Bakan Bolat, Ticaret Bakanlığının işbirliği ve Albayrak Medya'nın ev sahipliğinde düzenlenen "Ticarette Türkiye Yüzyılı Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, küresel ekonominin son yıllarda yaşanan ekonomik krizleri, salgın, savaşlar, enerji ve gıda arzı sorunlarıyla, ticaret savaşlarının etkisiyle dünyanın çalkantılı bir süreçten geçtiğini belirtti.
Uzmanların ve kanaat önderlerinin ortak görüşünün Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının dünya ekonomisinde önceki krizlerden daha yıkıcı sonuçlar doğurduğu yönünde olduğunu aktaran Bolat, "Dünyadaki petrolün yüzde 25'i, doğal gazın yüzde 20'si, gübre arzının, petrokimya ürünlerinin yaklaşık üçte bire yakın kısmı Hürmüz Boğazı'ndan geçerek dünya piyasalarına satılıyordu. Hürmüz Boğazı'nda gemilere saldırılar başlayıp Boğaz'ı İran kendi direnişi için bir koz olarak kullanmaya başlayınca piyasalarda aniden arz krizi endişesi ve fiyatlarda yukarı doğru hızlı tırmanış başladı." diye konuştu.
Bolat, petrol, doğal gaz ve gübre fiyatlarındaki artışın enflasyon artışına yönelik etkisi olduğuna değindi.
İlk aşamada gerilimlerin kısa süreceğinin düşünüldüğünü söyleyen Bolat, şunları kaydetti:
"Türkiye bu dönemde, Cumhurbaşkanı'mız ve Dışişleri Bakanımız ve ekipleriyle beraber barışı, ateşkesi sağlamak için büyük uğraş verdi. Hala da vermeye devam ediyor, Türkiye, Pakistan, Mısır gibi dost ve kardeş ülkeler de. Şu anda gelinen noktada müzakereler devam ediyor. Hürmüz Boğazı'nın bu müzakerelerde temel koz olması ve İran'ın nükleer kartı müzakerelerin zorlu geçmesini sağlıyor. Bize olan etkilerine baktığımızda şunu söyleyebiliriz: Geçen yıl dünyada mal ticareti yüzde 4,6 büyüdü. Hizmet ticareti yüzde 5,1 büyüdü. Mal ve hizmet ticareti toplamı 35 trilyon dolara geldi. Bu yıl için şu andaki baz temel tahmin dünyada büyüme oranının yüzde 1,9'a gerileyebileceği şeklinde. Dünya Ticaret Örgütünün mart tahminine göre, kötümser senaryo ise dünya ticaretinde artış oranı yüzde 1,4'e düşebilir. Bu tahminler ikişer aylık periyotlarla yenileniyor."
"Herkesin rol model almaya çalıştığı bir ülke konumundayız"
Ticaret Bakanı Bolat, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının Türkiye'ye etkilerine değinerek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Biz bu ülkelere komşuyuz ve öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki kuzeyinde Rusya-Ukrayna Savaşı, batıda yıllarca sürmüş Balkan Savaşları, doğuda Azerbaycan'la Ermenistan arasında Azerbaycan'ın Karabağ toprağını kurtarmak için 32 yıllık işgal ve sonrasında kurtarılması, güneyimizde Suriye, Irak'ta yakın geçmişte yaşananlar, İsrail'in Filistin'deki, Gazze'deki, Batı Şeria'daki soykırımı, Suriye'ye, Yemen'e, Lübnan'a saldırıları, Katar'a gidip orada bombalama yapması gibi böyle bir coğrafyada bir ülke yıldız gibi parlıyor. Cumhurbaşkanı'mızın güçlü liderliği ve dirayetli yönetimiyle 23 senede 40 yıllık terörü yok etmiş ve Türkiye topraklarında vatandaşlarımızın tırnağına zarar gelmeden, bu savaşlardan Türkiye'yi ve halkımızı ayrı tutmuş, korumuş, terörü yok etmiş, huzur ve asayişi sağlamış ve yılda da ortalama yüzde 5,4 büyüme sağlamış bir ülke ve milli gelirini 238 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara, altı kat çıkarmış. Kişi başı milli gelirini 3 bin 600 dolardan 18 bin 40 dolara çıkarmış, beş katından fazla, ihracatını da mal ve hizmet toplamı olarak 2002'deki 50 milyar dolardan, geçen yıl 396 milyar dolara taşımış bir ülke. Dış politikasıyla, savunma sanayisiyle, güçlü ordusuyla herkesin kendisini ortak, müttefik görmek istediği istikrarına gıptayla baktığı ve rol model almaya çalıştığı bir ülke konumundayız."
