Mescid-i Aksa'nın yanı başındaki Silvan beldesini Yahudileştirmek için Batn el-Hava Mahallesi'nde yaşayan Filistinlilerin evlerini İsrail'in ayrımcı yasaları ve mahkemelerinde açılan davalar vasıtasıyla ellerinden alan Ateret Cohanim, zorla yerinden etme yöntemlerine bir yenisini daha ekledi.
Çok sayıda Filistinli ailenin evinden çıkarıldığı ve yerlerine Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin yerleştirildiği mahallenin önde gelen isimlerinden Recebi'ye de Ateret Cohanim'in açtığı dava neticesinde 17 Mayıs 2026'ya kadar evini tahliye etme kararı gönderildi, verilen hukuki mücadele sonucunda bu karar 60 gün için askıya alınırken Yahudi yerleşimci örgütü yeni bir dava açtı.
Davada, Recebi ailesinden İsraillilere ait bir evde uzun süre oturduğu için geçmişe dönük kira ödemesi gerektiği iddiasıyla 1 milyon 539 bin şekel (yaklaşık 416 bin dolar) tazminat talep edildi.
"Tahliye ettikleri herkesten geriye dönük 7 yıllık kira talebi"
Yaşadıklarını AA muhabirine anlatan Recebi, kendisi ve kardeşlerine ait 7 ev için İsrail mahkemesinin tahliye emri çıkardığını, fakat 60 gün süreyle tahliyeyi durdurmayı başardıklarını ve bunun üzerine Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin kendilerini daha önce benzeri görülmemiş bir yöntemle cezalandırmaya çalıştığını vurguladı.
Recebi, kendisi ve kardeşlerinden geriye dönük olarak 1,5 milyon şekelden fazla tazminat talep edildiğinde şaşkına döndüklerini ve bir hukuk mücadelesi daha başlatacaklarını söyledi.
Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin mülk değil, araziler üzerinde hak iddia ederek evlerini ellerinden aldığının altını çizen Recebi, "Kendi iddialarının bile mülkle ilgisi olmamasına rağmen, hem bizi evlerimizden çıkarıp hem de geriye dönük kira talep ediyorlar." ifadesini kullandı.
Recebi, Kudüs'teki Filistinlileri tehcir etmek için faaliyet gösteren Ateret Cohanim örgütünün, Batn el-Hava Mahallesi'nde 87 aileye tahliye davası açtığına, bunlardan 33'ünün evlerinin elinden alındığına, geri kalanları ise aynı acı sonun beklediğine işaret ederek Filistinlilerin işgal altındaki Batı Şeria'ya sürülmek istendiğini kaydetti.
İsrail hükümetinin doğrudan bu işe dahil olmamak için Yahudi yerleşimci örgütlerini kullandığını belirten Recebi, 10 Temmuz'a kadar uzatılan tahliye kararını, 60 gün daha uzatmak için talepte bulunacağını söyledi.
Tahliyeyi ilk 60 gün dondurdukları için Ateret Cohenim'in tazminat davası açtığını, ilk kez kendilerine açılan bu davanın mahalleden tahliye edilen ve tahliye tehdidiyle karşı karşıya olan diğer Filistinlilere de yapılacağını dile getiren Recebi, "Bu durum sadece kardeşlerim ve benimle başladı ama bildiğim kadarıyla tahliye ettikleri herkesten geriye dönük yedi yıllık kira talep edecekler." dedi.
"Kudüs'ü terk etmemi istiyorlar"
"İcra Dairesi aracılığıyla bankalardaki hesaplarımızı dondurmak gibi adımlar atacak ve bize karşı önlemler alacaklar. Ama biz de bu karara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz." diyen Recebi, şunları söyledi:
"Kudüs'ü terk etmemi istiyorlar. Kudüs'ten çıkmamı istiyorlar. Gidip Batı Şeria'da duvarın arkasında bir yere yerleşmemi istiyorlar ki böylece Kudüs'ü Makdisilerden (Kudüslü Araplardan) temizleyip buraya tek başlarına sahip olabilsinler. Bu 1,5 milyon Şekel bizi öyle kolay kolay korkutmuyor. Çünkü zaten 7 evin bulunduğu dört katlı ve 7,5 milyon şekel değerindeki mülkü elimizden alıyorlar."
Recebi, İsrail'de başında Binyamin Netanyahu'nun bulunduğu, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich olan mevcut hükümetin değişmesi durumunda mahallede köklü değişiklikler yaşanacağına inandığını aktardı.
"Bu, hayatımda başıma gelen en kötü şey"
Doğu Kudüs'ün İsrail tarafından işgalinin 60'ncı yılına girildiği hatırlatılması üzerine Recebi, "İşgal altında yaşadığım en kötü şey tutuklanmaktı. Hapishanede 16 yıl geçirdim. En kötü şey, her seferinde gelip beni evimden, çocuklarımın, eşimin ve ailemin yanından alıp tutuklamalarıydı. Beni tutukluyorlar, birkaç yıl tutup sonra serbest bırakıyorlar ve ardından tekrar tutukluyorlardı." ifadelerini kullandı.
Recebi, tutuklanmaktan daha kötüsünün başına geldiğinin altını çizerek sözlerini şöyle noktaladı:
"Kötünün de kötüsü olan şey ise sizi mahallenizden tahliye etmek ve evinizi elinizden almak istemeleri. Doğduğunuz, büyüdüğünüz, yetiştiğiniz ve evlendiğiniz bu evi, hayatınız boyunca yaşadığınız o güvenli limanı, bugün elinizden almaya çalışıyorlar. Doğrusu bundan daha kötü bir şeyle karşılaşacağımı sanmıyorum. Bu, hayatımda başıma gelen en kötü şey." AA