Bir anne olarak Annelik üzerine ilginç bir güzelleme …!

Hilalalem

Anne olmak, insan yaşamında bütün duyguları aynı anda yaşatabilen en özel süreçtir. Birçok kadın bu süreci planlayıp duygusal olarak anne olmaya hazırlanabiliyorken, birçok kadın için ise annelik sürpriz bir durumdur. Her iki durumda da merak ve endişelerle doludur. Annelik, kocaman bir sevgi ve endişe halidir.Birdenbire değişen bir hayat, uykusuz geceler, 2-3 saatte bir yaşanan emzirme seansları, minicik bir beden ve yepyeni bir hayat. Kadın, bu süreçte bilmediği yeni bir hayata başlar ve her yenilik belirsizliklerle gelir insan hayatına. Bu belirsizlik durumu ise, çoğu zaman kaygıyı da beraberinde getirir. İşte tam da bu noktada anne adayları yeterince iyi anne olabilecek miyim, bebeğimi besleyebilecek miyim, onu anlayabilecek miyim gibi sorular ile baş etmeye çalışır. Annelik duygusal yükü ağır bir süreçtir.
Anne adayının yeni rolüne alışmaya çalıştığı bu geçiş sürecinde, bir de bu durumun üzerine genellikle toplum baskısı eklenir. “Sütün var mı?” “Kucağa mı alıştı bu çocuk?” “Üşümez mi bu bebek?” gibi birçok soruya cevap vermek durumunda kalır yeni anne. Bu noktada ise kadını kötü anne olarak etiketlenme korkusu alır.
Hayatınıza her şeyine yabancı olduğunuz ve sizin bakımınıza muhtaç yeni bir canlı daha katılıyor. Bu süreçte, bir bebek yaşama bağlanmayı nasıl öğreniyorsa, kadın da anne olmayı bebeği ile öğreniyor aslında. Bu yoğun duygular arasında, birçok anne toplum baskısı, yeni role uyum sağlama süreci ve bebeğin ihtiyaçlarının karşılanması ile meşgulken; bir insan olarak, genelde kendini unutuyor. Zorlansa da yardım istemiyor ve her duruma kendisi yetmeye çalışıyor.

