Orta Doğu krizi Alman ekonomisinde bahar toparlanmasını vurdu
Büyük umutlar ve yatırım hamlesi vaadiyle 2026 yılına giren Alman ekonomisi, Orta Doğu’da tırmanan savaşın ve küresel jeopolitik gerilimlerin oluşturduğu şokun baskısı altında kalıyor.
Avrupa’nın lokomotif ekonomisinde büyüme yavaşlarken bütçe açığı ve vergi gelirlerindeki kayıp derinleşiyor.
Alman hükümeti ve ülkenin önde gelen ekonomi enstitüleri, Orta Doğu’daki savaşın ekonomik maliyetlerini göz önüne alarak makroekonomik öngörülerini aşağı yönlü revize etti.
Hükümet, daha önce yüzde 1 olarak açıkladığı 2026 yılı gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) büyüme tahminini resmi olarak yüzde 0,5’e düşürdü.
Gelecek yıl için yüzde 1'lik bir toparlanma beklense de Orta Doğu’daki çatışmaların seyri nedeniyle geleceğe yönelik belirsizlikler ağırlığını koruyor.
Almanya Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan güncel tahminlere göre, ülke ekonomisindeki yavaşlama bütçe planlamalarını da sekteye uğrattı.
Federal hükümetin vergi gelirlerinin, geçen yılın ekim ayı tahminlerine kıyasla 2030’a kadar 52,3 milyar avro azalması bekleniyor.
Yeni projeksiyona göre federal vergi gelirleri bu yıl, bir önceki tahminden 9,9 milyar avro daha düşük bir seviyede kalarak 382,1 milyar avroya gerileyecek.
Almanya Maliye Bakanı Lars Klingbeil, konuya ilişkin değerlendirmesinde, küresel enerji fiyatlarındaki şokun ekonomik dinamizmi frenlediğini belirterek, "Açıklanan vergi geliri tahminleri, Orta Doğu'daki savaşın bizi ekonomik olarak ne kadar derinden sarstığını açıkça gösteriyor." ifadesini kullandı.
Güncellenen bu olumsuz tablo Berlin yönetimi üzerindeki baskıyı artırırken federal hükümetin 2028 yılına kadar yaklaşık 30 milyar avroluk bir bütçe açığıyla yüzleşeceği ve yeni harcama kesintilerinin zorunlu hale geleceği öngörülüyor.
Ekonomik atılım enerji şokuna takıldı
Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığının ekonomiye ilişkin mayıs raporu da mali tablodaki bu karamsarlığı destekliyor.
Enerji, emtia ve finans piyasalarındaki yüksek oynaklığın süreceğine işaret edilen raporda, "Ekonomik gelişmelerin seyri, ticaret yolları ile üretim kapasitelerinin ne kadar süre kesintiye uğrayacağına bağlı kalacaktır. Bölgede durum sakinleşse bile enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerindeki artçı etkiler daha uzun süre hissedilecektir." değerlendirmesinde bulunuldu.
Bu arada Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle artan enerji maliyetleri, nisan ayında yıllık enflasyonu yüzde 2,9'a taşıyarak Ocak 2024'ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı. Enerji maliyetlerindeki artışla enflasyonun önümüzdeki aylarda yüzde 3’ü aşabileceği öngörülüyor.
Satın alma gücünün erimesi özel tüketimi durma noktasına getirirken ekonomistler yılın ikinci çeyreğinde ekonomide yeniden daralma yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Bu karamsar tablo iş gücü piyasasına da yansırken nisan itibarıyla işsiz sayısı 3 milyon kritik eşiğinin üzerinde kalmaya devam etti.
Ülke ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektörü de Çin ile girdiği yoğun rekabetin yanı sıra en kritik ihracat pazarlarından biri olan ABD’nin transatlantik gerilimler ekseninde uygulayabileceği "yüzde 25’lik gümrük vergisi" tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor.