Körfez'de savaşın başlamasıyla birlikte pek çok ülkede yakıt kuyrukları, elektrik kesintileri gibi uygulamalara gidildiğinden bahseden Bolat, "Hükümetimizin dirayetli, güven verici politikaları ve arz tedarikinde önceden yaptığı tedarikler nedeniyle mazotta, benzinde, uçak yakıtında, elektrikte, doğal gazda, gübrede, petrokimya ürünlerinde kimse bir arz sorunu yaşamadı. Fiyat artışları bu saydığımız ürünlerde dünyadaki fiyatların artışlarından dolayı yaşanan bir durum." ifadelerini kullandı.
"Herkes bir an önce savaşın bitmesini ve normal hayata dönmeyi bekliyor"
Bakan Bolat, gübrede yaşanan sorunlar nedeniyle tedbirler alındığına değinerek, "Tedbirlerle gübrede, petrokimya ürünlerinde, akaryakıtta, uçak benzininde hiçbir sıkıntı olmadı. Birçok havayolu uçak benzin maliyetlerinden dolayı seferlerini azaltıyor ve kimi kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken bizim hava yollarımız çalışmaya devam ediyor." diye konuştu.
Körfez ülkelerine ticaretin yaşanan gelişmeler nedeniyle mart ayında azaldığını söyleyen Bolat, "İhracatta yüzde 35 azalma yaşadık, Körfez ülkelerine yaptığımız ihracat 1,5 milyar dolara geriledi. Ama Körfez ülkelerinin ihtiyaçları arttığı için ve birçok başka ülkelerden de Hürmüz Boğazı'nı geçip tedarik edemedikleri için Türkiye'den siparişler arttı. Avrupa'dakiler Uzak Doğu'dan ya da Körfez'den alamadıkları ürünler olunca oradan da siparişler artmaya başladı." değerlendirmesini yaptı.
Bolat, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan gemi sayısının ilk başta 15 olduğunu, 3 geminin kurtarıldığını, 12 geminin hala durduğunu söyledi.
Türk tır şoförlerinin Suudi Arabistan üzerinden Körfez ülkelerine geçişini sağlayan 10 yıllık transit vize sorununun çözüldüğünü anımsatan Bolat, 15 Nisan'dan beri gerek Ürdün, Suudi Arabistan üzerinden gerekse Türkiye, Irak, Suudi Arabistan üzerinden transit rota çalıştığını dile getirdi.
Bolat, Kalkınma Yolu Projesi'nin de son yaşanan gelişmelerden dolayı hızlanacağını belirterek, "Son 70 günde yaşadıklarımızdan sonra Körfez ve Hürmüz eskisi gibi olmayacak belli. Ülkeler stratejik tedarikleri, hayati öneme sahip enerji ve diğer tedarikleri için alternatif güzergahları daima düşünecekler ve aksiyona geçmeye çalışacaklar." diye konuştu.
Bolat, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından dolayı lojistik maliyetlerinin çok yükseldiğine dikkati çekerek, "27 Şubat günü çok ucuzdu, Türkiye ile Uzak Doğu arasındaki konteyner taşıma bedelleri. Herkes bir an önce savaşın bitmesini ve normal hayata dönmeyi bekliyor. Bu da talebi artıracaktır bu anlamda. Çünkü hasar alan ülkeler, yıkım yaşayan ülkeler bize doğru eğilim gösterecekler." diye konuştu.
