Bir rüyanın arkasından koşturan Eşref’in anılarını izliyoruz. Yetimlerin başrolde oynadığı, mermi çekirdeklerinin her bölümde kovanlarını terk ettiği, kan ve dehşetin tekrar tekrar işlendiği dizi film. Kanun ve nizama aykırı karakterlerin her bölümde zengin olduğu, hem de çok kısa yollardan büyük paraya ulaştığını her hafta izliyoruz. Koyu renk sıra sıra arabalara binen, bellerinde silahları olan koyu takım elbiseli büyük adamlar. Her bölümde didişe didişe çarpışıyor. Ayrıca uyuşturucu, hap, gasp, gece hayatı ve bu çirkin dünyanın renkli bir sepette sunumu. Ne de örnek oluyor yeni nesillere; “İşte bende büyüdüğümde böyle olmalıyım.” Dedirten camia oldukça inandırıcı sunuluyor.
Fen Bilimleri, Matematik, Tarih ve diğer bilimlere verilen kıymeti anlatan bir sahne ya da senaryoda tek cümle ile karşılaşmıyoruz.
Kanalları gezmeye devam ediyorum dostlar. Karadeniz kültürü buram buram anlatan başka bir diziye geçiyorum. Düşman olan iki büyük ailenin tüfek ve silahların eşliğinde birbirlerine nasıl düşmanlık ettiklerini izliyoruz. Denizi taşıracak kadar köpürte köpürte televizyon karşısındaki yerimizi alıyoruz. Hele hemen hemen hepimizin yolunun kesin düştüğü otogarlara başka bir açıdan bakmamızı sağlayan diğer bir dizideki kahramanların taht mücadelesini süsleyen gayri meşru cinayetlerin normalleşmesi toplumun ayarlarına nasıl etkiliyor? Akşam ana haber bülteninde hemen her gün mafyanın başka başka türelerini bu sayede gerçek hayatta yaşanmasını izliyoruz.
Ama “Köklerin Çağrısı” Halef mi, Selef mi bilmem ama İstanbul’da eğitimini tamamlayan bir cerrah doktorun entelektüel bir beyefendinin tanıtılmasıyla başlamıştı dizi. Bu kişi memleketi olan Şanlıurfa’ya gidince aşiret kültürüne çok kısa sürede uyum sağlaması müthiş etkili geldi bana. Akabinde İstanbul’daki hayatında evli olması ve eşini orada bırakıp Urfa’ya kısa süreliğine gelmesi ama geri dönememesini konu alıyor. Ayrıca gittiği yeni yer yeni eş ile taçlanıyor. Gerçekten bu dizinin yeri bambaşka, gümüş renk silahların çok geçmeden ortaya çıkması harika. Öyle ki, kilo kilo altının arasında yaşanan düğün sahnelerinin tam ortasında peydah olan çatışma, barut kokusunu izleyenlere kadar gelmesini sağlıyor. Tüylerim her bölümde diken diken oluyor.
Oysa kaybetmeye başladıklarımızı konu alan dizi filmlere ihtiyacımız var. Ekonomik şartların her geçen gün iyice bizi bizden aldığı bu günlerde, asıl gündemi unutmadan bu aziz millete hizmet eden projelere derhal başlanmalıdır. Aile kavramından başlanabilir mesela, madem aile yılı ilan edildi; samimi şekilde senaryolardaki yeri belli edilmeli, aileye verilen değer.