Genellikle yeterli sosyal desteği alamayan, eşiyle arasında iletişim problemleri olan ve daha önce depresyon öyküsü olan kadınlar, lohusa depresyonuna daha yatkın oluyor. Genel olarak baktığımızda, lohusa depresyonu birçok kadında görülüyor; fakat çoğunlukla tanılanamıyor. Bunun nedeni ise, birçok anne bu konuda yardım almaktan çekiniyor ve yoğun bir suçluluk duygusu hissediyor. Genellikle de tek başına baş etmeye çalışıp, bu durumu gizlemeye çalışıyor.
Bütün bunlara baktığımızda, anne olmak fiziksel ve duygusal açıdan zor ve hassas bir süreçtir. Bu sebeple, her yeni annenin fiziksel muayenelerinin yanı sıra, ruhsal muayenelerinde göz ardı etmemeleri gerekmektedir. Gerekli durumlarda ise mutlaka yardım almaları önerilir. Beden ve ruh sağlığı iyi olan bir anne, “yeterince iyi anne olabilecek miyim?” sorusuna en iyi cevabı verebilecektir.
Birçok kadının anne olma kararını verememesinin altında da yeterince iyi anne olamamak endişesi yatıyor olabileceği unutulmamalıdır.
Gelelim anne olmanın ya da olamamanın veya anne olup bu da her alanda kullananların gerçek yaşantısına.. özetle son dönem anneleri ve çocuklarını hatta ailelerini kısaca ele alalım.
Özellikle biz 70 80 çağında doğmuş ebeveynlere baktığımız zaman çocukken anne babayı mutlu etme büyüdükten sonra çocuğu mutlu etmek zorunda bırakılmış ya da öğretilmiş ya da hissedilmiş bir nesil olarak var olduk. Bu süreçte baktığımız zaman ne anne babayı mutlu edebildik ne de çocukları her şeyi bir tarafa bırakın ne de kendimizi. Anlayışlı anne baba olacağız derken tepemize çıkmış saygısızlaşmışlaşmış bir evlatlığın manevi baskısına maruz kaldık. Babalar zaten etliye sütlüye karışmadan parayla her istediklerini yaparak babalık yapmaya çalışırken anneler de annelerinden gördüklerinin yanı sıra yeni nesil anne olmak mı daha doğru düşüncesi ile süreci tamamladı. Bunun yanı sıra çocukla çocuk olan büyükle ve büyük olan edebi kaygıyı nezaketi başarılı diploma sahibi insan olmaktan ziyade güzel ahlaklı çocuk yetiştirmeye kendini adamışlar var…
Bir de tam telefonla dadılık yaptırdığı çocuklarıyla sosyal medya üzerinden hava atan analarımız var daha doğmadan başlayan bu süreçte cinsiyet partileri doğum öncesi partiler doğum günleri ve sonrasında gittiği okullar gittiği kurslarla övünen anneler ama eğilip bir çocuğunun gözüne bakıp sen nasılsın dememiş ebeveynler.
Bugün yedığı gıdalara dikkat eden anneciklerin çocuklarının yanında kavga etmemek bağırmamak zorunda olduklarını öğrenmediği aile ilişkileri içerisinde büyüdüğünün farkında değiller. Çocuğun boğazına giren yemek hem fıtratı hem de büyümesi açısından tabii ki önemli hazır gıda da seçici olmak evde üretip yedirmek yerine adının sağlıklı olduğu söylenilen yine hazır gıdalarla devam eden bir nesli ama çocuklarının yanında eşiyle Yediyirmidört kavga eden kadın var ya da bir erkek. Bu hayatta en çok ne ister biliyor musun birbirine saygı duyan anne baba evde birlikte oturmuş toprağa birlikte yol alınmış tatiller birlikte sılai rahim birlikte bayramlar.
Elinde tablet telefon ve kumanda olan anne baba görmektense birbirlerinin gözlerine bakan anne babayı görmeyi, birlikte sohbet etmek günü değerlendirmek vakitli uyuyup güzel saatlerde uyanmak kahvaltıda buluşup akşam yemeğinde gülüşmek ister.
Gece yatmayan sabah kalkmayan kalktığı zaman huzursuz olan evden çıkarken hayırdua yerine birbirine saldıran anne çalıştığı için bir anne çalışmak zorunda kalmasın inşallah çocuğu bakıcı da ya da okullarda büyümüş gözleri çapaklı yola düşen masumlar.
Sonrasında benim çocuğum yapmazlar da büyüyen şımarık büyüklerin de dediği gibi ve cariyeler kendi tanrılarına doğurdu cümlesinde ki gibi doyumsuz arsız saygısız bir nesil.
Ben herkesin anne olmamasını düşünüyorum, herkes üremesin hatta bazı erkekler hadım edilsin ki çoğalamasın!!!!
Biz de daha kendini yetiştirememiş insanların hayvani dürtülerle çoğalıp piyasaya saldığı çürümeye yüz tutmuş çocukların geleceği nasıl şekillendireceğine dair endişe taşıyan güzel yürekli anneleriz…
İnsanız beceririz hatalarımız olur ama hata da bir aptallık esamesidir.
Beceremiyorsan yapmayacaksın, söylenip duruyorsan ayağının altında olması seni rahatsız ediyorsa bu topa girmeyi denesin bugün hayvanların annesi olduğunu babası olduğunu ifade eden bir toplumla gerçek pırtlar yetiştirmeye çalışan annelerin kıyaslandırıldığı saçma sapan bir hayat düzenindeyiz.
Her şey bir tarafa özel çocuk annelerini hiç saymıyorum bile. Onlar zaten hem taşıdıkları yük itibari ile hem de toplumdan gördükleri zarar itibari ile okullara veliler tarafından sokulmayan çocuklarının acısını taşıyarak neler yaşıyorlar ne sayfalara ne kağıtlara sığmayacak acılarla sınanıyorlar.
Lütfen Mehmet Uygumuza hiçbir alanda kaybetmeyelim…Öğretmensek bir çocuğa kendi evladımız gibi davranalım, merhamet sahibi vicdan sahibi aklı başında çocuklar Yetiştirelim. Doktor bir çocuğun verebileceği tepkileri sakinlikle karşılık verebilecek alanlarda yapalım.
Bırakın servis şoförüysek taşıdığımız kendi evladımız gibi davranalım.
Bu bir çok alanda özetlenebilir…
Yazacağım anlatacağım o kadar şey var ki inanın ne kağıtlara ne satırlara sığdırabiliyorum bu bir başlangıç olsun haftaya güzel cümlelerle aynı satırlarda buluşmak üzere vesselam…(:

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.