Gizli kahramanların görünmez emeklerini kimse görmese de ben önünüzde ceket ilikliyorum
hepimizin hayatına dokunan ama çocukken (hatta bazen büyüyünce bile) fark etmediğimiz o "görünmez" anne işleri... Annelerin evde doğal bir refleksle yaptığı, listede adı geçmeyen ama evrenin düzenini sağlayan o gizli işler
Biten tuvalet kağıdını, sıvı sabunu hiç görmezsiniz
Gizli bir el onu sürekli yeniler
Çorap Eşleme Dedektifliği Çamaşır makinesinin yuttuğu sanılan çorapların teklerini evin alakasız köşelerinden bulup, bir şekilde doğru eşiyle bir araya getirilip çekmecenizde hep var olması
Yazlık ve kışlık kıyafetlerin zamanı geldiğinde hurçlardan çıkarılması, yıkanması, ütülenmesi ve kimsenin ruhu duymadan dolaplara yerleştirilmesi
Çocukların suluklarının hergün dezenfekte edilip
Yeniden ertesi güne hazırlanması
Pirizlerin etrafının usulca silinmesi
Bakınca kendisinizi net görün diye her gün silinen aynalar…
Evdeki herkesin modunu takip etmek; morali bozuk olana sevdiği yemeği yapmak, yorgun olana sessiz bir ortam sağlamak. Derdini dinleyip çözüm üretmek…
Ve bilmediğiniz bir çok gizli kahramanlıklar…
Görünmeyen emek, aile (hane) içinde kadınlar tarafından yapılan ve karşılığı ödenmeyen işlerin bütününü ifade eder. Bu emeğin görünmeyen emek olmasının en önemli nedeni, ücretlendirilmemiş olmasıdır.
Görünmeyen emek kapsamındaki işler; temizlik, yemek, çamaşır, alışveriş gibi ev işlerinin yanı sıra kendine bakamayacak durumda olan aile üyeleri ve yakınlar (çocuklar, yaşlılar, hastalar ve engelliler) ile kendine bakabilecek durumda olan kocalar için harcanan “bakım emeği”nden oluşur. Yine, tarımda ücretsiz aile işçilerinin ve kentte küçük aile işletmelerinde ücretsiz çalışan kadınların emeği, görünmeyen emek olarak sınıflandırılır.
Görünmeyen emek toplumsal cinsiyet eşitsizliğini anlamamız açısından merkezî öneme sahip bir kavram. Çamaşır ve bulaşık makinesi, elektrik süpürgesi gibi ev teknolojileri sayesinde -bunları satın almaya gücü yetenler için- ev işlerinin eskisine göre çok daha az zaman aldığı iddia edilse de görünmeyen emeğin ilişkileri sürdürmek, duyguları yönetmek ve kendine bakacak durumda olmayanları hayatta tutmakla da ilgili olduğunu hatırlamak ve hatırlatmak gerekiyor.
Günümüzde yüceltilen bireycilik anlayışı ve cinsiyet ayrımını aşmak amacıyla söylenen söylemler, annelik rolünün küçümsenmesini, kadının ev içindeki emeğinin küçümsenmesini de beraberinde getirmiştir. Madde merkezli kurgulanan bir dünyada her şey para ve kazanç olarak değerlendirildiği için, özgürlük de "çalışıp para kazanmak"la ölçülür hale gelmiştir; evde kalmak ve ev içi emek ise küçümsenip aşağılanmaktadır. Sistemin kadına yalnızca "bakım verici" rolü atfedip ekonomik bağımsızlık için gerekli hiçbir güvenceyi sunmaması, ev kadınlarını yaşam boyu sürecek bir bağımlılık kapanına hapsetmekte; bu kapan, boşanma ya da eşin ölümü gibi kriz anlarında yoksulluk ve çaresizlikle yüz yüze gelme riskini derinleştirmektedir.
Sonuç olarak; kadın istihdamını doğurganlık düşüşünün tek sebebi göstermek yanıltıcı olabilir; asıl sorun, madde merkezli bir dünyada emeğin yalnızca parayla ölçülmesi ve ev içi emeğin bu yüzden değersizleştirilmesidir. Çözüm, kadını "ya ev ya iş" ikilemine hapsetmeyen, her iki tercihi de ekonomik güvence ve toplumsal saygınlıkla destekleyen politikalardır. Gerçek özgürlük, para kazanmakla değil, özgürce seçim yapabilme ve bu seçimin değer görmesiyle mümkündür.
Unutmayın bu süper kahramanları hizmetçiniz olarak değil sizi sevgiyle kucaklayan anneniz veya eşiniz olarak görüp yükünü hafifletirseniz dünyada da ahirette de sırtınız yere gelmez vesselam…!