Selçuk Bayraktar: Bizi insan kılan en güçlü sığınaklardan biri sanat
Kültür Medeniyet Vakfı (KÜME) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, yaşanılan çağda insan ile makine arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığını belirterek, "Bizi insan kılan en güçlü sığınaklardan birinin sanat olduğunu düşünüyorum." dedi.
“İnsan ile makine arasındaki çizgi giderek bulanıklaşıyor”
Selçuk Bayraktar, açılışta yaptığı konuşmada, Karaköy Palas'ı kültür ve sanat hayatına kazandırmaktan dolayı mutluluk duyduklarını belirtti.
Bir mühendis olarak daha çok İHA, yazılım, yapay zeka ve yüksek teknolojiyle tanındığını anlatan Bayraktar, "Ancak tüm bu sistemleri geliştirirken gördüğüm çok daha derin bir mesele var. Öyle bir çağa şahidiz ki insan ile makine arasındaki çizgi giderek bulanıklaşıyor. Makinelerin, yapay zekanın insanı taklit ettiği, insanların da hızla makineleştiği karanlık bir çağa yol alıyoruz. Ruhsuz bir rasyonalizmin, kendisinden başka kimseye hayat ve hürriyet hakkı tanımayan materyalizmin ve makineleşmiş insanların istilasıyla karşı karşıyayız." diye konuştu.

"İnsanı eşref-i mahlukat kılan o ilahi ruhu korumak zorundayız"
Bu istilaya karşı insanoğlunu insan kılan en güçlü sığınaklardan birinin de sanat olduğunun altını çizen Bayraktar, "Ancak duygu, his ve mana yoksa sanatın da bir anlam ve değeri yoktur. Makineler ve makine insanlar için sanat yoktur. Makine için acı, hasret ve keder yoktur. Makineler ve makine insanları için sonsuz döngüler, kısır görevler, manayı yitirmiş karanlık ve en nihayetinde ise kaçınılmaz bir yok oluş ve mutlak yıkım vardır. Makine acı çekmez. Makine özlem duymaz. Makine neden diye sormaz. Bizler inancımızın da tarifiyle yaratılmışların en şereflisi olan insanı eşref-i mahlukat kılan o ilahi ruhu ve derin hissiyatı korumak zorundayız." ifadelerini kullandı.
Kültür Medeniyet Vakfını tam da bu "neden" sorusuna bir cevap aramak ve insanı makineleşmekten koruyacak o ruh ve estetik dünyasını yaşatmak için kurduklarının altını çizen Bayraktar, Karaköy Palas'ın İstanbul'un kalbinde, tarihi yarımadanın karşı kıyısında yer alan bir sanat ve kültür merkezi olarak hizmet vereceğini söyledi.

Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yunus Emre yüzyıllar öncesinden ne güzel ifade etmiş: 'Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldik.' Bu duygunun ilhamıyla bu çatı altında sanatını icra eden her bir zihni ve gönlü ihya etmeyi hedefliyoruz. Bu noktada sanat ve mimarinin büyük üstadı Mimar Sinan'ı da anmadan geçemeyeceğim. Sinan için sanat, taşın zarafetinde ve tasarımın her zerresinde vücut bulan matematiğin ve hatta fiziğin eşsiz nizamının bir yansımasıdır. O mühendislikle sanatı asla birbirinden ayırmadı.
Bugün bir mühendis olarak hayata ve evrene baktığımda bizzat bunu ben de görüyorum. Bizleri estetiğiyle kendine hayran bırakan bir gülün büyük biyolojisindeki eşsiz mimari, moleküler kimyasındaki kusursuz kanunlar ve atomik yapısındaki fiziksel kurallar aynen birer sanat eseri gibi her yönüyle sanatla kuşatılmış bir yüceliği ve mükemmelliği tüm hücrelerimizde hissettiriyor."
Sanatın bu kusursuz nizamın en zarif görüntüsü olduğunu belirten Bayraktar, "Kainattaki bu muazzam nizamı, bu gizemli narin tülü idrak edebilen tek varlık da insandır. Bizler ruhumuzla bu tülü, bizlere armağan olarak verilmiş sanatı araladığımızda maddenin ötesindeki hakikatle yaratanın yüceliğiyle karşılaşırız. İnsan, doğası gereği o yüceliğe ve mükemmelliğe meftundur. Sanat ise bu yüceliğe duyduğu sonsuz özlemin, ilahi arayışın en saf ve en samimi ifadesidir." değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar, dünyanın yeni bir şafağın eşiğinde olduğuna dikkati çekerek, "Karanlığın içinde tüm değer ve müesseseleriyle yıkılmış dünyanın yeniden inşası, inanç, sevgi, adalet, merhamet, bilim, teknik ve sanatla olacak. İnsanlığın hasret kaldığı şafağa kavuşmasını medeniyetimizin güneş yüzlü çocukları sağlayacak." ifadelerini kullandı.
![]()
"Bir toplumun geleceği düşünceyle, sanatla, derinlikle ve anlamla inşa edilir"
KÜME Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Eren de her yeni sanat mekanının yeni imkan alanı olduğuna değinerek, "Bugün burada atılan adımın, kültür ve sanatın dönüştürücü gücüne duyulan inancın da güçlü bir ifadesi olduğunu düşünüyorum. Küme Vakfı, yaklaşık iki yıl önce öz değerlerimizden hareketle çağın meselelerine değinen, bugünü anlamaya çalışan, yarına istikamet veren fikri ve sanatsal üretimlere zemin hazırlama niyetiyle yola çıktı. Çünkü inanıyoruz ki bir toplumun geleceği, maddi imkanlarının yanında düşünceyle, sanatla, derinlikle ve anlamla inşa edilir." diye konuştu.
Karaköy Palas’ta açılan serginin yeniden kurma çağrısı olduğunu vurgulayan Eren, "'Mümkün' teması etrafında şekillenen sergide yer alan sanatçılarımız, kendilerine açılan bu bağımsız alanda düşündüler, sorguladılar ve yeniden kurdular. Gördük ki ortaya çıkan işler de tekil anlatılarla sınırlı kalmayıp birbirine eklemlenen, genişleyen ve çoğalan bir düşünce ağı oluşturdu. Ve belki de en önemlisi, bu sergi yalnızca sanatçılara ait değil, aynı zamanda izleyiciye de açık bir davet." dedi.
Eren, sergiyle birlikte tanıtımı gerçekleşen ODAK projesine ilişkin de şunları söyledi:
"Bu çalışmada temel önceliğimiz, Türkiye’de kültür-sanat alanında gerçekleşen etkinliklerin sistematik biçimde izlenmesi, elde edilen verilerin anlamlı hale getirilmesi ve kamuoyuyla ilgili paydaşların istifadesine sunulması oldu. ODAK’ın en önemli kaynağını oluşturan veri toplama işlemi için özelleştirilmiş bir yazılım vasıtasıyla Türkiye genelinde yer alan 227 farklı web kaynağı tarandı ve 102 bin 569 toplam veri kaydedildi. ODAK ekibi tarafından ise 100’e yakın internet sitesi her gün titizlikle tarandı ve tespit edilen kültür-sanat haberleri, kategorilerine ayrılarak günlük, haftalık ve aylık olarak arşivlendi. İşlenen yaklaşık 5 bin kültür sanat haberinden tasnif neticesinde belirlenen 1757 tanesine özgün metinler yazıldı ve böylece ODAK 2025 haber seçkisi ortaya çıkmış oldu." AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.