etrafında dönüp duruyor.Herkes de memnun..
Böyle olması gerektiğinden eminler. Ölene kadar bu şekilde devam etmeye razılar.
Ama ben, sen, o … edemeyiz etmemeliyiz…
Birilerinin çıkıp buna dur demesi lazım…
Ben bu koyun sürüsünün içinden çıkmalıyım demeliyiz…
Dayatılan popülariteyi kabul etmemeliyiz.
Her dönemin hicreti tarifsizdir, ama bu devrin hicreti çok bariz… her alanda iyilikle yol alan bireyler olmalıyız.
Kötüden, kötülükten, kötülüğe maruz kalmaktan iyilik yapmaya fırsat bulamadığımız git gide herkesleşen bireyler olarak gönül hicretini kucaklamalıyız.
Özlerin kaybolmasının adına öz-gürlük denen, tutsaklığın tanımının değiştirildiği kafası karışık çağlar. babalar baba olmayı sorguluyor anneler enişte olabilme yarışında. kavun ortada ben karpuzum diye geziyor tadının armuta benzediğini iddia ediyor gibi bir durum yani.
böyle bir ortamda müslüman'ın nel'e heves etmesi şaşırtıcı mı?
değil.
"herkes yapıyor" kolaycılığıyla, "ben de azıcık ucundan katılayım" sığınağıyla bir kimliğin başka bir kimliğe sığınma teşebbüsüdür bu aslında. bitmeyen kampanyaların omzumuza iliştirdiği "mutlu olma zorunluluğu" ile fırın tepsisinde fazla kabarmış bir kek gibi sarkıyoruz kenarlardan.
Paylaştıkça like aldıkça mutlu olduğunu sanan tüm aleme…
Vesselam
Onca omurgasız içinde sürüden ayrılmak hicrettir…!
Yorum Yap
Yorumlar (1)
{{member_name}}
{{formatted_date}}
{{{comment_content}}}
YanıtlaYükleniyor ...
Yükleme hatalı.