Özdemir: Türkiye stratejik bir merkez
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir de zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye Yüzyılı'nın yalnızca büyüme rakamlarından, ihracat verilerinden ya da yatırım tablolarından ibaret olmadığını belirterek, "Bize göre Türkiye Yüzyılı, yeniden ayağa kalkmış, üretim gücünü yeniden keşfetmiş, öz güvenini yeniden kazanmış bir milletin hikayesidir." dedi.
Dünyanın kritik bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyleyen Özdemir, güç dengelerinin yer değiştirdiğini, uluslararası ticari ilişkilerin yeniden şekillendiğini ve neredeyse tüm coğrafyalarda safların yeniden belirlendiğini dile getirdi.
Özdemir, Türkiye Yüzyılı vizyonunun, ülkenin sadece var olan coğrafi sınırlarından, nüfusundan veya ekonomik verilerinden ibaret olmadığını belirterek, Türkiye'nin Türkiye'den daha büyük olduğunu anlatan güçlü vizyona sahip bulunduğunu vurguladı.
Özdemir, şunları ifade etti:
"Ülkemiz, tüm bölgeyi geçmişte defalarca tekrarlanan ithal çözümlere mecbur bırakmayacak, çözümü üretebilecek tarihi bir fırsat penceresini yakalamış durumdadır. Önümüzde beliren tarihi fırsat penceresini değerlendirebilecek jeopolitik konuma, sanayi altyapısına, genç ve dinamik insan gücüne fazlasıyla sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Bugün Türkiye, yalnızca bölgesel bir pazar değil Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu arasında üretim, lojistik, enerji, teknoloji ve güvenlik eksenlerini birbirine bağlayan stratejik bir merkezdir. Bunun yanında ülkemizin organize sanayi altyapısı, tersaneleri, limanları, enerji yatırımları, ulaştırma koridorları gibi kabiliyetleri küresel ekonomide yaşanan yeni kırılmalar karşısında önemli avantajlar sunmaktadır."
Atıl kaynak dönüşümü ve erken sanayisizleşmenin önüne geçecek insan kaynağı dönüşümüne yönelik çalışmalara ihtiyaç duyulduğuna işaret eden Özdemir, "Bu iki dönüşümü hızlı ve proaktif biçimde ve özellikle devlet eliyle gerçekleştirmezsek önümüzdeki yıllarda tekrar orta gelir tuzağına düşmemiz olasıdır." diye konuştu.
"Sektörümüz, üretim ve ticaretin devamı için kritik bir rol üstlendi"
Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil de küresel ekonominin, jeopolitik gerilimlerin küresel tedarik zinciri üzerinde meydana getirdiği aksaklıklara bağlı olarak çok zorlu bir sınavdan geçtiğini söyledi.
Özdil, çok kutuplu yeni dünya düzeni ve güç mücadelelerinin küresel ticarette korumacı eğilimlerin artmasına ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesine neden olduğunu ifade etti.
Küresel ticaret dinamiklerindeki değişimin, ticaretin geleceğine yönelik belirsizlikleri artırarak küresel ekonomide aşağı yönlü riskleri açığa çıkardığını belirten Özdil, "Ayrıca önemli bir enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı etrafında düğümlenen politik çıkmazlar, enflasyon görünümünü bozarak küresel finansal piyasalara olumsuz yansıyor." diye konuştu.
Özdil, ülkenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde uygulanan başarılı ekonomi programı sayesinde risklere karşı korunaklı yapısını muhafaza ettiğini dile getirerek, "Alınan proaktif tedbirlerle piyasalarımızın düzenli işleyişini sürdürmesi sağlanarak enflasyonist baskılar sınırlandırılmaya çalışılıyor. Bu dönemde Merkez Bankamızın rezervleri, finansal istikrarı korumada önemli bir tampon görevi görerek dış şokları yönetebilme kabiliyetimizi artırıyor. Dezenflasyon süreciyle eş güdüm içerisinde reel sektörün finansmana erişimi için de gerekli tedbirler alınıyor." ifadelerini kullandı.