Jeopolitik şoklar iş dünyasının güvenini sarstı
Münih merkezli Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo) tarafından yayımlanan nisan ayı Almanya İş Ortamı Güven Endeksi, marttaki 86,3 puandan 84,4 puana gerileyerek Kovid-19 salgınının etkili olduğu Mayıs 2020'den bu yana en düşük seviyesine indi.
Orta Doğu'da tırmanan gerilim ve küresel enerji arzındaki belirsizliklerin etkisiyle ekonomistlerin 85,5 puanlık beklentisinin altında kalan veri, imalat, hizmet ve perakende sektörlerindeki bozulmayı ortaya koydu. Şirketlerin hem mevcut durum değerlendirmeleri hem de gelecek aylara ilişkin beklentileri belirgin şekilde karamsarlaştı.
Ifo Başkanı Clemens Fuest, verilere ilişkin değerlendirmesinde, "Alman ekonomisi, İran krizinden ağır bir darbe alıyor. Toparlanma umutları şimdilik yok oldu." ifadesini kullandı.
Başbakan Merz’e iş dünyasından "İlk Yıl" eleştirisi
Öte yandan Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki koalisyon hükümeti, göreve gelişinin birinci yılında iş dünyasının sert eleştirileriyle karşı karşıya kaldı.
Mayıs 2025'te "ekonomik dönüm noktası" vaadiyle ve "Almanya'da artık sol politikalar olmayacak" söylemiyle başbakanlık koltuğuna oturan Merz, vadedilen yapısal reformları hayata geçiremedi.
Alman Sanayi Federasyonu (BDI) Başkanı Peter Leibinger, hükümetin ilk yıl performansını "perişan bir bilanço" olarak nitelendirdi. Yapısal reformların aciliyetine vurgu yapan Leibinger, "Reform programı için genel bir vizyon eksikliği yaşanıyor. Şirketler derin bir endişe içinde yatırım yapacaklarsa da bunu esas olarak yurt dışında gerçekleştiriyorlar." diyerek Berlin yönetimini sert dille eleştirdi.
Alman Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (DIHK) gibi ülkenin önde gelen çatı kuruluşları da artan bürokrasi ve yüksek maliyetler nedeniyle Almanya'nın bir sanayi merkezi olarak "varoluşsal tehdit" altında olduğuna yönelik uyarılar yapıldı.
Enerji maliyetleri risk oluşturuyor
ING Küresel Makro Araştırma Başkanı ve Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, Alman ekonomisine ilişkin analizinde, Orta Doğu’daki savaşın ve tırmanan enerji maliyetlerinin yakın dönem görünümü için net bir risk oluşturduğunu vurguladı.
Almanya'nın Avrupa'nın en büyük net enerji ithalatçılarından biri olduğuna dikkati çeken Brzeski, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Almanya, petrol ithalatının yaklaşık yüzde 6'sını Orta Doğu ülkelerinden gerçekleştiriyor. Ülkedeki enerji yoğun endüstriler, endüstriyel brüt katma değerin yaklaşık yüzde 17'sini oluşturuyor ve 1 milyona yakın kişiye istihdam sağlıyor. Orta Doğu'daki savaşın saf bir enerji fiyat şokundan, enerji arzı ve daha geniş tedarik zinciri şokuna doğru kayması, Alman ekonomisini bir kez daha küresel kırılmanın merkezine oturtmuştur. Savunma ve altyapı yatırımları ekonomiyi desteklese de bu mali canlandırma önlemlerinin reel ekonomiye ulaşması zaman alacaktır."
Brzeski, enerji fiyatlarının tırmanmaya devam ettiği ve ABD'nin Avrupa otomotiv sektörüne yönelik yüzde 25'lik gümrük vergisi tehdidi düşünüldüğünde, sanayi üretiminde yakın vadede bir iyileşme beklenmediğini ifade etti. AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.