"World Decolonization Forum"da Avrupa merkezli küresel düzen ele alındı
Bu yıl ilki düzenlenen "World Decolonization Forum 2026" kapsamında düzenlenen oturumda, küresel düzenin Avrupa merkezli bir anlayışla şekillenmesi eleştirildi.
Moderatörlüğünü Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden Sümeyye Sena Polat'ın üstlendiği oturuma, Leeds Üniversitesi Sosyal Teori ve Sömürgecilik Sonrası Düşünce Profesörü Salman Sayyid ile sömürge karşıtı mücadelenin sembolü Frantz Fanon'un kızı ve uluslararası hukuk uzmanı Mireille Fanon konuşmacı olarak katıldı.
Fanon, burada yaptığı konuşmada, dekolonizasyonun entelektüel, akademik veya kültürel bir proje olmadığını belirterek, "Bazı devletlerin, bağımsızlık, özerklik ve toprakları talep eden haklar ve hatta devletlere karşı tam sömürgeci pozisyonlarını haklı çıkarmak için oluşturdukları inkarı silmeyi, yalan söylemeyi gerektirir." dedi.
Başta ABD olmak üzere "İsrail'in müttefiklerinin, Filistin'de soykırım uyguladığı" ifadesine karşı çıktığını aktaran Fanon, "Çünkü iktidarın sömürgecilik taraflarına göre, İsrail devleti saldırıya uğruyor. Dolayısıyla kendilerini savunma hakkı var. Buna karşı çıkanlar, iddia edenler, düşman, hatta terörist oluyorlar." diye konuştu.
Fanon, sömürgeci ülkelerin yıllarca yerlileri kıtalarından söküp attığına, soykırım uyguladığına, toplu infazlar yaptığına ve mallarına el koyduğuna işaret ederek, "Transatlantik ticaret, kölelik, sömürgecilikten beri siyah ve Arap bir hayatın, beyaz bir hayattan daha az değer taşıdığı sabit hale gelmiş durumdadır." değerlendirmesinde bulundu.
Filistin'de de aynı sömürgecilik hakimiyet paradigmasının uygulandığını vurgulayan Fanon, "Barbarlığa karşı mücadele ettiklerini iddia ederek, onları sadece hayvan olarak kategorize ederek, zorla temelli yerinden etmeye, temel ihtiyaçlarını karşılama olanaklarında yoksun bırakmaya, açlıkla mücadele etmeye zorluyorlar." dedi.
Fanon, uluslararası toplumun baskı altındaki halklarla dayanışma göstermesi gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
"Haiti halkının desteklenmesi, onların sesi olmak, dışarıdan uygulanan kontrolü bitirmek, kendi egemenlik haklarını elde edebilmeleri için bu talebi hep beraber yapmalıyız. Her zaman Filistin'in tarafında olmalıyız ve bu soykırımın koşulsuz durdurulmasını, BM kararlarının uygulanmasını ve savaş suçlarının tanınmasını talep ediyoruz ve bunu talep etmeliyiz. İran İslam Cumhuriyeti ve Lübnan Cumhuriyeti'ne karşı sömürgeci ve yasa dışı askeri operasyonlara son verilmesini talep etmeliyiz."
Dekolonizasyon tartışmaları, Avrupa merkezli kavramlar üzerinden yürütülüyor
Leeds Üniversitesi Sosyal Teori ve Sömürgecilik Sonrası Düşünce Profesörü Sayyid de dekolonizasyon tartışmalarının hala büyük ölçüde Avrupa merkezli kavramlar üzerinden yürütüldüğünü belirterek, "Acaba dekolonizasyonu mu dekolonize etmemiz gerekiyor?" dedi.
Sayyid, dekoloniyel düşüncenin ortaya çıkışından itibaren Atlantik merkezli bir tarih ve dünya tasavvuruna dayandığını savunarak, sömürgeciliğin küresel bir olgu olarak ele alınması gerektiğini dile getirdi.
Avrupa merkezli düşüncenin, dünyayı anlamada kendi tarihsel deneyimini evrensel bir model gibi sunduğunu kaydeden Sayyid, "Her bir güç gösterisi otomatik olarak Avrupa sömürgecilik yaklaşımının bir parçası olmayacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Sayyid, sömürgecilik ile ırkçılık arasındaki ilişkinin çoğu zaman yanlış ele alındığını söyleyerek, "Neden Nazilerin Almanya'da yaptıklarını sömürgecilik olarak tasvir etmiyoruz? Nazilerin kendisi buna 'sömürgecilik' derken, biz niye demiyoruz? Avrupa'nın özgünlüğünü ve biricikliğini muhafaza etsin diye 'ırkçılık' adında yeni bir kelime icat ediyoruz." ifadelerini kullandı. AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.