Nisan ayı başında Hazine ve Maliye Bakanlığının turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik devreye aldığı 120 milyar lira tutarındaki ilave kredi paketinin de jeopolitik gelişimlerin etkisini azaltmak için önemli bir adım olduğunu vurgulayan Özdil, şunları kaydetti:
"Son açıklanan ihracat verilerindeki olumlu görünüm de bu yaklaşımı destekler niteliktedir. Ayrıca yatırımcı dostu politikalarla ülkemizin küresel cazibe merkezi olma hedefi de güçlenmektedir. Bu doğrultuda Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı İstanbul Finans Merkezi odaklı düzenlemeler, transit ticaret ve finansal hizmetler alanında rekabet gücümüzü en üst seviyeye taşıyacaktır. Ekonomi yönetimimizin inşa ettiği bu istikrarlı zeminde sektörümüz, etkin aktif pasif yönetimi, sağlam sermaye yapısı, yüksek likidite yeterliliğiyle, teknolojik altyapısıyla her türlü riske karşı hazırlıklı olduğumuzu kanıtladı."
Özdil, 2025'te ortaya konulan bu performansın yılın ilk çeyreğinde de sürdürüldüğünü vurgulayarak, "İçinde bulunduğumuz zorlu küresel ortamda sektörümüz, üretim ve ticaretin devamı için kritik bir rol üstlendi. Uygulanan selektif kredi politikalarıyla kaynaklar verimli alanlara yönlendirilerek ticaretin sürdürülebilirliğine güçlü bir katkı sağlanmaktadır." şeklinde konuştu.
Ticaretin rotasının yeniden çizildiği bu süreçte Halkbank olarak üretimi, yatırımı ve ihracatı desteklemeye devam ettiklerini vurgulayan Özdil, kamu bankası misyonlarıyla ticaretin gelişimi için güvenli ve güçlü finansal zemin oluşturduklarını söyledi.
"KOBİ kredi hacmimiz 960 milyar liraya ulaştı"
Özdil, "İhracatçılarımızdan, esnaf ve KOBİ'lerimize kadar geniş bir yelpazede ticaretin sürdürülebilirliği için finansman desteği sağladık. KOBİ kredi hacmimiz 960 milyar liraya ulaşırken nakdi kredilerimiz içinde KOBİ kredilerinin payı yüzde 48 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde esnaf kredi bakiyemiz 320 milyar liraya, kredili esnaf sayımız ise 774 bine yükselmiş durumdadır." ifadelerini kullandı.
Girişimcilik ekosistemine katkı sağlamayı öncelikleri arasında gördüklerini vurgulayan Özdil, "Bu amaçla son 4 yılda 210 bin girişimci müşterimize toplam 44 milyar lira kredi kullandırdık. 2021'den bu yana ise 271 bin kadın girişimciye 129 milyar lira, 35 yaş altı yaklaşık 100 bin genç girişimcimize 21 milyar lira kaynak aktardık. Bu desteklerimizi 2026 yılında daha da artırmayı hedefliyoruz." dedi.
Albayrak Medya Genel Müdürü Abdullah Hanönü, bugün dünyanın konuştuğu en önemli başlıklardan birisinin ticaret olduğuna işaret ederek, "Dünya, ülkeler sarsılıyor, Hürmüz'den yükselen gerilim küresel ekonomiyi yakın tarihinin en derin şoklarından biriyle yüzleştiriyor. Ticaret, ekonomi, sanayi, tarım ve teknoloji, hiçbir sektör bu sarsıntıdan azade değil. Türkiye, bu tablonun ortasında bir istikrar adası olarak yükselişine devam ediyor." diye konuştu.
Her zorlukla beraber bir kolaylığın olduğuna inandıklarını belirten Hanönü, "Hem dünyamız hem de ülkemiz bugün bu zor dönemden de geçecek ve istikrarlı bir şekilde yoluna devam edecektir. Karar vericilerimizin yıllarca icra ettiği stratejik aklın meyvelerini topluyoruz." ifadelerini kullandı. HABER MERKEZİ