ELİMİZDEKİLERİN FARKINDA MIYIZ?

Hacı Mehmet Arıkan

İnsan, hayatını genel olarak elinde olmayan şeyleri düşünerek geçirir. Peki, elinde olan şeyleri de düşünür mü? Bu sorunun cevabı kimi için “evet”, kimi içinse “hayır” olmaktadır. Aslında birçok nimete sahip olan insanoğlu, elindeki az ile yetinmeyip sürekli daha fazlasını düşünmektedir. Evi vardır ama daha iyi bir ev ister; arabası vardır ama daha iyi bir araba ister; güzel bir hayatı vardır ama daha güzel bir hayat ister…

İster de ister. Bu isteme, ahiret hayatına kadar devam eder. İnsan, sahip olmadığı şeyler için üzüntü yaşarken sahip olduğu yüzlerce nimetin farkına bile varmaz, maalesef.

Her gün sabah uyanıyoruz; nefes alıyor, yürüyor, görüyor, işitiyor, konuşuyor, tat alıyor ve daha sayamadığımız yüzlerce işlevi yerine getiriyoruz. Peki, bunları birer nimet olarak sayıyor muyuz? Tabii ki hayır. Çünkü bunları nimet olarak değil, hayatın sıradan ve normal işlevleri olarak görüyoruz. Oysa durum hiç de öyle değil. Bir gün bunlardan herhangi biri elimizden alındığında, aslında ne kadar büyük bir nimet olduğunu fark ediyoruz.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:

“Sizler hiçbir şey bilmez bir durumdayken Allah sizi analarınızın karnından dışarı çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler, kalpler verdi.” (Nahl, 78)

Bir başka ayette ise:

“Hani Rabbiniz, ‘Eğer şükrederseniz size (nimetimi) daha çok vereceğim, nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım pek şiddetlidir!’ diye bildirmişti.” (İbrahim, 7)

Bu iki ayetten de anlaşılmaktadır ki şükür; nimetleri fark etmek, nimetin asıl sahibini bilmek ve sahip olduğumuz nimetleri doğru şekilde kullanmaktır.

Nimet denildiğinde aklımıza yalnızca maddi şeyler gelmemelidir. Anne babamız, eşimiz, kardeşimiz, dostlarımız, sağlığımız, imanımız, huzurumuz ve daha nice maddi olmayan nimetimiz vardır. Bu nimetlere de şükretmek gerekir ki hayatımızda bulunan insanların değerini, onları kaybettikten sonra anlamak zorunda kalmayalım.

Kıymetli okurlar, şükür dilimizde başlar ve hayatımızda karşılık bulur. Örneğin malın şükrü paylaşmak, imanın şükrü Allah’a kulluk etmek, vaktin şükrü onu hayırlı işlere ayırmak, bilginin şükrü öğretmek, sağlığın şükrü ise kendimize zarar vermemektir. Yani şükür, yalnızca dilimizle nimeti anmak değil, onu hayra dönüştürmektir.

Zenginlik sadece çok para, büyük ev, güzel araba, makam veya mevki değildir. Bazen huzurla uyuyup sağlıkla uyanabilmek, ailemizle aynı sofraya oturabilmek, secdeye varabilmek en büyük zenginliktir.

Gelin, hep beraber kendimizi sorguya çekelim. Etrafımıza ve hayatımıza bir bakalım. Belki de huzur, sahip olmadığımız şeylerde değil; farkına varmadığımız nimetlerdedir.

Ve şu soruyu kendimize sormaktan çekinmeyelim:

Elimizdekilerin gerçekten farkında mıyız?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.