Her şeyin bir bedeli olduğu gibi, başarının da bir bedeli vardır. Bedelsiz başarıya ulaşmak zordur; hatta imkânsızdır. Çünkü bedel ödenmeden gerçek bir başarı elde edilemez.
Şöyle bir düşünelim: Bir tarlaya tohum ekmeden, sulamadan, çalışıp alın teri dökmeden hasat vakti mahsul bekleyemeyiz. Başarı da tam olarak böyledir. Önce çalışıp çabalamalıyız ki sonrasında mahsulümüzü toplayabilelim.
Nitekim Necm Suresi 39. Ayet-i Kerime’de buyurulduğu üzere: "İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır." Bu ayetten de anlıyoruz ki başarıya ulaşmak için gayret göstermek şarttır. İnsanoğlu, çabasının haricinde bir şey elde edemez. Hiçbir çalışma ve gayret göstermeden başarıya ulaşan olmamıştır, olması da mümkün değildir.
Peki, başarının istediği bu bedele nasıl ulaşırız? Öncelikle vaktimizi çok iyi değerlendirmemiz gerekir. "Vakit nakittir" ve geri getirilmesi imkânsız bir sermayedir. Bugünün işini yarına bırakmadan, her şeyi yerli yerince yaparak ve kendimizi mâlâyâni işlerden uzak tutarak başarıya bir adım daha yaklaşırız.
Tabi şunu da bilmek gerekir ki; vakti iyi kullanmak kadar, o vaktin meyve vermesini beklemek de önemlidir. İşte burada devreye sabır girer. Günümüzde en büyük eksiğimiz sabırdır; her şeyin hemen o anda olmasını bekliyoruz. Oysa her şeyin bir süresi vardır. Hz. Mevlâna’nın şu sözü bu noktayı ne güzel açıklar: "Her şey vaktini bekler; ne gül vaktinden önce açar, ne de güneş vaktinden önce doğar. Bekle, senin olan sana gelecektir."
En büyük başarı, insanın kendi nefsine karşı kazandığı zaferdir. Tembelliğe, ertelemeye ve nefsani arzulara karşı "hayır" diyebilmek, başarının en ağır ama en değerli bedellerinden biridir. Çünkü insanız; doğamızda tembellik ve erteleme potansiyeli vardır. Bizi biz yapan ve başarıya ulaştıran şey ise bunlara karşı dik durabilmektir. Kendi nefsimizle olan bu mücadelede galip gelirsek, diğer tüm mücadelelerimizde de Allah’ın izni ve inayetiyle başarıya ulaşabiliriz.
Bedel ödemek sadece maddi bir kavram değildir; manevi bir boyutu da vardır. Bizler çalışıp çabalayıp elimizden gelen gayreti gösterdikten sonra, halis bir niyetle Allah’a teslim olmalıyız. Unutmamalıyız ki: Sefer bizden, zafer Allah’tandır.
Sonuç olarak; zahmet olmadan rahmet olmaz. İçinde alın teri bulunmayan hiçbir işte bereket aranmaz. Gerçek başarı; "Ben elimden gelen her şeyi yaptım, gerisini Rabbime bıraktım" diyebilecek o iç huzura erişmektir.
Unutmamalıyız ki; bedeli ödenmeyen hiçbir başarı kalıcı değildir.