Selışık, 2023 yılında Bolu'da başlattıkları "Agroekolojik Tarım Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi Projesi"ni tamamlama aşamasına geldiklerini söyledi.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile ortak yürüttükleri projenin bütçesinin 703 bin dolar olduğunu, Bakanlıkça eş finansman desteği de verildiğini belirten Selışık, "Bolu'nun Seben ve Yeniçağa ilçelerinde uygulanan proje, agroekolojik yaklaşımların sahadaki etkisini ortaya koyarak çiftçilerin kapasitesini güçlendirdi ve üretim sistemlerinde dönüşümü destekledi. Sınırlı kaynaklarla önemli sonuçlar üreten proje, hem Türkiye'nin ilk Ulusal Agroekoloji Strateji Belgesi'nin hazırlanmasına katkı sağladı hem de yaygınlaştırılabilecek sürdürülebilir bir agroekoloji modeli ortaya koydu." diye konuştu.
Yerelde başlayan dönüşümün, ulusal politikalara yön verdiğini, küçük yatırımların büyük dönüşümler oluşturduğunu vurgulayan Selışık, projeyle 1000'den fazla üreticiye ulaşıldığını, 16'dan fazla eğitim programı gerçekleştirildiğini, 22,27 hektar alanda 32'den fazla pilot uygulama yapıldığını ifade etti.
"Yağlık ayçiçeği ilk kez bölge üretim sistemine dahil edildi"
Selışık, 32 çilek bahçesinin kurulduğunu, 50 hektar alanda mera ıslahı gerçekleştirildiğini aktararak, projenin çıktılarına ilişkin şu bilgiyi verdi:
"407 bin 37 ton sera gazı azaltım ve karbon tutulum etkisi sağlandı. Münavebe (ürün rotasyonu) uygulamalarıyla toprak verimliliği güçlendi. Baklagillerin üretim sistemine dahil edilmesiyle biyolojik azot döngüsü desteklendi ve kimyasal gübre ihtiyacı azaldı. Doğrudan ekim ve koruyucu tarım uygulamaları sayesinde toprak yapısı korundu, erozyon riski azaldı ve suyun toprakta tutulması sağlandı. Karışık ekim sistemleriyle hem verim hem de yem kalitesi arttı. Entegre zararlı yönetimi uygulamaları ve toprak analizine dayalı gübreleme yaklaşımlarıyla girdi kullanımı daha verimli hale geldi. Yeniçağa'da uzun yıllar boyunca dekar başına 200-250 kilogram seviyelerinde seyreden buğday verimi, agroekolojik uygulamalar sayesinde 550 kilogram seviyesine ulaştı."
Bölgedeki ürün çeşitliliğinin de arttığını vurgulayan Selışık, "Yağlık ayçiçeği ilk kez bölge üretim sistemine dahil edildi ve Türkiye ortalama verim düzeylerine ulaşıldı. Elde edilen başarılı sonuçlar neticesinde ayçiçeği, bölgedeki resmi üretim planlamasına alındı. İklim değişikliğine ve kuraklık riskine dayanıklı sorgum, nohut, baklagiller ve yem bitkileri gibi alternatif ürünler üreticilerle buluşturularak bölgenin üretim deseni çeşitlendirildi." değerlendirmesinde bulundu.
"IZA buğdayı için coğrafi işaret süreci başlatıldı"
Selışık, bitkisel üretimle hayvancılık arasındaki döngüsel yapıyı güçlendirmek adına Yeniçağa ve Seben ilçelerine katı gübre dağıtım makineleri kazandırıldığı bilgisini vererek, yüzde 50 eş finansman modeliyle otomatik silaj paketleme makinesi temin edildiğini, yem üretimi ve depolama süreçlerinde verimliliğin artırıldığını, üretici maliyetlerinin düşürüldüğünü söyledi.
Katma değerli üretim ve yerel ürünlerin de desteklendiğini belirten Selışık, şunları kaydetti:
"Bölgenin özel değerlerinden IZA buğdayı için coğrafi işaret süreci başlatıldı. Bu buğdaydan elde edilen unla katma değerli ürünler geliştirildi. Kadın kooperatifleri üretim süreçlerine aktif olarak dahil edilerek yerel ekonomiye katkı ve yeni gelir fırsatları sağlandı. Kızık armudu gibi yerel çeşitlerin korunması ve tanıtılması desteklendi. Hedefimiz, doğayla uyumlu üretimin mümkün olduğunu göstermek, toprağı korurken üretmeye devam edebileceğimizi ortaya koymak ve agroekolojiyi sahada yaşayan bir gerçekliğe dönüştürmekti. Bu projemizle bunu başardığımızı görüyoruz."
Agroekolojik uygulama nedir?
Agroekolojik uygulama, tarımsal üretim yaparken doğayı taklit eden, ekolojik süreçleri ve biyoçeşitliliği destekleyen sürdürülebilir bir tarım yaklaşımı olarak öne çıkıyor. Uygulamada temel amaç, kimyasal girdileri en aza indirerek toprağı, suyu ve çevreyi korumak, aynı zamanda verimliliği artırmak olarak belirtiliyor.
AA